Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Terapist Kendinden Bahseder mi? Terapistin Kişisel Paylaşımları

Terapist Kendinden Bahseder mi? Terapistin Kişisel Paylaşımları

Terapist kendinden bahseder mi, kişisel sorulara yanıt verir mi? Terapistin paylaşımlarının amacını, sınırlarını ve sessizliğinin ne anlattığını okuyun.

Altı aydır her hafta aynı koltukta oturup en mahrem düşüncelerinizi anlattığınız birini düşünün. Sizin çocukluğunuzu, korkularınızı, ilişkilerinizdeki kırılmaları biliyor. Siz ise onun evli olup olmadığını, çocuğu olup olmadığını, hangi şehirde büyüdüğünü, hafta sonlarını nasıl geçirdiğini bilmiyorsunuz. Bir gün bu dengesizlik tuhafınıza gidiyor ve merak ediyorsunuz: Terapist kendinden bahseder mi? Sorsam yanıt verir mi, yoksa bu yasak mı? Bu yazıda terapistlerin neden kendilerinden az söz ettiğini, hangi durumlarda kişisel bir şey paylaşabileceklerini, bu paylaşımların sağlıklı ve sağlıksız biçimlerini ve terapistinize kişisel sorular sormanın ne anlama gelebileceğini ele alıyorum.

Terapist Kendinden Bahseder mi? Kısa Yanıt

Evet, ama nadiren, kısa ve belirli bir amaçla. Klinik literatürde buna "terapistin kendini açması" denir. Terapistin kendi duygularını, deneyimlerini ya da hayatına dair bilgileri danışanla paylaşmasını kapsar.

Bu konuda terapistler arasında tek tip bir uygulama yoktur. Bazı yaklaşımlar terapistin kendini daha görünür kılmasını, bazıları ise mümkün olduğunca geri planda kalmasını önerir. Ancak hemen hemen tüm yaklaşımlarda ortak bir ilke vardır: Paylaşım, terapistin değil, danışanın yararına olmalıdır. Terapist bir şey anlatıyorsa, bunun nedeni kendini ifade etme ihtiyacı değil, sizin süreciniz için bir işlev taşımasıdır.

Yani terapist kendinden bahseder mi sorusunun yanıtı, "ne kadar" ve "neden" sorularına bağlıdır. Bir terapistin bütün süreç boyunca yalnızca birkaç kişisel cümle kurması da, yerinde bir anda kısa bir deneyimini paylaşması da sağlıklı olabilir; belirleyici olan paylaşımın sıklığı değil, işlevidir.

Bu nedenle terapistinizin kendinden çok az söz etmesi, soğuk ya da mesafeli olduğu anlamına gelmez. Tersine, seansın tamamının size ait olması için gösterilen bilinçli bir özendir.

Terapistler Neden Kendilerinden Az Bahseder?

Terapistin kişisel bilgilerini sınırlı tutmasının birkaç önemli nedeni vardır.

Alan size aittir. Haftada bir saatlik seans, sizin düşüncelerinize, duygularınıza ve hayatınıza ayrılmış bir zamandır. Terapist kendi hikâyesini anlatmaya başladığında, bu zaman sizden çalınmış olur.

Size yük bindirmemek. Terapistin zorluklarını öğrenmek, bazı danışanlarda onu koruma ya da teselli etme ihtiyacı uyandırır. "Onun da derdi var, benimkini anlatıp üzmeyeyim" düşüncesi, terapide asıl konuşulması gerekenlerin önünü tıkar.

Karşılaştırmayı önlemek. "Ben de boşandım, iki yıl sonra her şey düzeldi" gibi bir paylaşım iyi niyetli olsa bile, sizin deneyiminizi terapistin deneyimine göre ölçmenize yol açabilir. Oysa sizin süreciniz, kimseninkine benzemek zorunda değildir.

Yansıtmaya alan bırakmak. Terapist hakkında az şey bildiğinizde, onu kafanızda nasıl hayal ettiğiniz, ona hangi duyguları yüklediğiniz de anlam kazanır. "Siz beni muhtemelen zayıf buluyorsunuz" ya da "Eminim sizin hayatınız çok düzenlidir" gibi düşünceler, çoğu zaman sizin ilişkilerinizdeki eski kalıpları yansıtır. Bu yansımalar terapide değerli bir malzemedir ve aktarım kavramı altında ele alınır.

Sınırları korumak. Terapi ilişkisi, arkadaşlık ya da akrabalık gibi karşılıklı bir ilişki değildir. Kişisel bilgilerin sınırlı tutulması, bu çerçevenin net kalmasına ve terapinin güvenli bir alan olarak işlemesine yardımcı olur.

Terapistin Kendini Açma Biçimleri

Terapistin "kendinden bahsetmesi" tek bir şey değildir. Farklı biçimleri vardır ve her birinin anlamı farklıdır.

Kaçınılmaz paylaşımlar

Terapist hiçbir şey söylemese bile bazı bilgiler kendiliğinden görünür olur: Yaşı, parmağındaki yüzük, konuşma aksanı, ofisinin düzeni, duvarındaki diplomalar, bir hamilelik ya da bir yas döneminde görünen yorgunluk. Bu bilgiler hakkında merak ve duygular doğması çok doğaldır ve seansta konuşulabilir.

Anlık duygusal paylaşımlar

"Bunu anlatırken sesinizdeki titreme beni de etkiledi" ya da "Bu kadar yalnız kaldığınızı duymak içimi burktu" gibi cümleler, terapistin o andaki duygusal tepkisini paylaşmasıdır. Bu tür paylaşımlar, özellikle duygularının görülmediği bir ortamda büyümüş kişiler için güçlü bir deneyim olabilir: Birinin onların acısından gerçekten etkilendiğini görmek.

Süreçle ilgili paylaşımlar

"Bugün sizi anlamakta zorlandığımı fark ettim" ya da "Geçen seans söylediğim bir şeyin sizi kırdığını düşünüyorum" gibi cümleler, terapistin ilişki içindeki kendi deneyimini paylaşmasıdır. Bu, terapötik ilişkide yaşanan kopuklukları onarmanın önemli bir yoludur.

Kısa kişisel bilgiler

"Evet, benim de çocuklarım var" ya da "Ben de bu şehirde büyüdüm" gibi kısa, olgusal paylaşımlar. Bunlar genellikle ilişkiyi kolaylaştırmak ya da danışanın kaygısını azaltmak için yapılır ve konu hemen danışana döner.

Deneyime dayalı paylaşımlar

Terapistin kendi yaşadığı bir zorluğu kısaca anlatması. Bu en dikkatli kullanılması gereken biçimdir; nadiren ve yalnızca belirli bir amaçla yapılır.

Terapist Kendinden Bahseder mi Sorusunun Ölçütü: Kimin İhtiyacı?

Bir paylaşımın yerinde olup olmadığını anlamak için şu sorular yol gösterici olabilir:

  • Paylaşım kısa mıydı, yoksa seansın önemli bir bölümünü mü kapladı?
  • Paylaşımdan sonra odak hemen size döndü mü?
  • Paylaşım sizi rahatlattı, anlaşıldığınızı hissettirdi mi, yoksa yük mü bindirdi?
  • Terapist paylaşımı sizin bir ihtiyacınıza yanıt olarak mı yaptı, yoksa kendi ihtiyacından mı?

Diyelim ki topluluk önünde konuşma kaygısı yaşayan bir danışan, kendini "bu kadar heyecanlanan tek kişi" olarak görüyor. Terapistin "Ben de ilk sunumlarımda elim titreyerek konuşurdum" demesi, kısa bir normalleştirme olarak işe yarayabilir. Ama terapist bunun ardından kendi sunum deneyimlerini on dakika boyunca anlatırsa, paylaşım danışana değil terapiste hizmet etmeye başlar.

Dikkat edilmesi gereken bazı uyarı işaretleri de vardır:

  • Terapistin sık sık kendi sorunlarından, ilişkilerinden ya da hayatındaki zorluklardan söz etmesi,
  • Seansın sonunda onu teselli etmek zorunda kalmanız,
  • Terapistin deneyimlerini sizinkiyle sürekli kıyaslaması,
  • Kişisel paylaşımların arkadaşlık havasına dönüşmesi, seans dışı görüşme önerileri.

Bu durumlarla karşılaşırsanız bunu terapistinize söylemek ya da gerekirse başka bir uzmana başvurmak sağlıklı bir adımdır.

İyi bir kişisel paylaşım, terapistin hikâyesine açılan bir kapı değil, danışanın kendi hikâyesine dönmesini kolaylaştıran bir köprüdür.

Terapistinize Kişisel Soru Sorabilir misiniz?

Elbette sorabilirsiniz. Merak etmek, ilişkiyi tanımak istemek son derece doğaldır. Ancak terapistinizin bu sorulara her zaman doğrudan yanıt vermeyebileceğini bilmek, hayal kırıklığını azaltır.

Terapistler kişisel sorulara genellikle üç biçimde yaklaşır:

  1. Kısaca yanıt vermek: "Evet, evliyim" gibi kısa bir yanıt verip konuyu nazikçe size döndürmek.
  2. Sorunun anlamını merak etmek: "Bunu merak etmenizin nedeni ne olabilir?" diye sormak. Bu, kaçamak bir yanıt değil, sorunun arkasındaki kaygıyı anlamaya yönelik bir davettir. Örneğin "Çocuğunuz var mı?" sorusunun ardında "Çocuğu olmayan biri benim ebeveynlik zorluklarımı anlayabilir mi?" kaygısı yatıyor olabilir.
  3. Yanıt vermemeyi tercih etmek: Bazı bilgileri paylaşmamak terapistin hakkıdır. Bunu da nazikçe ve nedenini açıklayarak yapar.

Türkiye'de bazı sorular, tanışma ritüelinin doğal bir parçasıdır: "Hocam memleket neresi?", "Siz de buralı mısınız?" Hemşehrilik ya da ortak bir bağlantı arayışı, bizim kültürümüzde güven kurmanın yollarından biridir. Terapist bu tür sorulara kısa bir yanıt verebilir; ama konuşmanın tanışma sohbetine dönüşmemesine de özen gösterir.

Bazen kişisel soru, aslında bir güven sorusudur. Ailesinde bağımlılık sorunu olan bir danışanın "Siz hiç alkol kullanır mısınız?" diye sorması, çoğu zaman terapistin içki alışkanlığına dair bir merak değil, "Beni yargılar mısınız, bu konuyu anlar mısınız?" sorusunun dolaylı bir biçimidir. Terapist bu durumda soruya kısa bir yanıt verse de vermese de, asıl önemli olan sorunun ardındaki kaygıyı görmek ve onu konuşulabilir kılmaktır. Bu nedenle terapistinizin sorunuza bir soruyla karşılık vermesi sizi bazen şaşırtabilir; ama bu, sizi geçiştirmek için değil, sizi daha iyi anlamak için yapılır.

Sık sorulan bir başka soru da şudur: "Siz de terapi aldınız mı?" Pek çok terapist mesleki eğitiminin bir parçası olarak kendi terapisini almıştır ve bunu genel bir bilgi olarak paylaşmakta sakınca görmeyebilir. Ancak o terapide neler konuştuğu, sizinle paylaşılacak bir bilgi değildir.

Ergenlerle Çalışırken Kişisel Paylaşım

Ergenler, terapistleri hakkında yetişkinlerden çok daha doğrudan sorular sorar: "Kaç yaşındasınız?", "Hangi takımı tutuyorsunuz?", "Sizin de anneniz böyle miydi?", "Hiç sigara içtiniz mi?" Bu sorular çoğu zaman güven testidir; ergen, karşısındaki yetişkinin "gerçek bir insan" olup olmadığını, onu yargılayıp yargılamayacağını anlamaya çalışır.

Ergenlerle çalışırken terapist, yetişkinlere göre biraz daha fazla kişisel paylaşımda bulunabilir; çünkü ilişki kurmak, bu yaş grubunda terapinin en kritik aşamasıdır. "Ben de lisedeyken sınav dönemlerinde uyuyamazdım" gibi kısa bir paylaşım, LGS ya da YKS kaygısı yaşayan bir gence yalnız olmadığını hissettirebilir. Ancak burada da sınır nettir: Paylaşım kısa tutulur, ergenin deneyimini gölgelemez ve riskli davranışları normalleştirecek ayrıntılara girilmez. Ergenlerle yürütülen sürecin nasıl yapılandırıldığını ergen danışmanlığı sayfasında bulabilirsiniz.

Terapistin Sessizliği Ne Anlatır?

Bazı danışanlar, terapistlerinin kişisel paylaşım yapmamasını ya da seans sırasında uzun süre sessiz kalmasını rahatsız edici bulur. "Beni dinliyor mu?", "Ne düşünüyor?", "Sıkıldı mı?" gibi sorular akla gelebilir.

Terapistin sessizliği çoğu zaman bilinçli bir tercihtir. Size düşünmek, hissetmek ve kendi cümlelerinizi bulmak için alan bırakır. Gündelik hayatta pek az insan, birinin sözünü kesmeden, hemen öneri sunmadan, yalnızca dinleyerek yanında durabilir. Terapideki sessizlik, bu nadir deneyimi sunar.

Yine de sessizlik size iyi gelmiyorsa bunu söylemekten çekinmeyin. "Sustuğunuzda kendimi yalnız hissediyorum" ya da "Ne düşündüğünüzü bilmek istiyorum" demek, terapistin size daha uygun bir denge kurmasına yardımcı olur. Bu tür bir geri bildirim, terapötik ilişki içinde konuşulabilecek en değerli konulardan biridir.

Farklı Terapi Yaklaşımlarında Kişisel Paylaşım

Terapistin kendini ne ölçüde açacağı, kullandığı yaklaşıma göre de değişir.

Bilişsel davranışçı terapide ilişki daha şeffaf ve iş birliğine dayalıdır. Terapist, bir düşünce hatasını normalleştirmek ya da bir becerinin gündelik hayatta nasıl kullanılabileceğini göstermek için kendi deneyiminden kısa örnekler verebilir. Amaç, danışanın kendini "bozuk" ya da "farklı" hissetmesini azaltmak ve öğrenmeyi somutlaştırmaktır.

Şema terapide terapist, "sınırlı yeniden ebeveynlik" denilen yaklaşım çerçevesinde danışana karşı duygularını daha açık biçimde paylaşabilir. Örneğin duygusal yoksunluk yaşamış bir danışana "Bugün sizi görmek bana iyi geldi" demek ya da onu kıran bir an karşısında üzüntüsünü dile getirmek, danışanın eksik kalmış duygusal deneyimlerini kısmen telafi etmeyi amaçlar. Bu paylaşımlar da belirli bir terapötik amaca hizmet eder ve sınırlar içinde kalır.

Psikodinamik yaklaşımlarda ise terapist genellikle daha geri planda kalır; çünkü danışanın terapiste yüklediği duygu ve beklentiler, terapinin temel malzemesidir. Terapist hakkındaki bilgilerin az olması, bu yansımaların daha net görülmesini sağlar.

Hangi yaklaşım kullanılırsa kullanılsın, terapistin kendi kişisel sorunları için danışmanlık, süpervizyon ya da kendi terapisi gibi ayrı alanlara başvurması beklenir. Böylece terapi odası, yalnızca danışanın ihtiyaçlarına ayrılmış kalır.

Sıkça Sorulan Sorular

Terapistim bana kendi boşanmasından söz etti; bu normal mi?

Kısa ve sizin sürecinize hizmet eden bir paylaşımsa, örneğin yalnız olmadığınızı hissettirmek amacıyla yapıldıysa, olağan karşılanabilir. Ancak bu tür paylaşımlar sık tekrarlanıyor, ayrıntılı anlatılıyor ya da sizi rahatsız ediyorsa, bunu terapistinizle konuşmanız önemlidir. Paylaşımın size nasıl geldiğini söylemek, sürecin sağlığı için değerli bir geri bildirimdir.

Terapistim hakkında internette araştırma yapmam yanlış mı?

Merak etmek doğaldır ve terapistin mesleki geçmişini, eğitimlerini araştırmak makul bir adımdır. Ancak kişisel hayatına dair araştırmalar, bazen seanstaki ilişkinizi etkileyebilir. Bir şey öğrendiyseniz ve bu sizi meşgul ediyorsa, bunu seansta paylaşmak çoğu zaman en rahatlatıcı yoldur.

Terapistim hiç tepki vermiyor; benden hoşlanmıyor mu?

Terapistlerin tepkileri kişiden kişiye ve yaklaşıma göre değişir; sakin ve ölçülü bir duruş, ilgisizlik anlamına gelmez. Yine de terapistinizin tepkisizliği sizde yalnızlık ya da reddedilme hissi uyandırıyorsa, bunu açıkça söylemeniz önemlidir. Bu duygu, hayatınızdaki başka ilişkilerle ilgili önemli bir ipucu da taşıyabilir.

Terapistimin zor bir dönemden geçtiğini fark edersem ne yapmalıyım?

Bunu fark etmeniz ve merak etmeniz insani bir duygudur. Fark ettiğinizi kısaca söyleyebilirsiniz; terapistiniz muhtemelen bunu kabul edip sizin sürecinize odaklanmaya devam edecektir. Onu korumak için kendi konularınızı geri planda tutmanıza gerek yoktur; bu, onun da istemeyeceği bir durumdur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler