Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Sanat Terapisi Eğitimi: Türkiye'de Mevcut Durum ve Yasal Çerçeve

Sanat Terapisi Eğitimi: Türkiye'de Mevcut Durum ve Yasal Çerçeve

Sanat terapisi eğitimi almayı mı düşünüyorsunuz? Türkiye'deki akademik durumu, sertifikaların anlamını, unvan ve yetkiyle ilgili yasal çerçeveyi okuyun.

Resim öğretmenliğinden emekli olmak üzere olan biri, yıllardır çocuklarla çalışırken resmin onlara nasıl bir kapı açtığını görmüştür ve bu deneyimi daha bilinçli kullanmak ister. Psikoloji son sınıfta okuyan bir öğrenci, sosyal medyada sık sık karşısına çıkan sertifika ilanlarına bakıp "Bu bana ne kazandırır?" diye düşünür. Bir okul öncesi öğretmeni ise sınıfında yaptığı boyama etkinliklerinin ötesine geçmek ister. Sanat terapisi eğitimi, bu kişilerin hepsinin aklındaki ortak sorudur. Ancak Türkiye'de bu alan hem akademik hem de yasal açıdan hâlâ şekillenmektedir; bu yüzden karar vermeden önce mevcut durumu doğru bilmek önemlidir. Bu yazıda alandaki eğitimin genel olarak neleri kapsadığını, Türkiye'deki akademik ve yasal çerçeveyi ve bir sertifikanın neyi sağlayıp neyi sağlamadığını kurum ya da kişi değerlendirmesi yapmadan, bilgilendirme amacıyla anlatıyoruz.

Sanat Terapisi Eğitimi Neyi Kapsar?

Sanat terapisi, sanat malzemelerinin terapötik bir ilişki içinde, psikolojik destek amacıyla kullanılmasıdır. Bu nedenle alandaki eğitim yalnızca sanat tekniklerini öğrenmekten ibaret değildir; ruh sağlığına dair sağlam bir bilgi temeli ve etik bir duruş da gerektirir.

Alanın yerleşik olduğu ülkelerde bu tür eğitimlerde genel olarak şu başlıkların yer aldığı görülür:

  • Psikoloji ve gelişim bilgisi: İnsanın çocukluktan yaşlılığa gelişimi, duygular, bağlanma ve ilişkiler.
  • Ruhsal sorunlara dair temel bilgi: Hangi durumların uzman değerlendirmesi ya da tıbbi tedavi gerektirdiğini tanıyabilmek.
  • Kuramsal çerçeveler: Sanatın terapide nasıl kullanıldığına dair farklı yaklaşımlar; örneğin resmi konuşmanın kapısı olarak gören bakış ile yaratma sürecinin kendisini öne çıkaran bakış.
  • Malzeme ve teknik bilgisi: Kuru ve akışkan malzemeler, kil, kolaj, kum tepsisi gibi araçların hangi durumda nasıl kullanılabileceği.
  • Etik: Eserin kime ait olduğu, gizlilik, rıza, yorum dayatmama, sınırlar.
  • Süpervizyonlu uygulama: Deneyimli bir uzmanın gözetiminde gerçek çalışmalar yürütmek ve bunları düzenli olarak değerlendirmek.
  • Kişinin kendi süreci: Pek çok programda adayın yaratıcı yöntemleri kendisi de deneyimlemesi önemsenir.

Bu liste bir standart değil, genel bir çerçevedir. Programlar arasında süre, içerik ve uygulama saati bakımından büyük farklar olabilir.

Kısa atölye ile kapsamlı eğitim arasındaki fark

Bir hafta sonu atölyesi ile uzun soluklu bir eğitim programı aynı şeyi vaat etmez. Kısa atölyeler, yaratıcı malzemelerle tanışmak, kendi sürecinizi deneyimlemek ve alanın size uygun olup olmadığını görmek için değerli olabilir. Ancak birkaç günlük bir deneyim, insanların zor duygularıyla güvenli biçimde çalışmak için gereken bilgi, beceri ve etik birikimi sağlamaya yetmez. Kapsamlı eğitimlerde ise kuramsal derslerin yanında, deneyimli bir uzmanın gözetiminde yürütülen uygulamalar ve bu uygulamaların düzenli olarak değerlendirilmesi öne çıkar. Hangi tür eğitimin size uygun olduğu, hedefinize bağlıdır: Kendi yaratıcılığınızı keşfetmek ile başkalarına psikolojik destek sağlamak, çok farklı sorumluluklar taşır.

Alanın Meslekleşmesi: Kısa Bir Arka Plan

Bugün "sanat terapisi" denince akla gelen yapılandırılmış uygulama, 20. yüzyılın ortasında şekillenmiştir. "Art therapy" terimini Birleşik Krallık'ta ilk kullanan kişi olarak ressam Adrian Hill anılır; Hill, deneyimlerini 1945'te yayımlanan Art Versus Illness kitabında anlatmıştır. ABD'de Margaret Naumburg 1940'larda sanat terapisini dinamik bir psikoterapi biçimi olarak kurgulamış, Edith Kramer ise yaratma sürecinin kendisini öne çıkarmıştır. Alanın hikâyesini daha ayrıntılı olarak sanat terapisinin tarihi yazımızda bulabilirsiniz.

Kardeş alanlarda meslekleşmenin nasıl ilerlediği de fikir verir. ABD'de ilk müzik terapisi lisans programı 1944'te açılmış, mesleki dernekler kurulmuş ve zamanla birleşmiştir. Dans ve hareket terapisi alanında da 1966'da ulusal bir dernek kurulmuştur. Bu örnekler, bir alanın meslek hâline gelmesinin üniversite programları, mesleki dernekler, etik kurallar ve zamanla yasal düzenlemelerle mümkün olduğunu gösterir. Türkiye'de sanat terapisi açısından bu yolun önemli bir kısmı henüz tamamlanmış değildir.

Türkiye'de Sanat Terapisi Eğitimi: Mevcut Durum

Bu yazı için yaptığımız incelemede, "sanat terapisi" adını taşıyan ayrı bir YÖK lisansüstü programına rastlamadık. Bu, böyle bir programın kesinlikle olmadığı anlamına gelmez; ama alanın Türkiye'de akademik olarak yaygın olmadığını ve yeni gelişmekte olduğunu düşündürür. Üniversitelerde sanat terapisini sanat eğitimi içinde ya da grupla yapılan müdahaleler üzerinden inceleyen yüksek lisans tezleri bulunur; bu da akademik ilginin arttığını gösterir.

Uygulamada sanat terapisi eğitimi, Türkiye'de çoğunlukla özel kurumlarca verilen sertifika programları ve atölyeler biçiminde karşımıza çıkar. Bu programların süresi, içeriği, süpervizyon olanakları ve katılım koşulları birbirinden çok farklı olabilir.

Müzik terapisi ve psikodrama örnekleri

Yakın alanlara bakmak, karşılaştırma yapmak için yararlıdır:

  • Müzik terapisi: Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde bir müzik terapisi anabilim dalı ve tezsiz yüksek lisans programı bulunur. Program kendisini Türkiye'nin ilk müzik terapisi yüksek lisansı olarak tanıtır; sağlık, müzik, eğitim ya da özel eğitim alanında lisans ve çalgı becerisi aranır, en az 700 saat uygulama öngörülür. Güncel kabul koşulları için her yıl yayımlanan ilanlara bakmak gerekir. Bu alanı ayrıca müzik terapisi eğitimi yazımızda ele alıyoruz.
  • Psikodrama: Türkiye'de psikodrama eğitimi ağırlıklı olarak dernekler ve enstitüler üzerinden verilir. Alanın Türkiye'de yerleşmesinde Prof. Dr. Abdülkadir Özbek'in rolü sıkça anılır.

Bu örnekler, yaratıcı terapiler içinde bile kurumsallaşma düzeyinin alandan alana değiştiğini gösterir. Bir alanda üniversite programı ve yönetmelik düzeyinde bir çerçeve bulunurken, bir diğerinde eğitim büyük ölçüde sivil toplum ya da özel kurumlar eliyle yürür. Bu fark, eğitimin sonunda neler yapılabileceğini de doğrudan etkiler.

Bir sertifika, bir alana dair bilgi ve beceri kazandığınızı gösterebilir; ama kendi başına yasal bir meslek unvanı ya da tedavi yetkisi anlamına gelmeyebilir.

Yasal Çerçeve: Unvan, Yetki ve GETAT

Eğitim kararı verirken en çok kafa karıştıran konu, eğitimin ardından ne yapılabileceğidir. Burada birkaç başlığı ayırmak gerekir.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği (GETAT): 27 Ekim 2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bu yönetmelik, 15 yöntemi tanımlar; müzik terapisi bunlardan biridir. Bu yazı için incelediğimiz kaynaklarda sanat terapisi bu yöntemler arasında geçmemektedir. GETAT kapsamındaki uygulamalarda yetki esas olarak sertifikalı hekimdedir. Sağlık Bakanlığı'nın 2019'daki bir açıklamasına göre müzik terapisi gibi birkaç yöntemde sertifikalı yardımcı sağlık personeli hekim gözetiminde görev alabilir.

"Sanat terapisti" unvanı: Yaptığımız incelemede Türkiye'de "sanat terapisti", "drama terapisti" ya da "dans terapisti" için ayrı, yasal olarak tanımlanmış bir meslek unvanı düzenlemesi bulamadık. Bu konuda mevzuat değişebileceği için güncel düzenlemelerin izlenmesi gerekir.

Psikolog unvanı: Türkiye'de psikolog unvanının kapsamlı bir meslek yasasıyla korunmadığı, Türk Psikologlar Derneği'nin bu yönde bir meslek yasası talep ettiği bilinmektedir. "Klinik psikolog" tanımı ise 1219 sayılı Kanun'da 2011'de yapılan bir değişiklikle yer almıştır. Psikolog ile psikiyatri hekiminin rollerini merak ediyorsanız psikolog ile psikiyatrist arasındaki fark yazımıza göz atabilirsiniz.

Bu tablo şunu gösterir: Bir sanat terapisi sertifikası, kişinin kendi mesleği içinde yaratıcı yöntemleri daha bilinçli kullanmasına katkı sağlayabilir; ancak tek başına tanı koyma, ruhsal hastalık tedavi etme ya da yasal bir sağlık meslek unvanı kullanma yetkisi vermez.

Sertifika Neyi Sağlar, Neyi Sağlamaz? Gerçekçi Beklentiler

Eğitim almayı düşünen kişilerin farklı geçmişleri vardır ve bir eğitimden beklentileri de buna göre değişir. Gerçekçi bir beklenti için şu ayrımlar yararlı olabilir.

Sağlayabilecekleri:

  • Sanat malzemelerinin duygusal ifadeye nasıl aracılık edebileceğine dair bilgi
  • Kendi mesleğinizde, örneğin öğretmenlikte, sosyal hizmette ya da psikolojide, yaratıcı etkinlikleri daha özenli ve etik biçimde kullanma becerisi
  • Kendi yaratıcı süreciniz ve duygularınızla ilgili deneyim
  • Alanda çalışan kişilerle tanışma ve öğrenmeye devam etme olanağı

Kendi başına sağlamayabilecekleri:

  • Yasal olarak tanımlanmış bir meslek unvanı
  • Ruhsal bozuklukları değerlendirme, tanı koyma ya da tedavi etme yetkisi
  • Çizimlerden kişilik ya da tanı çıkarabilme; bu zaten bilimsel olarak desteklenen bir uygulama değildir

Diyelim ki bir okul öncesi öğretmeni bir sertifika programını tamamladı. Sınıfında çocuklara malzeme sunarken sonuca değil sürece odaklanmayı, çocuğun resmine yorum dayatmamayı ve resimleri izinsiz paylaşmamayı daha bilinçli uygulayabilir. Ancak bir çocuğun resminden "travma yaşamış" sonucunu çıkarması ya da bir aileye tanı niteliğinde bilgi vermesi hem bilimsel hem etik açıdan uygun olmaz. Endişe verici bir durum fark ettiğinde yapılacak şey, aileyi bir ruh sağlığı uzmanının değerlendirmesine yönlendirmektir.

Eğitim Düşünürken Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Burada belirli bir programı ya da kurumu önermek ya da değerlendirmek amacımız yok. Ancak karar verirken kendinize sorabileceğiniz bazı genel sorular, beklentilerinizi netleştirmenize yardımcı olabilir:

  1. Amacım ne? Kendi mesleğimde yaratıcı yöntemleri daha iyi kullanmak mı, kişisel gelişim mi, yoksa ruh sağlığı alanında çalışmak mı?
  2. Mevcut eğitimim ve yetkim ne? Bu eğitim, sahip olduğum diploma ve mesleki yetkiyle nasıl bir araya geliyor?
  3. Yasal çerçeve ne diyor? Eğitimin sonunda hangi unvanı kullanabilirim, hangisini kullanamam? Güncel mevzuatı kendim kontrol ettim mi?
  4. Program neyi içeriyor? Kuramsal dersler, etik, süpervizyonlu uygulama ve kişinin kendi süreci gibi başlıklar yer alıyor mu?
  5. Zaman ve kaynak: Bu eğitime ayırabileceğim süre ve bütçe gerçekçi mi?

Bu sorular, ilan metinlerindeki parlak ifadelerin ötesine bakmanıza yardım eder. "Kısa sürede terapist olun" gibi vaatler, yukarıda anlattığımız yasal çerçeveyle bağdaşmayabilir; bu tür ifadelere temkinle yaklaşmak yerinde olur.

Ruh sağlığı alanında çalışmak istiyorsanız

Eğer asıl hedefiniz insanların ruhsal sorunlarıyla profesyonel olarak çalışmaksa, bu alanda yasal olarak tanımlanmış meslekler ve bunların eğitim yolları vardır. Psikoloji ya da psikiyatri gibi alanlarda lisans ve lisansüstü eğitim, klinik çalışma için temel çerçeveyi oluşturur. Yaratıcı yöntemlere dair eğitimler, bu temelin üzerine eklenen tamamlayıcı bir uzmanlaşma olarak düşünülebilir.

Yaratıcı Yöntemler Psikolojik Destekte Nasıl Yer Alır?

Sanat temelli yaklaşımlar üzerine yapılan araştırmalar umut verici bulgular içerir; ancak çalışmaların çoğu küçük örneklemli ve yöntemsel açıdan sınırlıdır. Örneğin 2015'te yayımlanan bir sağlık teknolojisi değerlendirmesi, ele aldığı 15 randomize kontrollü çalışmanın 10'unda belirtilerde olumlu değişim bulmuş, ama çalışmaların kalitesinin genel olarak düşük olduğunu bildirmiştir. Bu yüzden yaratıcı yöntemler, psikoterapi ve gerektiğinde tıbbi tedaviyle birlikte, destekleyici olarak değerlendirilir.

Psikolojik destek süreçlerinde resim, kil, kolaj ya da kum tepsisi gibi araçlar, ruh sağlığı alanında eğitimli ve yetkin kişilerce, terapinin bir parçası olarak kullanılabilir. Örneğin bireysel terapi sürecinde, bilişsel davranışçı terapi gibi yapılandırılmış bir çerçeve içinde bir duyguyu çizmek, konuşmanın tıkandığı noktalarda yeni bir yol açabilir.

Eğitim sürecinde kendi yaratıcı çalışmalarınız sırasında beklemediğiniz duygularla karşılaşabilirsiniz; bu, bu tür eğitimlerde sık yaşanan bir durumdur. Haftalarca süren mutsuzluk, kaygı ya da toparlanamama hissi yaşıyorsanız kendiniz için de bir uzmandan destek almanız değerlidir. Kendinize zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız beklemeden 112'yi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye'de sanat terapisi yüksek lisansı var mı?

Bu yazı için yaptığımız incelemede "sanat terapisi" adını taşıyan ayrı bir lisansüstü programa rastlamadık; alan Türkiye'de akademik olarak yeni gelişmektedir. Programlar zaman içinde açılabileceği için güncel bilgiyi YÖK ve üniversitelerin resmî duyurularından kontrol etmek gerekir. Müzik terapisi alanında ise bir tezsiz yüksek lisans programı bulunmaktadır.

Sertifika aldıktan sonra kendime "sanat terapisti" diyebilir miyim?

Türkiye'de "sanat terapisti" için yasal olarak tanımlanmış ayrı bir meslek unvanı bulunmuyor gibi görünmektedir. Bir sertifika, alandaki bilgi ve becerinizi gösterebilir; ancak kendi başına bir sağlık meslek unvanı ya da tedavi yetkisi sağlamaz. Güncel mevzuatı izlemek önemlidir.

Sanat terapisi eğitimine kimler katılabilir?

Katılım koşulları programdan programa değişir. Pek çok sertifika programı psikoloji, öğretmenlik, sosyal hizmet, sanat ve sağlık gibi farklı alanlardan kişileri kabul eder. Hangi koşulların arandığını ilgili programın kendi duyurularından öğrenmek gerekir.

Sanat terapisi ile GETAT'taki müzik terapisi aynı şey mi?

Hayır. GETAT yönetmeliğinde tanımlanan yöntemler arasında müzik terapisi yer alır; incelediğimiz kaynaklarda sanat terapisi bu yöntemler arasında geçmez. GETAT kapsamındaki uygulamalarda yetki esas olarak sertifikalı hekimdedir; bu nedenle iki alanın yasal durumu birbirinden farklıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler