Mezuna kalmak üzerine düşünen gençler için: karar nasıl verilir, utanç ve kıyasla nasıl baş edilir, ikinci hazırlık yılının günlük düzeni nasıl kurulur?
Eylül geldiğinde sınıf arkadaşlarınızın telefonlarından yurt odası fotoğrafları, kampüs girişleri ve "İlk ders!" paylaşımları akmaya başlar. Siz ise aynı odada, aynı masada, geçen yılın kaynak kitaplarıyla oturuyorsunuz. Mahalledeki bakkal "Hangi üniversiteye gidiyorsun?" diye soruyor, ne cevap vereceğinizi bilemiyorsunuz. Mezuna kalmak, Türkiye'de her yıl çok sayıda gencin yaşadığı ama nedense pek az konuşulan bir deneyimdir. Bu yazı, üniversiteyi kazanamayıp ya da istediği bölüme yerleşemeyip bir yıl daha hazırlanmayı düşünen sizin için; aynı zamanda bu süreçte yanınızda olmak isteyen aileniz için. Kararın nasıl verilebileceğini, ikinci yılın duygusal yükünü ve bu yılı geçen yıldan farklı kılacak bir planın nasıl kurulabileceğini konuşacağız.
Mezuna Kalmak: Bir Yıl Daha Hazırlanma Kararı Nasıl Verilir?
Sonuçların açıklandığı günlerde verilen kararlar çoğu zaman duygusaldır. Hayal kırıklığının en yoğun olduğu anda "Ne olursa olsun bir yıl daha hazırlanacağım" ya da "Bir daha asla bu sınava girmem" demek kolaydır. Oysa bu karar, birkaç hafta düşünülerek verildiğinde daha sağlam olur.
Karar verirken kendinize sorabileceğiniz bazı sorular:
- Hedefim gerçekten bana mı ait? İstediğiniz bölüm sizin hayaliniz mi, yoksa ailenizin, çevrenizin ya da arkadaşlarınızın beklentisi mi?
- Geçen yıl neyin eksik kaldığını biliyor muyum? Eksik konular, düzensiz çalışma, sınav kaygısı, sağlık sorunları ya da ailevi bir zorluk... Neyin değişmesi gerektiğini bilmeden yapılan ikinci yıl, birincinin tekrarına dönüşebilir.
- Başka bir yıl daha bu tempoya duygusal olarak hazır mıyım? Bitkin ve tükenmiş hissediyorsanız, önce dinlenmeye ihtiyacınız olabilir.
- Başka seçenekler neler? Yerleştiğiniz bölümü okumak, başka bir alanda ön lisans, yatay ya da dikey geçiş olanaklarını araştırmak, bir yıl çalışıp sonra karar vermek gibi seçenekler de masada olmalı.
- Ailemin maddi ve duygusal olarak bu yılı destekleyebilmesi mümkün mü? Hayat pahalılığının hissedildiği dönemlerde bu soru, açıkça konuşulmayı hak eder.
Mezuna kalmak bir yenilgi değil, bir seçimdir. Ama iyi bir seçim olması için bilinçli verilmesi gerekir. İstemediği bir bölüme yerleşip okumakla yeniden hazırlanmak arasında kalan gençler için istemediği bölümü kazandı yazımız da karar sürecine katkı sağlayabilir.
İkinci Yılın Duygusal Yükü: Utanç, Kıyas ve "Ya Yine Olmazsa?"
Mezun yılının en zor yanı çoğu zaman dersler değil, bu duygulardır.
Utanç
"Herkes kazandı, bir ben kaldım" düşüncesi, mezun öğrencilerin en sık dile getirdiği duygulardan biridir. Akrabaların, komşuların, eski öğretmenlerin soruları bu utancı tazeler. Bazı gençler bu nedenle insanlardan kaçınmaya, düğün ya da aile toplantılarına gitmemeye başlar.
Utancı hafifletmenin ilk adımı, onu adlandırmaktır. Utanç, "Kötü bir şey yaptım" değil, "Ben kötüyüm" duygusudur. Oysa bir sınavda istenen sonucun alınamaması, bir kişinin değeri hakkında bir şey söylemez. Pek çok kişi, sınav yıllarını geride bıraktıktan sonra mezun yılını hayatlarının dönüm noktalarından biri olarak anar.
Kıyas
Arkadaşlarınızın üniversite hayatına başladığını görmek, kendinizi geride kalmış hissetmenize yol açabilir. Sosyal medya bu kıyası her gün yeniden üretir. Unutmayın, sosyal medyada görülen bir an, o kişinin yaşadığı her şeyi anlatmaz; üniversiteye başlayan arkadaşlarınızın da kendi kaygıları ve uyum zorlukları vardır.
Yalnızlık
Okul ortamının sağladığı arkadaşlık ve rutin ortadan kalkar. Özellikle evde tek başına hazırlanan gençler için günler birbirine benzer ve yalnızlık duygusu yoğunlaşabilir. Sabah herkes işe ve okula gittikten sonra evde kalan sessizlik, ilk haftalarda bir özgürlük gibi gelse de zamanla ağırlaşabilir. Kimseyle konuşmadan geçen günler, gencin kendi düşünceleriyle baş başa kalmasına ve olumsuz düşüncelerin büyümesine zemin hazırlar. Bu nedenle yalnızlığı bir ayrıntı olarak değil, yılın planlanması gereken bir parçası olarak görmek önemlidir.
"Ya yine olmazsa?" kaygısı
İkinci yılın en ağır düşüncesi budur. Geçen yılın hayal kırıklığı tekrar yaşanırsa ne olacağı kaygısı, bazen çalışmayı zorlaştıracak kadar büyür. Bu kaygı, çoğu zaman ileriye dönük bir tehlike sezgisi gibi hissedilir ama aslında geçmişin acısının bugüne taşınmasıdır.
Kimlik boşluğu
"Ne lise öğrencisiyim ne üniversiteli. Ben neyim?" sorusu, mezun yılında sık duyulur. Bu boşluk, gencin kendine olan saygısını sarsabilir. Gelecekle ilgili belirsizliğin yarattığı bu yükü gençlerde gelecek kaygısı yazımızda daha ayrıntılı ele aldık.
Geçen Yıla Dürüstçe Bakmak
Mezun yılını farklı kılacak olan, geçen yılın bir "otopsisini" yapmaktır; ama kendini suçlamak için değil, öğrenmek için. Bir kâğıda iki sütun açabilirsiniz: "İşe yarayanlar" ve "İşe yaramayanlar".
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Hangi derslerde ilerledim, hangilerinde yerimde saydım?
- Çalışma saatlerim gerçekten verimli miydi, yoksa masada oturup zihnim başka yerde mi geziyordu?
- Deneme sınavlarını nasıl kullandım? Hatalarımı analiz ettim mi, yoksa yalnızca netlere mi baktım?
- Sınav günü ne oldu? Bildiğim sorularda takıldım mı, zamanı yönetemedim mi, kaygı mı engel oldu?
- Hangi dönemlerde motivasyonum düştü ve o dönemlerde neler oluyordu?
- Uyku, beslenme ve sosyal hayat açısından nasıl bir yıl geçirdim?
Diyelim ki bu analizi yapan bir genç, deneme sınavlarında oldukça iyi netler yaptığını ama asıl sınavda kaygıdan dolayı ilk yarım saatte neredeyse hiçbir soruyu çözemediğini fark ediyor. Bu durumda ikinci yılın önceliği daha fazla konu çalışmak değil, sınav kaygısıyla baş etme becerilerini geliştirmek olmalıdır. Analiz yapılmasaydı, bu genç ikinci yılını yine yalnızca konu tekrarıyla geçirebilirdi.
İkinci yıl, birinci yılın tekrarı değil, ondan öğrenilenlerle yazılan yeni bir plandır.
Mezuna Kalmak Sürecinde Günlük Düzeni Kurmak
Okulun sağladığı dış yapı ortadan kalktığında, düzeni kendiniz kurmanız gerekir. Mezuna kalmak, bu açıdan bir öz disiplin sınavıdır; ama bu disiplin katı bir program değil, sürdürülebilir bir ritim olmalıdır.
Sabah ritmini koruyun
Okul olmayınca uyku saati kolayca kayar. Ancak gece geç yatıp öğlene kadar uyumak, hem verimi düşürür hem de günün geri kalanını dağınık hissettirir. Her gün yaklaşık aynı saatte kalkmak ve güne kısa bir yürüyüş ya da kahvaltıyla başlamak, zihne "Gün başladı" mesajı verir.
Evi bir okul gibi yapılandırın
Evde hazırlanıyorsanız, çalışma alanınızı yatağınızdan ayırın. Ders bloklarını belirli saatlere yerleştirin ve aralarında gerçek molalar verin. Bazı gençler için evden çıkıp bir kütüphanede ya da çalışma salonunda ders çalışmak, "işe gitme" hissi yarattığı için daha verimlidir.
Sosyal bağlarınızı koparmayın
Arkadaşlarınızla görüşmekten utanabilirsiniz, ama yalnızlık uzun vadede motivasyonu tüketir. Sizin gibi mezun yılına hazırlanan arkadaşlarla bir çalışma grubu kurmak, hem düzen hem de dayanışma sağlar. Üniversiteye başlayan arkadaşlarınızla da bağınızı korumak, ileride aynı yolda buluşacağınızı hatırlatır.
Hafta içinde bir "hayat alanı" bırakın
Haftanın belirli bir zaman dilimini derslerden tamamen bağımsız tutun. Bir spor, bir hobi, gönüllü bir iş ya da kısa süreli bir yarı zamanlı çalışma, kimliğinizin yalnızca "mezun öğrenci" olmadığını hatırlatır.
Çalışma yönteminizi de yenileyin
Geçen yıl aynı kitapları aynı sırayla okuyup aynı tür denemelere girdiyseniz, bu yıl yalnızca daha çok çalışmak değil, farklı çalışmak gerekebilir. Konuyu yalnızca okumak yerine kendinize anlatmak, boş bir kâğıda hatırladıklarınızı yazmak, yanlış yaptığınız soruları bir defterde toplayıp belli aralıklarla yeniden çözmek gibi aktif yöntemler, bilginin daha kalıcı olmasına yardım eder. Bazı gençler için bir öğretmenden ya da rehberlik servisinden yöntem konusunda destek almak da yeni bir başlangıç hissi yaratır.
Ara hedefler belirleyin
Bir yıl uzun bir süredir. Yılı aylık ya da üç aylık dönemlere bölüp her dönem için somut, ölçülebilir hedefler koymak, ilerlemeyi görünür kılar ve "Ya yine olmazsa?" kaygısını bugünün yapılabilir işlerine çevirir.
Aileler İçin: Mezun Bir Gence Nasıl Eşlik Edilir?
Mezun yılı, aile için de zorlu bir dönemdir. Gence destek olmak isterken farkında olmadan yükünü artırmamak için şunlar göz önünde bulundurulabilir:
- Geçen yılın hesabını sormayın. "Geçen yıl çalışsaydın şimdi bu durumda olmazdın" cümlesi, gencin zaten taşıdığı utancı derinleştirir.
- Ekonomik yükü sürekli dile getirmeyin. Kurs ücretlerinin ve masrafların aile için zorlayıcı olması anlaşılırdır; ancak bunu sürekli hatırlatmak, gencin üzerinde ağır bir borç duygusu yaratır.
- Çevreye karşı genci koruyun. Akrabaların, komşuların sorularına gencin yerine kısa ve net bir cevap vermek ("Kendi planını yaptı, biz de destekliyoruz") onu rahatlatır.
- Kararın sahibinin genç olduğunu kabul edin. Mezuna kalma kararını aile dayatırsa genç, yılın her zor anında "Ben zaten istememiştim" diye düşünebilir.
- Gencin günlük düzenine saygı gösterin. Evde hazırlanan bir gence sürekli ev işi vermek ya da onu "nasılsa evde" diye her işe çağırmak, çalışma düzenini bozar.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Mezun yılı duygusal olarak zorlayıcı bir dönemdir. Aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almak faydalı olur:
- Sonuçların ardından haftalarca süren yoğun bir mutsuzluk, umutsuzluk ya da isteksizlik varsa
- Arkadaşlardan, aileden ve sosyal hayattan tamamen çekilme başladıysa
- Uyku ve iştah düzeni belirgin biçimde bozulduysa
- Sınav kaygısı geçen yıl sınav gününde ciddi bir engel oluşturduysa
- Kendini sürekli değersiz ya da ailesine yük olarak görüyorsa
- Karar verme sürecinde aile içinde çözülemeyen çatışmalar yaşanıyorsa
Sonuçlar açıklandıktan hemen sonraki dönemde yaşanan çöküntü için YKS kazanamadım yazımız da yol gösterici olabilir. Genç yaşamına son vermekten ya da kendine zarar vermekten söz ediyorsa bu sözleri ciddiye alın, onu yalnız bırakmayın ve acil durumlarda vakit kaybetmeden 112'yi arayın.
Terapide Mezun Yılı Nasıl Desteklenir?
Mezun yılında terapi, hem karar sürecinde hem de yıl boyunca bir destek alanı olabilir. Bireysel terapi sürecinde şu konular üzerinde çalışılabilir:
Kararı netleştirme: Gencin hedefleri, değerleri ve seçenekleri birlikte ele alınır. Mezuna kalma kararının gencin kendi isteğinden mi, yoksa dış baskılardan mı kaynaklandığı konuşulur.
Utanç ve kendine yönelik eleştiri: Bilişsel Davranışçı Terapi teknikleriyle "Ben başarısızım", "Herkes beni yargılıyor" gibi düşünceler fark edilir ve daha dengeli bir iç sesle değiştirilir. Şema odaklı bir bakışla, gencin değer duygusunun başarıya ne kadar bağlı olduğu ve bu bağın kökleri anlaşılmaya çalışılır.
Kaygıyla baş etme: Özellikle sınav günü kaygının belirleyici olduğu gençlerde, nefes ve gevşeme teknikleri, sınav provaları ve kaygıyla kademeli yüzleşme çalışmaları yapılır.
Yapı ve motivasyon: Gencin günlük düzenini kurmasına, ara hedefler belirlemesine ve motivasyonunun düştüğü dönemleri tanımasına destek olunur.
Aile görüşmeleri: Gerektiğinde aileyle birlikte, beklentiler, ekonomik kaygılar ve destekleyici iletişim konuşulur.
Sıkça Sorulan Sorular
Mezuna kalmak mı, yerleştiğim bölümü okumak mı daha doğru?
Bu sorunun herkes için tek bir doğru cevabı yoktur. Yerleştiğiniz bölüme ne kadar ilgi duyduğunuzu, hedeflediğiniz alana ulaşmanın başka yollarının olup olmadığını ve bir yıl daha hazırlanmaya duygusal olarak hazır olup olmadığınızı birlikte değerlendirmek gerekir. Bu kararı acele etmeden ve güvendiğiniz kişilerle konuşarak vermek önemlidir.
Evde mi hazırlanmalıyım, yoksa bir kursa mı gitmeliyim?
Bu, öz disiplininize ve ihtiyaçlarınıza bağlıdır. Evde verimli çalışabilen ve kendi programını sürdürebilen bazı gençler için ev yeterli olabilir. Dış yapıya, sosyal ortama ve rehberliğe ihtiyaç duyanlar için ise bir kurs ya da çalışma salonu daha uygun olabilir. Geçen yılki deneyiminiz bu konuda önemli bir ipucudur.
Ben mezuna kalmak istiyorum ama ailem istemiyor, ne yapabilirim?
Önce ailenizin kaygısını anlamaya çalışın; bu kaygı çoğu zaman ekonomik zorluklardan ya da "Ya yine olmazsa?" korkusundan beslenir. Ardından geçen yılın analizini ve bu yıl için somut planınızı onlarla paylaşın. Planlı ve gerçekçi bir yaklaşım, ailelerin desteğini kazanmayı çoğu zaman kolaylaştırır. Anlaşmazlık sürüyorsa, bir uzmanın aracılık ettiği bir aile görüşmesi yararlı olabilir.
Eski arkadaşlarımla görüşmekten utanıyorum, ne yapmalıyım?
Bu duygu çok yaygındır ve anlaşılırdır. Gerçek arkadaşlarınızın sizi bir sınav sonucuyla değerlendirmeyeceğini hatırlamak yardımcı olabilir. Başlangıçta yakın bir arkadaşla kısa bir buluşma, bu utancın gerçekte ne kadar büyük olduğunu görmenizi sağlayabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.