Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Şizofrenide Sanat Terapisi: Kanıtlar ve Gerçekçi Beklentiler

Şizofrenide Sanat Terapisi: Kanıtlar ve Gerçekçi Beklentiler

Şizofrenide sanat terapisi ne sunabilir, ne sunamaz? Araştırmaların sınırlarını, tedaviye nasıl eşlik edebileceğini ve ailelere düşenleri okuyun.

Oğlu birkaç yıl önce şizofreni tanısı alan bir anne, internette gezinirken "resimle iyileşme" başlıklı bir videoya rastlıyor. İçinde bir umut kıpırdıyor: Oğlu çocukken resim yapmayı çok severdi, belki bu ona iyi gelir. Ama aklında sorular da var: Bu ilaçların yerini tutar mı? Herkese uygun mu? Gerçekten işe yarıyor mu? Şizofrenide sanat terapisi, ailelerin sık merak ettiği ama hakkında abartılı ve gerçekçi olmayan bilgilerin de dolaştığı bir konudur. Bu yazıda yaratıcı çalışmaların şizofreni tanılı kişilere neler sunabileceğini, araştırmaların bugün ne söyleyip neyi söyleyemediğini ve ailelerin gerçekçi beklentiler kurmasına yardımcı olacak bilgileri ele alıyoruz.

Şizofreni ve Tedavisi Hakkında Kısa Bir Çerçeve

Şizofreni, kişinin düşünme, algılama, duygu yaşama ve davranış biçimlerini etkileyen ciddi ama tedavi edilebilir bir ruhsal hastalıktır. Gerçekte olmayan sesler duyma ya da şeyler görme, başkalarının paylaşmadığı katı inançlar, dağınık düşünce ve konuşma gibi belirtilerin yanında; isteksizlik, duygularda donukluk, sosyal hayattan çekilme gibi belirtiler de görülebilir.

Şizofreni tedavisinin temelini psikiyatri hekiminin değerlendirmesi ve düzenli tıbbi tedavi oluşturur. Buna psikoeğitim, aile desteği, psikoterapi, sosyal beceri çalışmaları ve mesleki rehabilitasyon gibi psikososyal destekler eşlik eder. Bu nedenle ilk bilinmesi gereken şudur: Sanat, müzik ya da drama temelli çalışmalar şizofrenide tedavinin yerine geçmez; ancak bazı kişiler için bu bütünün destekleyici bir parçası olabilir.

Psikiyatri hekimi ile psikoloğun rollerinin nasıl ayrıldığını merak ediyorsanız psikolog ile psikiyatrist arasındaki fark yazımıza göz atabilirsiniz.

Yaratıcı bir çalışma, şizofreniyi ortadan kaldırmaz; ama hastalığın gölgesinde kalan kişinin kendine ait bir sesi olduğunu hatırlamasına yardım edebilir.

Şizofrenide Sanat Terapisi Ne Sunabilir?

Sanat temelli çalışmaların genel mantığı, duyguların ve deneyimlerin sözcüklerden önce imgeyle, renkle ve malzemeyle ifade edilebilmesidir. Bu yaklaşımın temel ilkelerini sanat terapisi nedir yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. Şizofreni tanılı kişiler açısından düşünüldüğünde, bu çalışmaların şu alanlarda bir katkı sunabileceği düşünülür:

  • Sözsüz ifade alanı: Düşüncelerini düzenli biçimde sözcüklere dökmekte zorlanan biri için resim, kolaj ya da kil, kendini ifade etmenin başka bir yolu olabilir.
  • Yapı ve rutin: Düzenli aralıklarla yapılan bir etkinlik, günün akışına bir çerçeve kazandırabilir. Uzun süre evde, hareketsiz geçirilen günlerde bu küçük yapı değerlidir.
  • Sosyal temas: Grup hâlinde yürütülen çalışmalar, sosyal hayattan çekilmiş kişiler için başkalarıyla aynı ortamda, baskı hissetmeden bulunma fırsatı sunabilir.
  • Bir şey ortaya koymak: Hastalık sürecinde kişi çoğu zaman yalnızca "hasta" olarak görülür. Bir şey üretmek, kişinin yeteneklerini ve kimliğinin başka yönlerini hatırlamasına yardım edebilir.
  • Keyif ve ilgi: Hastalığın getirdiği isteksizlik ve keyif alamama, gündelik hayatı zorlaştırır. Hoşa giden bir etkinlik, küçük de olsa bir ilgi ve canlılık anı yaratabilir.

Bu katkıların her biri "olabilir" ve "düşünülür" ifadeleriyle anılmalıdır; çünkü aşağıda göreceğimiz gibi, bunları güçlü biçimde destekleyen araştırma bulguları henüz sınırlıdır.

Grup mu, bireysel çalışma mı?

Şizofreni tanılı kişiler için yaratıcı çalışmalar çoğu zaman hastane, gündüz hastanesi ya da toplum temelli hizmetler içinde, grup hâlinde yürütülür. Grup ortamı sosyal temas için fırsat sunar; ancak kalabalık, gürültü ya da başkalarının bakışı bazı kişileri tedirgin edebilir. Özellikle şüphecilik ya da kaygı belirgin olduğunda, küçük ve sakin gruplar ya da daha yapılandırılmış etkinlikler daha uygun olabilir. Hangi biçimin kişiye uyacağı, onun o dönemdeki durumuna ve tercihlerine göre tedavi ekibiyle birlikte değerlendirilmelidir. Kişinin kendi isteği burada belirleyicidir; zorla katılınan bir etkinlik, yarardan çok gerginlik yaratabilir.

Şizofrenide Sanat Terapisi Üzerine Araştırmalar Ne Diyor?

Ailelerin en çok merak ettiği soru budur ve yanıtı dürüstçe verilmelidir: Bu alanda yapılmış araştırmalar az sayıdadır ve kesin sonuç çıkarmak için yeterli değildir.

Yaratıcı terapilerle ilgili kapsamlı derlemelerin önemli bir kısmı, psikoz dışındaki ruh sağlığı sorunlarına odaklanmıştır. Örneğin 2015'te yayımlanan ve sanat terapisinin yetişkinlerdeki etkisini inceleyen kapsamlı bir sağlık teknolojisi değerlendirmesi, kapsamını özellikle psikoz dışı sorunlarla sınırlamıştır. Yani bu alandaki olumlu bulguları doğrudan şizofreniye genellemek doğru olmaz.

Şizofreniye yakın bir alanda, drama terapisi için yapılmış bir Cochrane derlemesi (2007), çalışmaların raporlamasının yetersiz olduğunu ve yarar ya da zarar konusunda bir sonuca varılamadığını bildirmiştir. Drama temelli çalışmaların genel çerçevesini drama terapi nedir yazısında ayrıca ele alıyoruz.

Bu alandaki araştırmaların ortak sınırlılıkları şunlardır:

  • Katılımcı sayıları genellikle küçüktür.
  • Katılımcılar neye katıldıklarını bildiği için körleme yapılamaz.
  • Ölçümler çoğu zaman öz bildirime dayanır.
  • İzlem süreleri kısadır.
  • "Terapi" ile genel "sanat etkinliği" çalışmalarda zaman zaman birbirine karışır.

Bunun pratikteki anlamı şudur: Şizofreni tanılı bir yakınınız bir sanat atölyesinden ya da yaratıcı bir gruptan keyif alıyorsa, bu değerli bir deneyimdir ve desteklenebilir. Ancak bu çalışmanın belirtileri azaltacağına, hastaneye yatışları önleyeceğine ya da tedavinin yerini alacağına dair bir beklenti, mevcut bilgilerle desteklenmez.

Gerçekçi Beklentiler: Ne Olabilir, Ne Olmaz?

Ailelerin ve şizofreni tanılı kişilerin hayal kırıklığı yaşamaması için beklentileri baştan netleştirmek önemlidir.

Olabilecekler:

  • Kişi düzenli bir etkinliğe katılarak haftasına bir yapı kazandırabilir.
  • Bir grupta başkalarıyla vakit geçirmek yalnızlık duygusunu biraz hafifletebilir.
  • Kişi kendini ifade etmenin yeni bir yolunu bulabilir ve bundan keyif alabilir.
  • Üretilen çalışmalar aile ile kişi arasında hastalık dışı bir konuşma konusu yaratabilir.

Beklenmemesi gerekenler:

  • Sanat çalışmasının ilacın ya da psikiyatrik takibin yerini alması
  • Seslerin, şüphelerin ya da diğer belirtilerin bu çalışmayla ortadan kalkması
  • Her kişinin bu tür çalışmalardan aynı ölçüde yararlanması

Bir uyarıyı da açıkça yazmak gerekir: Bazı internet içerikleri ya da ticari programlar, şizofreniyi "ilaçsız" ya da yalnızca sanatla, müzikle veya belirli seslerle iyileştirdiğini iddia edebilir. Bu iddialar kanıtla desteklenmez ve tedaviyi bırakmak, ciddi bir kötüleşmeye yol açabilir. Tedaviye ilişkin her karar, psikiyatri hekimiyle birlikte verilmelidir.

Damgalamaya karşı üretmenin anlamı

Şizofreni, toplumda belki de en çok yanlış anlaşılan ruhsal hastalıklardan biridir. Tanı alan kişiler çoğu zaman yalnızca belirtileriyle tanımlanır, "tehlikeli" ya da "anlaşılmaz" diye etiketlenir. Bu damgalama, kişinin iş bulmasını, arkadaşlık kurmasını ve kendine güvenmesini zorlaştırır. Yaratıcı bir üretim, kişiye ve çevresine onun yalnızca bir tanıdan ibaret olmadığını hatırlatabilir. Bazı kişiler çalışmalarını bir sergide paylaşmaktan gurur duyabilir. Ancak bu karar her zaman kişinin kendisine ait olmalıdır; çalışmaların "hasta resimleri" olarak teşhir edilmesi ya da izinsiz paylaşılması, damgalamayı azaltmak yerine artırabilir.

Resimlerden Belirti Okunabilir mi?

Şizofreni tanılı kişilerin yaptığı resimler bazen alışılmadık, yoğun ya da ürkütücü görünebilir. Aileler bu resimlere bakarak "Hastalığı kötüleşiyor mu?" diye endişelenebilir. Oysa tek bir resimden kişinin ruhsal durumu, belirtilerin şiddeti ya da hastalığın seyri hakkında güvenilir bir sonuç çıkarılamaz.

Projektif çizim testleri üzerine yapılan değerlendirmeler, insan figürü çizimleri gibi araçların geçerlilik kanıtının oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir. Bir resmin içeriği, kişinin o günkü ruh hâlinden, kullandığı malzemeden, ilgi alanlarından ve pek çok başka etkenden etkilenir. Resim, bir değerlendirme aracı değil, bir konuşma başlatma aracıdır.

Bu nedenle yakınınızın yaptığı çalışmaya yorum yüklemek yerine merakla yaklaşmak daha yararlıdır: "Bunu yaparken neler düşündün?", "Bu renkleri neden seçtin?" Kişi anlatmak istemiyorsa ısrar etmemek de önemlidir. Çalışmalar kişiye aittir; izni olmadan başkalarına gösterilmemeli ya da sosyal medyada paylaşılmamalıdır.

Öte yandan davranışlarda, uykuda, kendine bakımda ya da konuşmada belirgin değişiklikler fark ediyorsanız, bu gözlemleri resimlerden bağımsız olarak hekimle paylaşmanız önemlidir.

Ailelerin Evde Destek Olabileceği Yollar

Şizofreni tanılı bir yakınla yaşayan aileler, çoğu zaman nasıl yardımcı olabileceklerini bilemez. Yaratıcı etkinlikler, evde baskı oluşturmadan sunulabilecek küçük destek yollarından biri olabilir.

  • Malzemeyi ulaşılabilir kılın: Bir masanın köşesinde kâğıt, boya ya da kil bulundurmak, kişinin istediğinde kullanabileceği bir davet niteliği taşır. "Hadi resim yap" demek yerine malzemeyi orada bırakmak yeterlidir.
  • Birlikte yapın: Siz de bir şeyler çizin, boyayın ya da yapın. Yan yana sessizce üretmek, yüz yüze konuşmaktan daha az zorlayıcı olabilir.
  • Ürüne değil emeğe değer verin: "Çok güzel olmuş" yerine "Uzun süre uğraştın, bunu görmek güzel" gibi bir cümle, kişinin çabasını takdir eder.
  • Dış kaynakları araştırın: Türkiye'de toplum ruh sağlığı merkezlerinde (TRSM), bazı belediyelerde ve gönüllü kuruluşlarda çeşitli uğraş ve sosyal etkinlikler yer alabilir. Bu seçenekleri hekim ya da tedavi ekibiyle konuşmak yararlı olur.
  • Kendinize de alan açın: Bakım veren aile üyelerinin kendi dinlenmesi, sosyal hayatı ve ruh sağlığı da önemlidir.
  • Tercihini sorun: Herkes resimden hoşlanmaz. Kimi müzik dinlemeyi, kimi fotoğraf çekmeyi, kimi bahçeyle uğraşmayı ya da el işini tercih eder. Yakınınıza neyden hoşlandığını sormak ve seçimine saygı duymak, etkinliğin onun için anlamlı olmasını sağlar.

Diyelim ki bir baba, oğluyla konuşmakta zorlandığı dönemlerde, eskiden birlikte yaptıkları gibi pazar sabahları balkonda birlikte kuş evi boyamaya başlıyor. Konuşmalar uzun değil, bazen hiç konuşmuyorlar. Ama bu saat, ikisinin de dört gözle beklediği bir zamana dönüşüyor. Bu, oğlunun hastalığını değiştirmiyor; ama aralarındaki bağı korumalarına ve hastalığın dışında da ortak bir dünyaları olduğunu hatırlamalarına yardım ediyor.

Ne Zaman Acil ya da Ek Destek Gerekir?

Şizofreni sürecinde bazı durumlar beklemeden profesyonel destek almayı gerektirir:

  • Kişi ilaçlarını bırakmışsa ya da düzensiz kullanıyorsa
  • Sesler, şüpheler ya da korkular belirgin biçimde artmışsa
  • Uyku düzeni bozulmuş, kişi yemek yemeyi ya da kendine bakmayı bırakmışsa
  • Kişi kendine ya da başkalarına zarar vermekten söz ediyorsa ya da buna yönelik davranışlar görülüyorsa

Kendine ya da başkalarına zarar verme riski olduğunu düşünüyorsanız beklemeyin; acil durumlarda 112'yi arayın.

Durum sakinken tedavi ekibiyle birlikte basit bir kriz planı hazırlamak da işe yarar. Bu planda kişinin daha önceki dönemlerde görülen erken uyarı işaretleri, örneğin uykunun bozulması, içe kapanma ya da belirli konulara takılma, kime ve nasıl ulaşılacağı, en yakın sağlık kuruluşu ve kişinin kendi tercihleri yer alabilir. Planı kişinin kendisiyle birlikte hazırlamak, zor bir dönemde onun sesinin de duyulmasını sağlar.

Tedavi sürecinde aile üyelerinin de desteğe ihtiyacı olabilir. Şizofreni tanılı bir yakınla yaşamak, kaygı, suçluluk, yas ve tükenmişlik duygularını beraberinde getirebilir. Bireysel terapi, aile üyelerinin bu duygularla baş etmesine, sınır koymayı öğrenmesine ve kendi hayatlarına da alan açmasına yardımcı olabilir. Bilişsel davranışçı terapi gibi yapılandırılmış yaklaşımlar, bakım verenin zorlayıcı düşüncelerini ve stresini ele almak için kullanılabilir. Şizofreni tanılı kişinin kendisine yönelik psikososyal destekler ise tedavi ekibiyle birlikte planlanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sanat terapisi şizofreni için ilacın yerine kullanılabilir mi?

Hayır. Şizofreni tedavisinin temeli psikiyatri hekiminin değerlendirmesi ve düzenli tıbbi tedavidir. Sanat temelli çalışmalar, olsa olsa bu tedaviye eşlik eden destekleyici bir etkinlik olabilir. Tedaviye ilişkin her değişiklik hekimle birlikte kararlaştırılmalıdır.

Yakınım resim yaparken çok yoğun ve karanlık şeyler çiziyor, bu tehlikeli mi?

Resmin içeriği tek başına bir tehlike işareti değildir ve ondan güvenilir bir sonuç çıkarılamaz. Ancak resimlerin yanında davranışlarda, uykuda ya da konuşmada belirgin değişiklikler varsa, bunu tedavi ekibiyle paylaşmanız önemlidir.

Şizofreni tanılı biri bir sanat atölyesine katılabilir mi?

Kişinin durumu dengeliyse ve kendisi istiyorsa, birçok kişi sanat atölyelerinden keyif alabilir. Katılmadan önce tedavi ekibiyle konuşmak ve atölyenin ortamının kişiye uygun olup olmadığını değerlendirmek yararlı olur.

Kriz döneminde yaratıcı çalışmalar yapılabilir mi?

Akut dönemde öncelik, kişinin güvenliği ve tıbbi tedavisidir. Yaratıcı çalışmalar genellikle durum daha dengeli olduğunda, tedavi ekibinin önerisiyle gündeme gelir. Bu dönemde aile olarak yapabileceğiniz en değerli şey, sakin bir ortam sağlamak ve tedaviye devam edilmesini desteklemektir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler