Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Rol Değiştirme Tekniği: Karşındakinin Yerine Geçmek

Rol Değiştirme Tekniği: Karşındakinin Yerine Geçmek

Rol değiştirme tekniği nedir, psikodrama ve drama çalışmalarında nasıl uygulanır? Karşınızdakinin yerine geçmenin ne kazandırdığını ve sınırlarını okuyun.

"Bir de benim tarafımdan bak" cümlesini kaç kez kurduk ya da duyduk? Tartışmaların ortasında herkes haklı olduğundan emindir ve karşı tarafın neden öyle davrandığını anlamak neredeyse imkânsız görünür. Psikodramada bu soruna oldukça somut bir yanıt geliştirilmiştir: Kişi gerçekten de karşısındakinin yerine geçer, onun sandalyesine oturur, onun sesiyle konuşur. Rol değiştirme tekniği adı verilen bu çalışma, psikodramanın en bilinen ve en güçlü araçlarından biri olarak anılır. Bu yazıda rol değiştirme tekniğinin ne olduğunu, bir oturumda nasıl uygulandığını, kişiye neler kazandırabileceğini, nerelerde dikkat gerektirdiğini ve gündelik hayatta bu fikirden nasıl yararlanılabileceğini anlatıyoruz.

Rol Değiştirme Tekniği Nedir?

Rol değiştirme tekniği, psikodrama ve drama temelli çalışmalarda kişinin hayatındaki önemli bir başka kişinin rolüne geçmesidir. Örneğin annesiyle sürekli çatışan bir genç, sahnede bir süre annesinin rolünü üstlenir; annesinin duruşuyla durur, onun sözleriyle konuşur, onun kaygılarını dile getirmeye çalışır. Bu sırada başka bir grup üyesi ya da uzman, gencin kendi rolünü canlandırabilir.

Psikodramanın kurucusu Jacob Levy Moreno'dur. Moreno, yöntemin doğum günü olarak 1 Nisan 1921'de Viyana'da bir tiyatroda gerçekleştirdiği gösteriyi kabul eder. Moreno'nun yaklaşımında insan, hayatı boyunca pek çok rol üstlenen bir varlıktır: evlat, ebeveyn, eş, arkadaş, çalışan. Ruhsal sıkıntıların bir kısmı da bu rollerin sıkışmasından, katılaşmasından ya da başkalarının rolünü hiç görememekten kaynaklanır. Rol değiştirme, bu katılığı yumuşatmanın bir yolu olarak düşünülmüştür.

Türkiye'de psikodramanın kurumsallaşmasında Prof. Dr. Abdülkadir Özbek'in önemli bir rol oynadığı anlatılır. Bugün psikodrama eğitimleri çoğunlukla dernekler ve enstitüler aracılığıyla verilmektedir. Yöntemin genel çerçevesini psikodrama nedir yazımızda ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

Psikodramada Temel Kavramlar: Protagonist, Yardımcı Ego, Sahne

Rol değiştirme tekniğini anlamak için psikodramanın birkaç temel kavramını bilmek yararlı olur:

  • Protagonist: Kendi hikâyesi üzerinde çalışılan kişidir. Oturumun "baş oyuncusu" odur.
  • Yardımcı ego: Protagonistin hayatındaki diğer kişileri (anne, eş, patron gibi) canlandıran grup üyesi ya da uzmandır.
  • Sahne: Hikâyenin canlandırıldığı alandır. Bir oda, birkaç sandalye ve basit nesneler yeterlidir; dekor değil, deneyim önemlidir.
  • Yönetici: Oturumu yöneten, sahneleri kuran ve süreci güvenli tutan eğitimli uzmandır.
  • Paylaşım: Canlandırmanın ardından grup üyelerinin, protagoniste yorum yapmadan, kendi hayatlarından benzer deneyimleri paylaştığı bölümdür.

Rol değiştirme, bu yapının içinde protagonistin yardımcı egoyla yer değiştirmesidir. Protagonist, az önce karşısında duran kişinin yerine geçer ve kendi sözlerini bu kez o kişinin gözünden duyar.

Rol Değiştirme Tekniği Bir Oturumda Nasıl Uygulanır?

Her oturum farklıdır, ama rol değiştirme genellikle şu adımlarla ilerler:

  1. Sahnenin kurulması: Protagonist, çalışmak istediği durumu anlatır. Örneğin "Babamla her akşam yemekte tartışıyoruz." Yönetici, sahnenin nerede geçtiğini, kimin nerede oturduğunu sorar ve basit nesnelerle sahneyi kurar.
  2. Karşı tarafın tanıtılması: Protagonist, kısa bir süre babasının rolüne geçerek onu tanıtır: "Ben Hasan, elli iki yaşındayım, otuz yıldır aynı fabrikada çalışıyorum..." Böylece yardımcı ego, canlandıracağı kişiyi tanır.
  3. Karşılaşma: Protagonist kendi rolüne döner, yardımcı ego babayı canlandırır. Tartışma yeniden yaşanır.
  4. Rol değiştirme: Kritik bir anda yönetici "Rol değiştirin" der. Protagonist babasının sandalyesine geçer; yardımcı ego da protagonistin az önce söylediklerini aynen tekrarlar. Protagonist, bu kez kendi sözlerini babasının yerinden duyar ve babası olarak cevap verir.
  5. Dönüş ve fark etme: Protagonist kendi rolüne geri döner. Yönetici, rol değiştirmenin ona ne hissettirdiğini, neyi farklı gördüğünü sorar.
  6. Paylaşım: Grup üyeleri kendi deneyimlerini paylaşır; protagonist yalnız olmadığını hisseder.

Bazen rol değiştirme tek bir kez değil, aynı sahnede birkaç kez yapılır. Protagonist kendi rolüyle babasının rolü arasında gidip gelir; her geçişte konuşma biraz daha derinleşir. İlk turda yalnızca suçlamalar duyulurken, sonraki turlarda yorgunluk, kırgınlık ya da sevgi gibi daha örtük duygular görünür hâle gelebilir. Yönetici, bu geçişlerin hızını protagonistin dayanıklılığına göre ayarlar.

Bu yapı, yöntemin sahnede ne kadar somut çalıştığını gösterir. Konuşarak "babamı anlamaya çalışıyorum" demek ile babanın sandalyesine oturup onun yorgunluğunu bedende hissetmek farklı deneyimlerdir.

Karşındakinin Yerine Geçmek Ne Kazandırabilir?

Rol değiştirme tekniğinin kişiye kazandırabileceği bazı deneyimler şunlardır:

  • Farklı bir bakış açısı: Kişi, karşısındakinin davranışlarının arkasındaki olası kaygıları, yorgunlukları ya da korkuları fark edebilir.
  • Kendini dışarıdan görmek: Kendi sözlerini başka birinin ağzından duymak, ses tonunun, cümlelerin karşı tarafta nasıl bir etki bıraktığını görmeyi sağlayabilir.
  • Duyguların ifadesi: Uzun süre söylenemeyenler sahnede söylenebilir. Bu bazen derin bir rahatlama getirebilir.
  • Yeni davranışları denemek: Kişi, gerçek hayatta denemekten çekindiği bir konuşmayı güvenli bir ortamda prova edebilir.

Diyelim ki yirmili yaşlarının sonundaki bir gelin, kayınvalidesinin her ziyarette mutfağa girip yemekleri "düzeltmesinden" çok rahatsız. Sahnede kayınvalidesinin rolüne geçtiğinde, kendini birden "oğlunun evinde artık bir yeri olmadığından korkan" biri gibi konuşurken buluyor. Bu fark ediş, kayınvalidesinin davranışını haklı çıkarmıyor; ama gelinin ona öfkeyle değil, daha açık bir sınır koyarak yaklaşmasını kolaylaştırıyor.

Rol değiştirmenin bir başka yanı da bedenle ilgilidir. Kişi karşısındakinin sandalyesine oturduğunda, onun duruşunu, ses tonunu, el hareketlerini de taklit etmeye çalışır. Bu bedensel taklit, zihinde kurulan bir empati egzersizinden farklı olarak, daha doğrudan bir deneyim yaratabilir. Pek çok katılımcı, "Onun yerine oturunca omuzlarımın düştüğünü fark ettim" gibi cümlelerle bu deneyimi anlatır.

Rol değiştirmek, karşı tarafa hak vermek değildir; onun dünyasını bir süreliğine görmek ve kendi dünyamıza daha geniş bir yerden bakmaktır.

Bu Yöntem Hangi Alanlarda Kullanılır?

Rol değiştirme fikri, klasik psikodrama gruplarının dışında da farklı biçimlerde karşımıza çıkar:

  • Aile ve ebeveynlik çalışmaları: Bir ebeveynin kısa bir süre çocuğunun yerine geçmesi, örneğin sınav döneminde sürekli "ders çalış" uyarısı duyan bir gencin neler hissettiğini fark etmesine yardımcı olabilir.
  • Yas süreci: Bazı çalışmalarda kişi, kaybettiği yakınının rolüne geçerek ona söyleyemediklerini dile getirir ve "onun ne cevap vereceğini" kendi sesinden duyar. Bu, son derece hassas bir çalışmadır ve ancak güvenli bir çerçevede, kişinin hazır olduğu bir zamanda yapılır.
  • Kendine şefkat: Kişi, kendisini çok seven yakın bir dostunun rolüne geçip kendi zorluklarına onun gözünden bakabilir. Kendini sürekli eleştiren insanlar için bu, alışılmadık ama aydınlatıcı bir deneyim olabilir.
  • Eğitim ortamları: Yaratıcı drama derslerinde, öğrencilerin bir hikâyedeki farklı karakterlerin yerine geçmesi empati ve bakış açısı alma becerilerini desteklemek amacıyla kullanılır. Bu, terapi değil, eğitsel bir uygulamadır.

Bu örneklerin hepsinde ortak olan, kişinin bir süreliğine kendi bakış açısından çıkıp başka bir yerden bakmasıdır. Ancak terapötik amaçla yapılan çalışmalar ile eğitsel ya da gündelik uygulamalar arasındaki farkı korumak gerekir: Ağır duyguların açığa çıkabileceği durumlarda eğitimli bir uzmanın varlığı önemlidir.

Rol Değiştirme Tekniğinin Sınırları ve Dikkat Gerektiren Durumlar

Rol değiştirme güçlü bir araçtır; tam da bu nedenle dikkat ister. Bazı durumlarda uygulanmaması ya da çok temkinli uygulanması gerekir:

  • İstismar ve şiddet deneyimleri: Kişinin kendisine zarar vermiş birinin rolüne geçmesi, yeniden yaralanmaya yol açabilir. Bu tür durumlarda kişinin güvenliği her zaman önceliklidir; rol değiştirme ya hiç kullanılmaz ya da ancak çok dikkatli bir hazırlıktan sonra düşünülür.
  • Ağır travma: Travmatik anıların hızlı ve yoğun biçimde canlandırılması, kişiyi rahatlatmak yerine sarsabilir.
  • Gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlar: Bazı ruhsal durumlarda rollerin sınırlarını korumak zorlaşabilir; bu nedenle yöntem kişinin durumuna göre değerlendirilmelidir.
  • Hazır olmamak: Kişi kendini hazır hissetmiyorsa zorlanmaz. "Hayır" deme hakkı her zaman vardır.

Bilimsel kanıt açısından da dürüst olmak gerekir. Psikodramanın ve rol değiştirmenin etkinliği konusunda, güçlü sistematik derlemelere dayanarak kesin konuşmak şu an için mümkün değildir. Yöntem pek çok uygulayıcı ve katılımcı tarafından değerli bulunur; ama etkisinin büyüklüğü ve kimler için daha uygun olduğu konusunun netleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Gündelik Hayatta Rol Değiştirme Fikrinden Yararlanmak

Bir psikodrama grubuna katılmadan da rol değiştirme fikrinden esinlenen bazı basit alıştırmalar denenebilir. Bunlar terapi değildir; ama bir ilişkiye farklı bir açıdan bakmanıza yardımcı olabilir:

  1. Karşı tarafın gözünden bir paragraf: Yaşadığınız bir tartışmayı, karşınızdakinin ağzından, birinci tekil şahısla yazın: "Ben bu akşam eve geldiğimde..." Ardından ne fark ettiğinizi not edin.
  2. İki sandalye: Odada iki sandalye koyun. Birinde kendiniz olarak bir cümle söyleyin, diğerine geçip karşı tarafın vereceğini düşündüğünüz cevabı verin. Birkaç tur sürdürün.
  3. Üçüncü kişinin gözü: Tartışmayı tarafsız bir arkadaşın nasıl anlatacağını hayal edin. Bu, her iki tarafa da biraz daha mesafeli bakmanızı sağlayabilir.

Diyelim ki bir bankada çalışan kırk yaşında bir adam, ekip toplantılarında yöneticisinin sürekli sözünü kesmesinden yakınıyor. Bir akşam, ilk alıştırmayı deneyip toplantıyı yöneticisinin ağzından yazıyor: "Genel müdürlük bu ay rakamları üç kez sordu, toplantı uzadıkça başka bir şey yetiştiremeyeceğimi düşünüp paniğe kapılıyorum..." Yazdıklarının ne kadar doğru olduğunu bilmiyor; ama bu paragraf ona, sözünün kesilmesini kişisel bir küçümseme olarak değil, bir baskının yansıması olarak da okuyabileceğini gösteriyor. Ertesi gün, toplantı öncesinde yöneticisine kısa bir ön bilgi notu göndermeyi deniyor.

Bu örnekte de görüldüğü gibi, amaç karşınızdakinin zihnini kesin olarak okumak değildir. Yazdıklarınız sizin tahminlerinizdir ve yanılabilirsiniz. Değerli olan, tek bir açıklamaya sıkışıp kalmak yerine birkaç olasılığı görebilmektir. Bazen bu alıştırma, karşı tarafla açık bir konuşma yapmanın gerekli olduğunu fark etmenizle de sonuçlanabilir; bu da başlı başına önemli bir kazanımdır.

Bu alıştırmaları yalnızca zorlayıcı ama güvenli ilişkiler için deneyin. Size zarar vermiş, sizi korkutan birinin rolüne kendi başınıza geçmeye çalışmayın; bu tür deneyimler profesyonel destek içinde ele alınmalıdır. Benzer bir yaklaşım olan boş sandalye çalışmasını boş sandalye tekniği yazımızda ayrıca anlatıyoruz.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

İlişkilerde zaman zaman tıkanmak çok doğaldır. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Aynı tartışmalar aylar, hatta yıllar boyunca tekrar ediyor ve hiçbir şey değişmiyorsa
  • Bir ilişki ya da aile içi çatışma uykunuzu, işinizi ya da sağlığınızı etkiliyorsa
  • Geçmişte yaşanmış bir kırgınlık ya da kayıp, bugünkü ilişkilerinizi sürekli gölgeliyorsa
  • Öfke patlamaları ya da tamamen içe kapanma ilişkilerinizi zorluyorsa
  • Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri aklınızdan geçiyorsa

Son madde söz konusuysa beklemeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Terapide karşı tarafın bakış açısını anlamaya yönelik çalışmalar, farklı biçimlerde yer alabilir. Örneğin bilişsel davranışçı terapide kişinin karşısındakinin niyetine dair otomatik düşünceleri fark edilir ve alternatif açıklamalar birlikte değerlendirilir. Çiftlerle çalışırken ise her iki tarafın da diğerinin deneyimini dinleyip kendi cümleleriyle yansıtması, rol değiştirmenin daha sade bir biçimi gibi işleyebilir. Eşinizle yaşadığınız tekrar eden çatışmalar için çift terapisi sürecinde bu tür çalışmalar ele alınabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Rol değiştirme tekniği yalnızca grupta mı uygulanır?

Klasik psikodramada genellikle grup içinde uygulanır; çünkü yardımcı ego rolünü grup üyeleri üstlenir. Ancak bireysel görüşmelerde de sandalyeler ya da nesneler kullanılarak daha sade biçimleri uygulanabilir.

Oyunculuk yeteneğim yok, yine de katılabilir miyim?

Evet. Psikodrama bir tiyatro gösterisi değildir; iyi oynamak ya da etkileyici olmak beklenmez. Önemli olan, kişinin kendi deneyimine içtenlikle yaklaşmasıdır.

Rol değiştirmek karşı tarafı haklı çıkarmak anlamına mı gelir?

Hayır. Amaç karşı tarafı aklamak değil, onun bakış açısını bir süreliğine görmektir. Bu, kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha net ifade etmesine de yardımcı olabilir.

Rol değiştirme sırasında çok duygulanırsam ne olur?

Yoğun duygular çalışmanın doğal bir parçası olabilir. Oturumu yöneten uzman, süreci yavaşlatabilir, kişiyi kendi rolüne geri döndürebilir ve oturum bitmeden önce kişinin toparlanmasına özen gösterir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler