Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

İntihar Sonrası Yas: Geride Kalanların Acısı ve Desteği

İntihar Sonrası Yas: Geride Kalanların Acısı ve Desteği

İntihar sonrası yas neden bu kadar ağırdır? Geride kalanların yaşadığı suçluluk, öfke, utanç ve neden sorularıyla baş etmek ve destek bulmak için okuyun.

Bir telefon, bir kapı zili ya da bir mesaj... Sevdiğiniz birinin kendi yaşamına son verdiğini öğrendiğiniz an, hayatınızı "öncesi" ve "sonrası" diye ikiye bölebilir. Bu haberi alanlar çoğu zaman yaşadıklarını tarif edecek kelime bulamaz: inanamamak, donup kalmak, yere yığılmak, sonra da bitmek bilmeyen "neden" soruları. İntihar sonrası yas, yasın en karmaşık ve en yalnız biçimlerinden biridir. Kaybın acısına suçluluk, öfke, utanç ve toplumun yargılayıcı bakışı eklenir. Geride kalanlar hem sevdiklerinin yokluğuyla hem de bu yokluğun biçimiyle baş etmek zorunda kalır. Bu yazıda intihar nedeniyle yakınını kaybedenlerin sık yaşadığı duyguları, bu yasın diğer kayıplardan neden farklı olabileceğini, çocuklarla nasıl konuşulabileceğini ve destek bulmanın yollarını ele alacağım.

Bu yazıyı okurken siz de kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız lütfen yalnız kalmayın; hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

İntihar Sonrası Yas Neden Farklıdır?

Her kayıp acı verir; ancak bu yas, kendine özgü bazı özellikler taşır. Bu farklılıkları bilmek, yaşadıklarınızın ne kadar anlaşılır olduğunu görmenize yardımcı olabilir.

  • Ani ve beklenmedik olması: Çoğu zaman vedalaşma fırsatı olmaz. Kayıp, hazırlıksız bir anda gelir ve derin bir şok yaratır.
  • "Neden" sorusunun yanıtsız kalması: Geride kalanlar, kişinin neden böyle bir karar verdiğini anlamaya çalışır ve çoğu zaman tatmin edici bir yanıt bulamaz.
  • Yoğun suçluluk: "Fark etmeliydim", "O gün onu aramalıydım", "Söylediğim o söz yüzünden mi?" gibi düşünceler zihni sürekli meşgul eder.
  • Reddedilmişlik ve öfke: Kişiye, onu bırakıp gittiği, sevgisini yeterli görmediği için kızgınlık duymak ve ardından bu öfke için suçluluk hissetmek.
  • Utanç ve damgalanma: Toplumun bu konudaki yargılayıcı tutumu, kişinin kaybını açıkça konuşmasını zorlaştırır.
  • Travmatik izler: Özellikle kişiyi bulan ya da olay yerinde bulunan yakınlar, o anın görüntüleriyle uzun süre baş etmek zorunda kalabilir.

Sevdiğiniz kişinin yaşamının nasıl sona erdiği, onun kim olduğunu ve sizin ona duyduğunuz sevgiyi silmez.

İntihar Sonrası Yasta Sık Yaşanan Duygular

"Neden?" sorusu

Bu soru, yaşanan yasın merkezinde yer alır. Geride kalanlar son konuşmaları, son mesajları, son haftaları tekrar tekrar zihinlerinde canlandırır; bir ipucu, bir açıklama ararlar. Bu arayış, kaybı anlamlandırma çabasının doğal bir parçasıdır. Ancak intihar çoğu zaman tek bir nedene bağlanamayacak kadar karmaşık bir olaydır. Kişinin yaşadığı ruhsal acı, çoğu zaman en yakınlarından bile gizlenmiş olabilir. Zamanla pek çok kişi, bu soruya tam bir yanıt bulamadan da yaşamaya devam etmenin yolunu bulur.

Suçluluk

"Eğer..." ile başlayan cümleler, bu tür kayıplardan sonra yasın en ağır yüklerinden biridir. Geride kalanlar, işaretleri fark etmedikleri, yeterince yanında olmadıkları ya da bir tartışmada söyledikleri sözler için kendilerini suçlayabilir. Oysa bugün bildiklerinizle geçmişi yargılamak, o gün bilmediğiniz şeyler için kendinizi sorumlu tutmak anlamına gelir. İntihar, tek bir kişinin önleyebileceği ya da tek bir kişinin neden olabileceği bir olay değildir. Yasta suçluluk duygusunu daha ayrıntılı olarak yasta suçluluk yazısında ele aldım.

Öfke

Kaybedilen kişiye "Bunu bize nasıl yaptın?", "Neden yardım istemedin?" diye kızmak çok yaygındır. Öfke bazen hastaneye, okula, iş yerine, bazen de aile içinde birbirine yönelir. Bu duygu, sevginin ve yaşanan sarsıntının bir ifadesidir; onu bastırmak yerine güvenli bir alanda dile getirmek önemlidir.

Utanç ve saklama isteği

Bazı aileler, kaybın nedenini çevreden saklamak ister. "Kalp krizi geçirdi", "Kaza oldu" gibi açıklamalar yapılabilir. Bu, çoğu zaman yargılanma korkusundan ve kaybedilen kişiyi koruma isteğinden kaynaklanır. Ancak bir sırrı taşımak, yası daha da yalnız ve ağır hale getirebilir. Kime, ne kadarını anlatacağınız tamamen sizin kararınızdır; ama en azından birkaç güvendiğiniz kişiyle gerçeği paylaşabilmek, yükü hafifletebilir.

Rahatlama

Uzun süre ağır bir ruhsal sıkıntı yaşayan birinin ardından geride kalanlar, yıllarca süren kaygı ve tetikte olma halinin sona ermesiyle bir tür rahatlama da hissedebilir. Bu duygu çoğu zaman büyük bir suçlulukla birlikte gelir. Oysa bu rahatlama, sevginin değil, uzun süre taşınan yorgunluğun ve korkunun sona ermesinin bir yansımasıdır.

Türkiye'de İntihar Sonrası Yas: Sessizlik ve Yargı

Kültürümüzde intihar, hâlâ büyük ölçüde sessizlikle ve yargıyla karşılanan bir konudur. Taziye evinde fısıltıyla konuşulan sorular, "Nasıl olmuş?", "Neden yapmış?", "Ailesi fark etmemiş mi?" gibi meraklı ya da suçlayıcı sözler, geride kalanları derinden yaralayabilir. Mahallede, iş yerinde ya da okulda dolaşan söylentiler, ailenin kendini yalıtmasına neden olabilir.

Bazı aileler, dini ve toplumsal yorumlar nedeniyle ayrı bir acı yaşar. Kaybedilen kişinin ahiretteki durumuna dair söylenen sözler, yas tutanlar için dayanılmaz olabilir. İnancın, yas tutan kişiye teselli vermesi mümkündür; ancak yargılayıcı yorumlar bu tesellinin yerini korku ve utancın almasına neden olabilir. Bu konuda güvendiğiniz, şefkatli bir din görevlisiyle konuşmak bazı kişilere iyi gelebilir.

Geniş aile içinde de suçlama zincirleri oluşabilir: Anne babanın birbirini, kardeşlerin eşi, akrabaların aileyi suçlaması. Bu suçlamalar, zaten derin bir yas yaşayan aile bireylerini birbirinden uzaklaştırabilir. Aile içinde "kimin suçlu olduğu" sorusundan uzaklaşıp, herkesin aynı kaybın yasını tuttuğunu hatırlamak, birbirine destek olabilmenin ilk adımıdır.

Çocuklarla İntihar Sonrası Yas Hakkında Konuşmak

Ebeveynler, çocuklarına kaybın nedenini nasıl anlatacakları konusunda çoğu zaman büyük bir ikilem yaşar. Çocuğu korumak için gerçeği saklamak isteyebilirler. Ancak çocuklar evdeki sessizliği, fısıltıları ve yarım kalan cümleleri fark eder. Gerçeği yıllar sonra başkasından ya da bir tartışma sırasında öğrenmek, çocuk için ayrı bir sarsıntı yaratabilir.

Çocuklarla konuşurken şunlar yol gösterici olabilir:

  • Yaşa uygun ve dürüst olun: Küçük bir çocuğa "Baban çok hastaydı, beyninde bir hastalık vardı ve bu hastalık onun ölmesine neden oldu" gibi bir açıklama yapılabilir. Daha büyük çocuklarla ve ergenlerle daha açık konuşmak gerekebilir. Ayrıntılara, özellikle ölümün nasıl gerçekleştiğine dair bilgilere girmekten kaçının.
  • Suçun onlarda olmadığını vurgulayın: Çocuklar sıklıkla kaybın kendi davranışları yüzünden olduğunu düşünür. "Bu senin yüzünden olmadı, hiçbir şey yapsan bunu değiştiremezdin" demek çok önemlidir.
  • Sorularına alan açın: Çocuk aynı soruları defalarca sorabilir. Sabırla ve tutarlı biçimde yanıt vermek güven verir.
  • Duygularını kabul edin: Üzüntü, öfke, korku ya da hiçbir şey hissetmemek; hepsi olağan tepkilerdir.
  • Okulu bilgilendirin: Öğretmen ve okul rehberlik servisiyle iletişim kurmak, çocuğun okulda da desteklenmesini sağlar.

Bu konuşmaları yapmak ebeveyn için de çok zorlayıcıdır. Kendi yasınızın ortasında çocuğunuzun sorularına yanıt vermeye çalışmak, ağır bir yüktür; her şeyi tek bir konuşmada söylemek zorunda olmadığınızı hatırlayın. Bir çocuk ve ergen uzmanından destek almak, ne söyleyeceğinizi ve nasıl söyleyeceğinizi düşünmenize yardımcı olabilir.

İntihar Sonrası Yasla Baş Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Bu yasın bir takvimi ya da bir "doğru yolu" yoktur. Ancak bazı adımlar bu süreci biraz daha taşınabilir kılabilir.

Kendinize zaman tanıyın

İlk aylarda şok, hissizlik ve yoğun duygular arasında gidip gelmek çok olağandır. Kendinizden "toparlanmayı" beklemek yerine, her günü olduğu gibi yaşamaya izin verin.

Kime ne anlatacağınıza siz karar verin

Herkesin sorusuna yanıt vermek zorunda değilsiniz. "Bu konuda şimdi konuşmak istemiyorum" demek tamamen hakkınızdır. Güvendiğiniz birkaç kişiyle ise içinizdekileri paylaşmak, yükünüzü hafifletebilir.

Kaybedilen kişiyi bütünüyle hatırlayın

Onun yaşamının yalnızca son anıyla tanımlanmasına izin vermeyin. Onun gülüşünü, sevdiği şeyleri, size kattıklarını hatırlamak ve anlatmak, bağınızı sürdürmenin önemli bir yoludur.

Benzer kayıp yaşamış kişilerle bağ kurun

İntihar nedeniyle yakınını kaybetmiş başka insanlarla konuşmak, "Bunu yaşayan tek kişi ben değilim" duygusunu verebilir. Bazı kişiler bu bağın, yasın en yalnız anlarında büyük bir destek olduğunu anlatır.

Yıl dönümlerine ve özel günlere hazırlanın

Kaybın tarihi, doğum günleri ve bayramlar yoğun duyguları yeniden canlandırabilir. Bu günleri nasıl geçirmek istediğinizi önceden düşünmek ve yakınlarınızdan destek istemek yardımcı olur.

Bedeninize ve uykunuza özen gösterin

Travmatik bir kayıptan sonra uyku sıklıkla bozulur, iştah azalır, beden sürekli gergin kalabilir. Düzenli öğünler, kısa yürüyüşler ve dinlenme, bedeninizin bu yükü taşımasına yardımcı olur. Alkol ve maddelerle acıyı bastırmaya çalışmak ise uzun vadede yükü artırır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

İntihar nedeniyle yakınını kaybetmek, pek çok kişi için profesyonel destek almayı gerektirecek kadar ağır bir deneyimdir. Destek almak için belirtilerin ağırlaşmasını beklemenize gerek yoktur. Özellikle şu durumlarda bir uzmanla görüşmek önemlidir:

  • Kaybın anına dair görüntüler, kâbuslar ya da sürekli tetikte olma hali sizi rahat bırakmıyorsa,
  • Suçluluk duygusu gündelik hayatınızı belirgin biçimde kısıtlıyorsa,
  • Uyku, iştah ve enerji düzeyiniz uzun süredir bozuksa,
  • Kendinizi tamamen insanlardan yalıttıysanız,
  • Alkol ya da madde kullanımınız arttıysa,
  • Siz de yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız.

Araştırmalar, intihar nedeniyle bir yakınını kaybeden kişilerin de ciddi ruhsal zorluklar yaşayabileceğini ve desteğe ihtiyaç duyabileceğini göstermektedir. Bu nedenle kendi duygularınızı ciddiye almanız çok önemlidir. Siz ya da ailenizden biri yaşamına son verme düşünceleri yaşıyorsa, lütfen bunu yalnız taşımayın; acil durumlarda 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Bu konuda daha fazla bilgi için intihar düşünceleri yazısına göz atabilirsiniz.

Uyku sorunları, yoğun kaygı ya da depresyon belirtileri belirginse ilaç desteğinin gerekip gerekmediği bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesiyle belirlenir.

Terapide İntihar Sonrası Yas Nasıl Ele Alınır?

Terapide intihar sonrası yas, yargısız, güvenli ve kişinin kendi hızına saygı gösteren bir ortamda ele alınır. İlk dönemde odak, çoğu zaman kişinin güvenliği, gündelik düzeni ve destek kaynaklarıdır. Ardından kaybın hikâyesi, "neden" soruları, suçluluk, öfke ve utanç gibi duygular üzerinde çalışılır.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında "Ben fark etseydim yaşıyor olurdu", "Onu ben yalnız bıraktım" gibi düşünceler, o dönemde gerçekte neyin bilindiği ve neyin bilinemeyeceği dikkate alınarak incelenir. Bu çalışma, sorumluluğu reddetmek için değil, kişinin kendine yüklediği gerçek dışı yükü fark edebilmesi için yapılır. Travmatik tepkiler belirginse, bu tepkilere yönelik çalışmalar da sürecin bir parçası olur.

Terapide ayrıca kaybedilen kişiyle sürdürülen bağ, yarım kalan sözler ve vedalaşamamanın acısı üzerinde de durulur. Mektup yazma gibi yöntemler, söylenemeyenleri dile getirmenin bir yolu olabilir. Aile içinde birbirini suçlama ya da iletişimin kopması söz konusuysa, aile bireyleriyle birlikte yapılan görüşmeler de yararlı olabilir. Yetişkinlerle yürütülen yas çalışmaları hakkında bireysel terapi sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İşaretleri fark etmediğim için kendimi affedemiyorum, ne yapabilirim?

Bu duygu, intihar nedeniyle yakınını kaybedenlerin en sık yaşadığı duygulardan biridir. Ancak ruhsal acı çoğu zaman en yakınlardan bile gizlenir ve sonradan "işaret" gibi görünen pek çok şey o anda olağan görünür. Bu suçluluğu bir uzmanla konuşmak, kendinize daha adil bir gözle bakmanıza yardımcı olabilir.

Çevreye ölüm nedenini söylemek zorunda mıyım?

Hayır. Kime, ne zaman ve ne kadarını anlatacağınız tamamen sizin kararınızdır. Meraklı sorulara "Bu konuda konuşmak istemiyorum" demek yeterlidir. Ancak gerçeği en azından birkaç güvendiğiniz kişiyle paylaşabilmek, yasınızı yalnız taşımamanıza yardımcı olur.

Kaybedilen kişiye öfkelenmek onu sevmediğim anlamına mı gelir?

Hayır. Öfke, bu yasın çok yaygın ve anlaşılır bir parçasıdır. Bu duygu, kaybın yarattığı sarsıntının ve onu ne kadar sevdiğinizin bir yansımasıdır. Öfkenizi güvenli bir alanda ifade etmek, zamanla yasın başka duygularına da yer açar.

İntihar sonrası yas ne kadar sürer?

Bu yasın belirli bir süresi yoktur ve çoğu zaman diğer kayıplara göre daha uzun ve dalgalı bir seyir izleyebilir. Zamanla pek çok kişi, kaybı hayatının içine yerleştirmenin ve sevdiği kişiyi acının ötesinde hatırlamanın yolunu bulur. Bu süreçte destek almak, yolu yalnız yürümemenizi sağlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler