Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

TAT Testi (Tematik Algı Testi) Nedir? Resimlerle Hikâye Anlatmak

TAT Testi (Tematik Algı Testi) Nedir? Resimlerle Hikâye Anlatmak

TAT testi nedir, nasıl uygulanır, anlatılan hikâyeler nasıl yorumlanır? Tematik Algı Testi uygulanacak danışanlar için sade ve gerçekçi bir rehber.

"Size bazı resimler göstereceğim; her biri için bir hikâye anlatmanızı isteyeceğim." Bu cümleyi duyan pek çok kişinin aklından ilk geçen şey aynıdır: "Ama ben hikâye uyduramam ki." Okulda kompozisyon yazmaktan hoşlanmamış, yaratıcı olmadığını düşünen biri için bu görev bir sınav gibi görünebilir. Oysa TAT testi, yani Tematik Algı Testi, kimin daha güzel hikâye anlattığını ölçmez. Bu testte önemli olan, belirsiz bir sahneye bakarken zihninizin hangi temaları seçtiği, insanları nasıl düşündüğü ve hikâyeleri nasıl bir sona bağladığıdır. Bu yazıda TAT testinin nereden geldiğini, nasıl uygulandığını, hikâyelerin nasıl değerlendirildiğini, testin sınırlarını ve değerlendirme sonuçlarının terapide nasıl kullanılabileceğini anlatıyorum. Eğer yakında bu testi yapacaksanız, ne ile karşılaşacağınızı bilmek kaygınızı azaltabilir.

TAT Testi Nedir?

Tematik Algı Testi, 1930'larda Harvard Üniversitesi'nde psikologlar Henry Murray ve Christiana Morgan tarafından geliştirilmiş projektif bir kişilik değerlendirme aracıdır. Test, çoğunda bir ya da birkaç insanın yer aldığı, ne olduğu tam olarak belli olmayan siyah-beyaz resimlerden oluşur. Kartlardan biri ise tamamen boştur; kişiden bu boş karta kendi hayal ettiği bir sahneyi yerleştirip hikâyesini anlatması istenir.

Testin arkasındaki fikir basittir: Belirsiz bir sahneyle karşılaşan kişi, o sahneye anlam vermek için kendi deneyimlerinden, beklentilerinden, ihtiyaçlarından ve kaygılarından yararlanır. Bir resimdeki genç adamın neden başı önde durduğuna dair anlattığınız hikâye, o genç adamdan çok sizin dünyanızın izlerini taşır. Bu süreç, psikolojide yansıtma olarak bilinen mekanizmayla yakından ilişkilidir; kavramın ayrıntıları için yansıtma nedir yazısına göz atabilirsiniz.

Murray, insan davranışını iç ihtiyaçlar (başarı, yakınlık, bağımsızlık, saygınlık gibi) ile çevrenin bu ihtiyaçlar üzerindeki baskıları arasındaki etkileşimle açıklamaya çalışmıştır. Tematik Algı Testi de bu kuramdan doğmuştur: Hikâyelerde kahramanın neye ihtiyaç duyduğu ve çevrenin ona nasıl davrandığı, değerlendirmenin temel eksenlerinden biridir.

TAT Testi Nasıl Uygulanır?

Testin tamamında otuzdan fazla kart bulunur, ancak hepsi bir kişiye uygulanmaz. Uygulayıcı, kişinin yaşına, cinsiyetine ve değerlendirmenin amacına göre genellikle sekiz ile on iki kart arasında bir seçim yapar. Bu seçim, değerlendirmenin hangi sorulara yanıt aradığına göre değişir.

Her kart için kişiden şu sorulara yanıt veren bir hikâye anlatması istenir:

  • Resimde şu anda ne oluyor?
  • Bu ana nasıl gelindi, öncesinde ne yaşandı?
  • Karakterler ne düşünüyor ve ne hissediyor?
  • Hikâye nasıl sonuçlanıyor?

Uygulayıcı hikâyeleri kelimesi kelimesine yazar ya da kişinin onayıyla ses kaydına alır. Hikâye çok kısa kalırsa ya da önemli bir öğe eksikse ("Sonra ne oldu?" gibi) yönlendirici olmayan kısa sorular sorabilir. Uygulama çoğu zaman bir saat civarında sürer; bazen iki oturuma bölünür.

Teste girerken bilmeniz gerekenler:

  • Hikâyenin uzunluğu ya da edebî değeri önemli değildir. Üç cümlelik bir hikâye de değerlendirilebilir.
  • "Bilmiyorum" demek de bir yanıttır. Bir resimde hiçbir şey canlanmıyorsa bunu söyleyebilirsiniz.
  • Hikâyeyi beğenmeyip değiştirmek isteyebilirsiniz. Bu tamamen olağandır; uygulayıcı bunu da not eder.
  • Resimdeki kişileri tanımlamak zorunda değilsiniz. Yaşlarını, ilişkilerini, ne yaptıklarını siz belirlersiniz.

Hikâyeler Nasıl Değerlendirilir?

Rorschach gibi testlerin aksine, TAT testi için klinik uygulamada herkesin aynı biçimde kullandığı tek bir puanlama sistemi yoktur. Bazı araştırmacılar başarı, yakınlık ya da güç ihtiyacı gibi belirli temaları puanlayan sistemler geliştirmiştir; ilişkileri ve sosyal biliş düzeyini değerlendirmeye yönelik sistematik yaklaşımlar da vardır. Klinik uygulamada ise çoğu uzman, hikâyeleri belirli başlıklar altında inceleyen nitel bir yöntem kullanır. Bu başlıklar genellikle şunlardır:

  • Kahraman: Hikâyenin merkezindeki karakter kim? Kişi genellikle kendine yakın bulduğu karakteri kahraman yapar. Kahraman etkin mi, edilgen mi; kararları kendisi mi veriyor, başına bir şeyler mi geliyor?
  • İhtiyaçlar ve güdüler: Kahraman ne istiyor? Başarmak, sevilmek, kaçmak, korunmak, intikam almak?
  • Çevrenin tutumu: Diğer karakterler kahramana nasıl davranıyor? Destekleyici mi, eleştirel mi, ilgisiz mi, tehditkâr mı?
  • Çatışmalar: Hikâyede hangi gerilimler var? Ailenin beklentisi ile kişinin isteği, bağlılık ile özgürlük arasında sıkışma gibi.
  • Duygular: Hikâyelerde hangi duygular öne çıkıyor, hangileri hiç yer almıyor?
  • Sonlar: Hikâyeler genellikle umutlu mu, çaresiz mi bitiyor? Sorunlar karakterlerin çabasıyla mı, tesadüfle mi, yoksa hiç çözülmeden mi sona eriyor?
  • Hikâyenin yapısı: Hikâye tutarlı ve anlaşılır mı? Resimde açıkça görünen bir öğe atlanıyor mu, ya da resimde olmayan bir şey ekleniyor mu?

Burada önemli olan tek bir hikâye değil, hikâyeler arasında tekrar eden örüntülerdir. Bir hikâyede kahramanın yalnız kalması bir şey anlatmayabilir; ama on hikâyenin yedisinde birinin gidip kahramanın geride kaldığı anlatılıyorsa, bu dikkat çekici bir temadır.

Hikâyelerimizin kahramanları, çoğu zaman bizim söylemeye cesaret edemediğimiz cümleleri bizim yerimize söyler.

Örneklerle TAT Testinde Tekrarlayan Temalar

Kartların içeriğinden söz etmeden, temaların nasıl ortaya çıkabileceğini birkaç kurgusal örnekle açıklamak mümkün.

Diyelim ki bir kişi neredeyse her hikâyede, karakterlerin çok çalıştığını ama sonunda emeklerinin karşılığını alamadığını anlatıyor. Bir karakter sınava hazırlanıyor ama kazanamıyor; bir diğeri bir işi bitirmeye çalışıyor ama yine yetiştiremiyor. Hikâyeler genellikle "Sonra pes etti" diye bitiyor. Bu örüntü, kişinin çaba ile sonuç arasındaki bağa dair inancı hakkında bir hipotez oluşturur ve depresif düşünce kalıplarıyla birlikte değerlendirilebilir.

Bir başka kişinin hikâyelerinde ise yaşlı karakterler hep kararları veriyor, genç karakterler itiraz etmeden onlara uyuyor. Bir hikâyede genç bir kadın ailesinin istediği kişiyle evleniyor, bir başkasında genç bir adam babasının dükkânında çalışmayı kabul ediyor. Hikâyelerde karakterlerin kendi istekleri neredeyse hiç dile getirilmiyor. Bu örüntü, kişinin kendi ailesindeki otorite ilişkileri ve özerklik ihtiyacı hakkında konuşmak için anlamlı bir başlangıç olabilir. Ancak burada kültürel bağlam da göz önünde tutulmalıdır: Türkiye'de geniş aile içinde büyükler sözünün önemli olduğu bir ortam, bu tür hikâyeleri kendiliğinden daha yaygın hâle getirebilir. Yorumcu, kişisel bir örüntüyü kültürel bir normdan ayırt etmek zorundadır.

Üçüncü bir kişi ise hikâyelerini çok kısa tutuyor, karakterlerin duygularından hiç söz etmiyor ve her kartta "Bilmiyorum, bir şey olmuyor" diyor. Bu durum her zaman bir şey sakladığı anlamına gelmez; duyguları adlandırmakta zorlanma, değerlendirilme kaygısı ya da yorgunluk gibi farklı nedenlerle açıklanabilir. Bu da ancak görüşmede netleşir.

TAT ile Rorschach Arasındaki Fark

Her iki test de projektif testler grubunda yer alır, ama ölçtükleri şeyler ve bakış açıları farklıdır.

Rorschach'ta kişi soyut mürekkep lekelerine bakar ve "Bu ne olabilir?" sorusuna yanıt verir. Değerlendirme daha çok algı ve düşünce süreçlerine, yani kişinin belirsiz bir uyaranı nasıl organize ettiğine odaklanır. Ayrıntılar için Rorschach testi yazısını okuyabilirsiniz.

Tematik Algı Testi'nde ise resimler insanları ve ilişkileri gösterir; kişi bir anlatı kurar. Bu nedenle değerlendirme daha çok ilişkisel temalara, güdülere, çatışmalara ve kişinin insanlar hakkındaki beklentilerine odaklanır. Başka bir deyişle Rorschach "Nasıl görüyorsunuz?" sorusuna, TAT ise "Hangi hikâyeleri anlatıyorsunuz?" sorusuna yakındır.

Çocuklar için, insan figürleri yerine hayvan karakterlerin yer aldığı resimlerle hazırlanmış bir çocuk sürümü (CAT) de geliştirilmiştir. Küçük çocuklar hayvanlarla daha kolay özdeşim kurabildiği için bu sürüm çocuklarla yapılan değerlendirmelerde tercih edilebilir.

TAT Testi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Tematik Algı Testi, herkese rutin olarak uygulanan bir test değildir. Genellikle kişinin iç dünyasını, ilişki kalıplarını ve güdülerini daha derinlemesine anlamaya ihtiyaç duyulduğunda, kapsamlı bir değerlendirmenin parçası olarak kullanılır. Türkiye'de daha çok hastanelerin psikiyatri birimlerinde, üniversite kliniklerinde ve bazı adli değerlendirmelerde karşınıza çıkabilir.

Uygulanabileceği başlıca durumlar şunlardır:

  • Kişinin yaşadığı güçlüklerin kaynağının görüşmede netleşmediği, tekrar eden ilişki sorunlarının anlaşılmaya çalışıldığı durumlar
  • Kişinin duygularını doğrudan anlatmakta zorlandığı, sorulara kısa ve savunmacı yanıtlar verdiği durumlar
  • Tedavi planlaması için kişilik yapısına dair daha ayrıntılı bilgi gereken durumlar
  • Ergenlerde aile ilişkileri, otorite figürleriyle çatışmalar ve kimlik arayışıyla ilgili temaların incelenmesi

Bir değerlendirmede bu testin kullanılıp kullanılmayacağına, sorulan soruya göre uzman karar verir. Sizin için neden önerildiğini merak ediyorsanız, bunu uygulamadan önce sormak hakkınızdır. "Bu test bize ne hakkında bilgi verecek?" sorusunun açık bir yanıtı, sürece daha güvenle katılmanızı sağlar.

TAT Testinin Sınırları

Tematik Algı Testi değerli bilgiler sağlayabilir, ama dikkatle yorumlanması gereken bir araçtır.

Standart puanlamanın sınırlılığı: Klinik uygulamada yaygın tek bir puanlama sistemi olmadığı için yorum büyük ölçüde uzmanın deneyimine ve klinik becerisine dayanır. Bu da farklı uzmanların aynı hikâyelerden farklı sonuçlar çıkarabilmesine yol açar.

Kartların dönemi ve kültürü: Kartlar uzun yıllar önce, farklı bir kültürde çizilmiştir. Kıyafetler, mekânlar ve sahneler bugünün Türkiye'sinde yaşayan biri için yabancı ya da eski görünebilir. Bu yabancılık hikâyeleri etkileyebilir.

O günkü ruh hâli: Kötü bir gün geçirmiş, uykusuz ya da yas sürecindeki bir kişinin hikâyeleri daha karamsar olabilir. Bu bilgi değerlidir, ama kişinin kalıcı özellikleri ile o anki durumunu ayırt etmek gerekir.

Dil ve anlatım becerisi: Kendini sözle ifade etmekte zorlanan biri, iç dünyası zengin olsa da kısa ve yüzeysel hikâyeler anlatabilir.

Tanı koyamaz: TAT testi tek başına herhangi bir ruhsal bozukluğun tanısını koymak için kullanılamaz. Sonuçlar klinik görüşme, öykü ve diğer testlerle birlikte değerlendirilir.

Değerlendirmeden Terapiye: Hikâyelerin Dönüştürücü Gücü

TAT değerlendirmesinin en anlamlı yanı, ortaya çıkan temaların kişinin kendi hayatıyla ilişkilendirildiği andır. İyi bir geri bildirim görüşmesinde uzman, "Hikâyelerinizde sık sık şunu fark ettim" diyerek başlar ve kişiye bunun kendi hayatında nasıl bir karşılığı olup olmadığını sorar. Kişi bazen hemen tanır: "Evet, ben de hep çok uğraşıp sonunda vazgeçiyorum." Bazen de tema ona yabancı gelir; bu da en az onay kadar değerli bir bilgidir.

Bireysel terapi sürecinde bu temalar, bilişsel davranışçı terapi ile temel inançlar ve otomatik düşünceler olarak; şema terapi ile erken dönemde oluşmuş şemalar olarak ele alınabilir. Örneğin hikâyelerinde sürekli terk edilen karakterler anlatan bir kişiyle, ilişkilerinde terk edilme beklentisinin nasıl devreye girdiği, bu beklentinin hangi deneyimlerden beslendiği ve bugün ilişkilerini nasıl etkilediği üzerine çalışılabilir.

Terapide hikâyeler yalnızca bir değerlendirme aracı değildir. Kişinin kendi hikâyesini nasıl anlattığı, hangi bölümleri öne çıkarıp hangilerini atladığı, terapinin kendisinin de önemli bir parçasıdır. Zamanla kişi aynı olayları farklı bir sonla anlatabilmeye başlar; bu, değişimin en güzel işaretlerinden biridir. "Babam beni hiç anlamadı, o yüzden ben de hiçbir şey yapamadım" diye başlayan bir anlatı, aylar içinde "Babam beni anlamakta zorlandı; ben de uzun süre kendimi anlatmaktan vazgeçtim, şimdi yeniden deniyorum" cümlesine dönüşebilir. Olaylar aynı kalır, ama hikâyenin kahramanı artık daha etkin bir yerdedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hikâye anlatmakta iyi değilim, sonuçlarım olumsuz mu çıkar?

Hayır. TAT testi edebî beceriyi ya da yaratıcılığı ölçmez. Kısa, sade hikâyeler de değerlendirilebilir; önemli olan hikâyelerin içeriği ve tekrar eden temalardır. Uygulayıcı, kişinin anlatım tarzını ve dil becerisini de göz önünde bulundurarak yorum yapar.

Hikâyelerim karamsar çıktıysa depresyonda olduğum mu anlaşılır?

Tek başına anlaşılmaz. Karamsar hikâyeler o günkü ruh hâlinden, yaşanan bir kayıptan ya da kartların kendisinden etkilenebilir. Depresyon değerlendirmesi, klinik görüşme ve başka ölçümlerle birlikte yapılır; hikâyelerdeki temalar bu değerlendirmeye yalnızca katkı sağlar.

Anlattığım hikâyeler gerçek hayatımda yaşanmış gibi mi yorumlanır?

Hayır. Hikâyeler kişinin yaşadığı olayların kaydı olarak değil, onun duygu, beklenti ve ilişki kalıplarına dair ipuçları olarak ele alınır. Bir hikâyede kavga eden bir aile anlatmanız, ailenizde kavga olduğu anlamına gelmez; uzman bu tür sonuçlara hikâyelerden değil, sizinle yapılan görüşmeden ulaşır.

TAT testi ne kadar sürer ve kaç kart kullanılır?

Genellikle sekiz ile on iki kart arasında bir seçim yapılır ve uygulama çoğu zaman bir saat civarında sürer. Kart sayısı ve süre, değerlendirmenin amacına ve kişinin anlatım temposuna göre değişebilir. Gerekirse uygulama iki oturuma bölünebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler