Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Öz Şefkat Nedir? Kendine Bir Dost Gibi Davranmak

Öz Şefkat Nedir? Kendine Bir Dost Gibi Davranmak

Öz şefkat nedir, öz acıma ve bencillikten farkı ne? Kendinize karşı acımasız iç sesi yumuşatmak için bilimsel temelli, uygulanabilir öneriler bu yazıda.

Sabah işe yetişmeye çalışırken çocuğunuzu okula on dakika geç bırakıyorsunuz. Kapıda nöbetçi öğretmenin bakışını görüyorsunuz ve arabaya dönerken içinizdeki ses başlıyor: "Bir sabahı bile düzgün organize edemiyorsun. Ne biçim annesin sen?" Aynı şey en yakın arkadaşınızın başına gelseydi ona ne derdiniz? Büyük olasılıkla "Olur öyle, sabahlar herkes için zor, kendini yeme" derdiniz. İşte öz şefkat, bu iki tepki arasındaki uçurumu kapatmaya çalışan bir kavram. Kendinize, zor anlarda bir dostunuza davrandığınız gibi davranabilmek. Bu yazıda öz şefkatin ne olduğunu, ne olmadığını, neden bu kadar zor geldiğini ve gündelik hayatta nasıl geliştirilebileceğini konuşacağız.

Öz Şefkat Nedir?

Öz şefkat, kişinin acı çektiği, hata yaptığı ya da yetersiz hissettiği anlarda kendisine yargılamak yerine anlayış ve sıcaklıkla yaklaşabilmesidir. Psikoloji literatüründe bu kavramı sistemli biçimde tanımlayan isimlerden biri olan Kristin Neff, bu tutumu üç bileşenle açıklar:

  • Kendine nezaket: Zorlandığınızda kendinizi eleştirmek, aşağılamak yerine destekleyici ve yumuşak bir tutum takınmak.
  • Ortak insanlık: Acının, hatanın ve yetersizlik hissinin yalnızca size ait olmadığını, insan olmanın bir parçası olduğunu hatırlamak. "Neden hep ben?" yerine "Bunu yaşayan tek kişi ben değilim" diyebilmek.
  • Bilinçli farkındalık: Acı veren duyguyu ne bastırmak ne de onun içinde boğulmak; onu olduğu gibi fark edip kabul edebilmek.

Bu üç bileşen birbirini tamamlar. Yalnızca nezaket, farkındalık olmadan duyguyu örtbas etmeye dönüşebilir. Yalnızca farkındalık ise nezaket olmadan soğuk bir gözleme kalabilir. Kendine şefkat, acıyı görüp ona sıcak bir el uzatmaktır.

Öz Şefkat Ne Değildir?

Kavram Türkçeye yerleşirken sık sık yanlış anlaşılıyor. Neyin bu kapsama girmediğini netleştirmek, onu gerçekten uygulayabilmek için önemli.

Öz acıma değildir

Öz acıma, kişinin kendi acısına gömülüp diğer insanlardan kopması, "Dünyada en zor durumdaki benim" duygusunun içinde kalmasıdır. Şefkatli tutum ise ortak insanlık bileşeni sayesinde kişiyi başkalarına bağlar. Acınızı küçümsemez ama onu insanlığın ortak deneyiminin bir parçası olarak görür.

Bencillik değildir

"Önce kendini düşünürsen bencil olursun" inancı, özellikle başkalarına bakmaya alışmış insanlarda güçlüdür. Oysa kendine şefkat, başkalarının ihtiyaçlarını yok saymak değil, kendi ihtiyaçlarınızı da hesaba katmaktır. Kendine şefkat gösterebilen insanların başkalarına karşı daha sabırlı ve anlayışlı olabildiği gözlenir; çünkü bitmiş bir depodan başkasına vermek çok zordur.

Tembellik ya da kendini salıvermek değildir

Belki de en yaygın kaygı budur: "Kendime yüklenmezsem hiçbir şey yapmam." Kendinize şefkat göstermek, hatalarınızı görmezden gelmek demek değildir. Aksine, hatayı utançla saklamak yerine ona bakabilmenizi ve ondan öğrenebilmenizi sağlar. Bir çocuğun matematik sınavından düşük not aldığında ona bağırıp aşağılamakla, yanına oturup nerede zorlandığını birlikte bulmak arasındaki farkı düşünün. İkincisi gevşeklik değil, gelişime daha uygun bir ortamdır.

Olumlu düşünmeye zorlamak değildir

"Her şey çok güzel, ben harikayım" demek şefkat sayılmaz. Şefkat, durumun zor olduğunu kabul eder: "Bu gerçekten canımı yaktı ve bunu hissetmem çok anlaşılır."

Kendinize sert davranmak sizi daha güçlü yapmaz; sadece yorgunluğunuza utanç ekler.

Kendimize Karşı Neden Bu Kadar Acımasızız?

Pek çok insan, başkalarına gösterdiği anlayışın küçük bir kısmını bile kendine gösteremez. Bunun birkaç anlaşılır nedeni var.

Birincisi, iç sesimizin önemli bir kısmı çocuklukta duyduğumuz seslerden oluşur. Eleştirinin sevginin bir biçimi olarak sunulduğu, "Senin iyiliğin için söylüyorum" cümlesiyle sertliğin meşrulaştırıldığı evlerde büyüyen çocuklar, yetişkinlikte aynı sesi kendi içlerinde taşımaya devam eder. "Komşunun kızı tıp kazandı, sen neden kazanamadın?" kıyaslaması, yıllar sonra kişinin kendi başarılarını sürekli başkalarınınkiyle tartmasına dönüşebilir.

İkincisi, öz eleştiri bir tür koruma işlevi görür. Zihin, kendini önceden eleştirirse başkalarının eleştirisinin daha az acıtacağını ya da hata yapmayı önleyeceğini varsayar. Bu bir zamanlar işe yaramış olabilir; ama yetişkinlikte çoğu zaman kişiyi sürekli bir tehdit altında yaşatır.

Üçüncüsü, kültürel mesajlar. "Kendini beğenmiş olma", "Fazla rahat olursan şımarırsın", "Çok çalışan kazanır" gibi mesajlar, kendine yumuşak davranmayı tehlikeli ya da ayıp gösterebilir. Özellikle kadınlar için "fedakârlık" övülen bir değerken, kendi ihtiyaçlarını dile getirmek kolayca bencillikle etiketlenebilir.

Dördüncüsü, mükemmeliyetçilik. Kendine çok yüksek standartlar koyan kişiler, bu standartlara ulaşamadıklarında kendilerine çok sert davranır. Bu konuyu mükemmeliyetçilik yazımızda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Öz Şefkat Neden Önemlidir?

Bu alanda yapılan çalışmalar, kendine şefkatle yaklaşabilen kişilerin depresyon, kaygı ve stres belirtilerini daha az yaşama eğiliminde olduğunu düşündürmektedir. Bu kişiler hatalarından sonra daha hızlı toparlanabilir, zorlukları daha az kişisel bir felaket gibi algılar ve yardım istemekte daha az utanç duyar.

Bunun mekanizması oldukça sezgiseldir. Sürekli eleştirildiğimizde, bu eleştiri kendi iç sesimizden bile gelse, zihin ve beden tehdit altındaymış gibi tepki verir: Gerilir, tetikte bekler, kaçmaya ya da saklanmaya hazırlanır. Şefkat ise güvenlik ve bağlılık duygusunu harekete geçirir. Bu güvenli zemin, kişinin zorluğa bakabilmesini ve yeni bir şey denemesini kolaylaştırır.

Gündelik hayattan bir örnek düşünelim. Nöbet sonrası yorgunlukla küçük bir hata yapan bir sağlık çalışanı, iki farklı şekilde tepki verebilir. Birincisinde "Nasıl bu kadar dikkatsiz olabildim, bu mesleği hak etmiyorum" diye düşünür, hatasını kimseye söyleyemez, günlerce uyuyamaz. İkincisinde "Bu ciddi bir hataydı, üzgünüm. Otuz saattir uyanıktım, bu da etkili oldu. Bir dahakine nöbet devrinde neyi farklı yapabilirim?" der, hatayı ekibiyle paylaşır ve gerekli önlemi alır. İkinci tepki sorumluluğu ortadan kaldırmaz; tersine, sorumluluk almayı mümkün kılar.

Bunu bir spor benzetmesiyle de düşünebilirsiniz. İki farklı antrenör hayal edin. Birincisi her hatada sporcusuna bağırıyor, onu takım arkadaşlarının önünde aşağılıyor. İkincisi hatayı açıkça söylüyor, ama ardından "Şu hareketi biraz daha erken yap, sende bu var" diyor. Hangisinin sporcusu daha uzun süre oyunda kalır, hangisi risk almaya cesaret eder? Çoğumuz içimizde birinci türden bir antrenör taşırız ve onun bizi ayakta tuttuğunu sanırız. Oysa ikinci antrenör de en az onun kadar talepkârdır; sadece sporcusunu kırmadan ister.

Öz Şefkat Nasıl Geliştirilir?

Kendine şefkat bir kişilik özelliğinden çok, öğrenilebilen ve pratikle güçlenen bir beceridir. İlk başlarda yapay ya da garip gelmesi çok normaldir. Aşağıdaki egzersizler başlangıç için yol gösterebilir.

1. İç sesinizi fark edin

Bir hafta boyunca kendinize hangi cümlelerle konuştuğunuzu gözlemleyin. Özellikle zorlandığınız anlarda iç sesiniz ne söylüyor? Bu sesin kimin sesine benzediğini de merak edebilirsiniz. Sadece fark etmek bile, bu sesle aranıza küçük bir mesafe koyar.

2. "Bir dosta ne derdim?" sorusu

Kendinizi eleştirdiğinizi fark ettiğinizde durun ve aynı durumu yaşayan sevdiğiniz bir arkadaşınızı düşünün. Ona ne söylerdiniz, hangi ses tonuyla? Sonra aynı cümleyi kendinize söylemeyi deneyin.

3. Öz şefkat molası

Zor bir an yaşadığınızda üç cümleyi içinizden ya da sesli söyleyin:

  • "Bu şu an gerçekten zor." (farkındalık)
  • "Zorlanmak insan olmanın bir parçası; bunu yaşayan tek kişi ben değilim." (ortak insanlık)
  • "Şu an kendime nazik olabilir miyim?" (kendine nezaket)

Bu cümleleri kendi dilinize uyarlayabilirsiniz. Önemli olan özleri.

4. Destekleyici dokunuş

Elinizi göğsünüze ya da yanağınıza koymak, kollarınızı kendinize sarmak gibi küçük jestler, bedenin sakinleşme sistemini harekete geçirebilir. İlk başta tuhaf gelebilir; ama beden, sözlerden önce dokunuşa yanıt verir.

5. Şefkatli bir mektup

Sizi utandıran ya da kendinizi yetersiz hissettiren bir konuyu düşünün. Ardından sizi koşulsuz seven, kusurlarınızı bilen ama sizi kabul eden hayalî bir dostun ağzından kendinize bir mektup yazın. Bu dost size ne söylerdi? Hangi zorlukları anlayışla karşılardı?

6. Küçük ihtiyaçlara izin verin

Şefkat sadece duygusal bir tutum değil, aynı zamanda eylemdir. Yorulduğunuzda dinlenmek, aç olduğunuzda yemek yemek, hayır demeniz gereken yerde hayır demek de kendine şefkat göstermenin somut biçimleridir.

7. Ortak insanlık hatırlatıcısı

Bir zorluk yaşadığınızda, aynı anda bu ülkede, bu şehirde, belki aynı apartmanda benzer bir şey yaşayan başka insanları düşünün. Kira artışıyla boğuşan, sınav sonucu umduğu gibi gelmeyen bir çocuğu teselli eden, hasta bir yakınına bakan, işinde hata yapıp utanan insanları. Bu düşünce acınızı küçültmez; ama onu tek başınıza taşıdığınız gizli bir kusur olmaktan çıkarır. Utanç, yalnızlıkta büyür; ortaklık duygusu ise onu biraz hafifletir.

Bu egzersizlerin hepsini her gün birden yapmanız gerekmez. Size en yakın gelen bir ya da ikisini seçip birkaç hafta düzenli denemek, hepsini bir kez yapıp bırakmaktan çok daha anlamlıdır. Bir deftere hangi egzersizi hangi durumda denediğinizi ve sonrasında nasıl hissettiğinizi kısaca not etmek, değişimi fark etmenizi kolaylaştırır.

Bu pratiklerde en sık karşılaşılan engel, kişinin "Ben bunu hak etmiyorum" duygusudur. Bu duygu ortaya çıktığında onu da şefkatle karşılamayı deneyin: "Kendime nazik olmak bana yabancı geliyor ve bu çok anlaşılır."

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kendinize karşı acımasız bir iç sesle yaşamak zamanla ciddi bir yük hâline gelebilir. Aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almak yararlı olabilir:

  • İç eleştirmeninizin sesi neredeyse hiç susmuyorsa ve sizi yıpratıyorsa
  • Hatalarınızdan sonra günlerce süren utanç ve suçluluk yaşıyorsanız
  • Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslayıp yetersiz buluyorsanız
  • Uzun süredir mutsuzluk, isteksizlik ya da değersizlik duyguları yaşıyorsanız
  • Öz şefkat egzersizleri yoğun bir direnç, öfke ya da üzüntü uyandırıyorsa

Kendinize yönelik sert düşünceler zaman zaman kendinize zarar verme düşüncesine dönüşüyorsa, bu durumu mutlaka bir uzmanla paylaşın. Güvende hissetmediğiniz bir anda vakit kaybetmeden 112'yi arayın.

Terapide Öz Şefkat Nasıl Çalışılır?

Terapide öz şefkat genellikle kendi başına bir hedef olmaktan çok, birçok sorunla çalışırken ortaya çıkan bir ihtiyaç olarak ele alınır. Depresyon, kaygı, mükemmeliyetçilik ya da travma sonrası belirtilerle çalışırken, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin iyileşmesi çoğu zaman sürecin merkezine yerleşir.

Paul Gilbert'in geliştirdiği Şefkat Odaklı Terapi, özellikle yoğun utanç ve öz eleştiri yaşayan kişiler için tasarlanmış bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda kişinin tehdit, dürtü ve sakinleşme sistemleri arasındaki dengeyi yeniden kurması hedeflenir. Bilişsel davranışçı terapide ise sert iç ses, otomatik düşünceler ve "-meli" kuralları üzerinden incelenir; daha dengeli ve destekleyici bir iç diyalog geliştirilir. Şema terapide "talepkâr ebeveyn" ve "cezalandırıcı ebeveyn" modları, kişinin kendine yönelik acımasız tutumunu anlamada önemli bir çerçeve sunar; bu modların yanında "sağlıklı yetişkin" modunun güçlenmesi amaçlanır.

Terapi ilişkisinin kendisi de kendine şefkati besleyen bir deneyim olabilir. Kişi, hatalarını, utandığı yanlarını anlattığında yargılanmadığını ve anlaşıldığını deneyimledikçe, aynı tutumu yavaş yavaş kendine yöneltmeyi öğrenir. Kendinizle daha yumuşak bir ilişki kurma üzerine çalışmak isterseniz bireysel terapi bu sürecin bir parçası olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Öz şefkat ile özgüven aynı şey mi?

Değildir. Özgüven genellikle kendinizi olumlu değerlendirmenize, başarılarınıza ve yeteneklerinize dayanır; işler kötü gittiğinde sarsılabilir. Şefkatli tutum ise başarısızlık anlarında da kullanılabilen, koşullara bağlı olmayan bir tutumdur. Bu yüzden zor zamanlarda daha sağlam bir dayanak sunar.

Kendime şefkatli davranmaya çalıştığımda ağlıyorum, bu normal mi?

Oldukça normaldir. Uzun süre sert davrandığınız bir yanınıza ilk kez yumuşak yaklaştığınızda, birikmiş üzüntü ortaya çıkabilir. Bu, bir şeylerin yanlış gittiği değil, çoktan beri bekleyen bir duygunun nihayet alan bulduğu anlamına gelebilir.

Öz şefkat çocuklara öğretilebilir mi?

Evet. Çocuklar öz şefkati en çok ebeveynlerinin onlara ve kendilerine nasıl davrandığını izleyerek öğrenir. Bir ebeveynin kendi hatasından sonra "Bunu yanlış yaptım, üzgünüm, bir dahakine dikkat edeceğim" diyebilmesi, çocuğa hata yapmanın dünyanın sonu olmadığını gösterir.

Öz şefkat egzersizlerinin etkisini ne zaman hissederim?

Bu kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar ilk denemelerde hafif bir rahatlama hisseder; bazıları ise uzun süre yapay geldiğini söyler. Düzenli pratikle iç sesin tonunda yavaş ama fark edilir bir değişim olması beklenir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler