Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Travma Belirtileri: Travma Yaşadığımı Nasıl Anlarım?

Travma Belirtileri: Travma Yaşadığımı Nasıl Anlarım?

Travma belirtileri nelerdir, yaşadığınız şeyin travma olduğunu nasıl anlarsınız? Gözden kaçan işaretleri ve ne zaman destek almanın iyi olacağını okuyun.

Bir kapı sertçe kapandığında yerinizden sıçrıyorsunuz ve bunun neden bu kadar abartılı olduğunu kendinize bile açıklayamıyorsunuz. Belirli bir koku, bir şarkı ya da bir sokak, sizi saniyeler içinde yıllar öncesine götürüyor. Ya da tam tersi: Başınızdan geçen ağır bir olayı anlatırken hiçbir şey hissetmediğinizi, sanki başkasının hikâyesini anlatır gibi konuştuğunuzu fark ediyorsunuz. "Bende bir sorun mu var, yoksa herkes böyle mi?" diye düşünüyorsunuz. Travma belirtileri, zihnin ve bedenin baş etme kapasitesini aşan bir olayın ardından ortaya çıkan ve kimi zaman yıllarca süren düşünce, duygu, beden ve davranış değişiklikleridir. Bu yazıda bu belirtileri tanımanıza yardımcı olmaya, özellikle "huy" ya da "karakter" sanılan işaretleri görünür kılmaya ve ne zaman destek almanın yerinde olacağını anlatmaya çalışacağım.

Travma Nedir? Her Zor Olay Travma mıdır?

Psikolojik travma, kişinin kendi hayatını ya da bedensel bütünlüğünü, ya da yakınlarının hayatını tehdit eden, ani, yoğun ve çoğu zaman kontrol edilemeyen bir olayın ardından yaşanan ruhsal yaradır. Deprem, trafik kazası, şiddete maruz kalmak, bir yakının ani ölümüne tanık olmak, gasp ya da ağır bir tıbbi müdahale bu tür olaylara örnektir.

Bununla birlikte travma, yalnızca tek bir büyük olayla sınırlı değildir. Çocuklukta uzun süre şiddete tanık olmak, sürekli aşağılanmak ya da duygusal olarak ihmal edilmek gibi tekrarlayan deneyimler de derin izler bırakabilir. Bu tür uzun süreli ve ilişkisel yaralar için zaman zaman "karmaşık travma" kavramı kullanılır.

Burada önemli bir nokta var: Aynı olayı yaşayan herkes travmatize olmaz. Bir olayın travmatik etki bırakıp bırakmayacağını, olayın kendisi kadar kişinin o andaki durumu, geçmiş deneyimleri, aldığı destek ve olaydan sonra kendini güvende hissedip hissetmediği de belirler. Bu yüzden "Benim yaşadığım o kadar da büyük bir şey değildi" diyerek kendi deneyiminizi küçümsemek doğru değildir. Travmanın ne olduğuna dair daha geniş bir çerçeve için psikolojik travma nedir yazısına da göz atabilirsiniz.

Travma Belirtileri Nelerdir?

Travmaya verilen tepkiler kişiden kişiye değişir; ancak alanda genellikle birkaç ana başlık altında toplanır.

Olayı yeniden yaşamak

  • Olaya dair istemsizce zihne gelen görüntüler, sesler ya da düşünceler,
  • O anı yeniden yaşıyormuş gibi hissettiren canlanmalar,
  • Olayla ilgili ya da ilgisiz görünen tekrarlayan kâbuslar,
  • Olayı hatırlatan bir şeyle karşılaşınca yoğun korku, çarpıntı, terleme.

Bu canlanmaların nasıl işlediğini flashback nedir yazısında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

Kaçınma

  • Olayı hatırlatan yerlerden, insanlardan, konuşmalardan uzak durmak,
  • Olayı düşünmemek için sürekli meşgul kalmak,
  • Haber izlemekten, belirli filmleri izlemekten ya da belirli yollardan geçmekten kaçınmak.

Kaçınma kısa vadede rahatlatır; ancak zamanla hayatın giderek daralmasına neden olabilir. Önce bir yol, sonra bir semt, ardından bütün bir şehir "gidilmeyecek yerler" listesine girebilir.

Sürekli tetikte olmak

  • Kolay irkilmek, ani seslere aşırı tepki vermek,
  • Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte zorlanmak,
  • Sürekli tehlike kollamak, odaya girince önce çıkışlara bakmak,
  • Sinirlilik, öfke patlamaları, odaklanma güçlüğü.

Kendine ve dünyaya bakışta değişim

  • "Hiçbir yer güvenli değil", "Kimseye güvenilmez" gibi kalıcılaşan inançlar,
  • Yaşananlar için kendini suçlamak, utanç duymak,
  • Geleceğe dair umudun azalması, "Zaten uzun yaşamayacağım" hissi,
  • Olayın bazı bölümlerini hatırlayamamak.

Duygusal uyuşma ve kopukluk

  • Sevdiklerine karşı bile bir şey hissedememek,
  • Kendini ya da çevreyi gerçek değilmiş gibi algılamak,
  • Hayattan kopmuş, bir camın arkasından izliyormuş gibi hissetmek.

İlişkilerdeki yansımalar

Travma, yalnızca kişinin iç dünyasını değil, başkalarıyla kurduğu bağları da etkiler. Yakınlarından uzaklaşmak, eşine ya da çocuklarına karşı tahammülsüzleşmek, kalabalık ortamlardan kaçınmak ya da tam tersine yalnız kalamamak sık görülür. Bazı kişiler yaşadıklarını anlatırsa yük olacağını ya da anlaşılmayacağını düşünerek susar; bu sessizlik zamanla bir yalnızlık duvarına dönüşür. Çevredekiler ise kişideki değişimi çoğu zaman "huysuzlaştı", "soğudu" diye yorumlar ve asıl nedeni göremez.

Bedendeki izler

Travma yalnızca zihinde yaşanmaz. Açıklanamayan baş, mide ya da kas ağrıları, sürekli yorgunluk, nefes darlığı hissi ve bağışıklıkla ilgili şikâyetler de bu tabloya eşlik edebilir. Pek çok kişi, yıllarca bedensel şikâyetlerle doktor doktor dolaştıktan sonra bunların bir kısmının yaşadığı travmayla ilişkili olabileceğini fark eder.

Gözden Kaçan Travma Belirtileri: "Benim Huyum Böyle" Dediklerimiz

Bazı travma belirtileri o kadar uzun süredir hayatımızın parçasıdır ki onları kişiliğimizin bir özelliği sanırız. Örneğin:

  • Aşırı kontrol ihtiyacı: Her şeyi planlamak, sürprizlerden hoşlanmamak, belirsizlikte yoğun huzursuzluk.
  • Herkesi memnun etme çabası: Çatışmadan kaçınmak, hayır diyememek, başkalarının ruh halini sürekli kollamak. Bu, çocuklukta tehlikeyi önlemek için geliştirilmiş bir hayatta kalma stratejisi olabilir.
  • Yakınlıktan kaçınma: İlişkiler derinleşmeye başladığında uzaklaşmak, kimseye tam güvenememek.
  • Sürekli meşguliyet: Hiç durmadan çalışmak, boş zamanda huzursuzlanmak. Durmak, bastırılan duyguların yüzeye çıkması anlamına gelebilir.
  • Ani ve orantısız öfke: Küçük bir tetikleyiciye büyük tepkiler vermek ve ardından utanmak.
  • Duygusal düzlük: "Ben pek duygusal biri değilim" deyip geçmek; aslında duyguların uzun zamandır uyuşturulmuş olması.

Bu özelliklerin her biri tek başına travmaya işaret etmez; pek çok farklı nedeni olabilir. Ancak geçmişte ağır bir deneyim yaşadıysanız ve bu kalıplar hayatınızı zorluyorsa, aralarında bir bağ olup olmadığını düşünmek anlamlı olabilir.

Travma Yaşadığımı Nasıl Anlarım? Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Aşağıdaki sorular bir tanı aracı değildir; yalnızca kendi deneyiminizi biraz daha yakından incelemenize yardımcı olabilir:

  • Hayatımda, bugün bile düşündüğümde bedenimin gerildiği, nefesimin hızlandığı bir olay var mı?
  • Bu olayı hatırlatan şeylerden bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaçınıyor muyum?
  • Belirli durumlarda tepkilerimin olayın kendisiyle orantısız olduğunu fark ediyor muyum?
  • Uykum, iştahım ya da odaklanmam belirli bir dönemden sonra değişti mi?
  • O olaydan sonra kendime, insanlara ya da dünyaya bakışım değişti mi?
  • Bazı anılarım çok bulanık mı, ya da bazı dönemleri hiç hatırlamıyor muyum?

Bu soruların birkaçına "evet" diyorsanız, yaşadıklarınızın üzerinizde hâlâ bir etkisi olabileceğini düşünebilirsiniz. Belirtilerin olaydan sonra bir aydan uzun sürmesi ve günlük hayatı belirgin biçimde etkilemesi durumunda tablo, travma sonrası stres bozukluğu açısından bir uzman tarafından değerlendirilebilir. Unutmayın, bu belirtiler tek başına tanı anlamına gelmez; tanı ancak kapsamlı bir klinik görüşmeyle konabilir.

Bir başka önemli nokta da zamanlamadır. Olaydan sonraki ilk günlerde uykusuzluk, ağlama, irkilme ve olayın sürekli zihinde dönmesi, zihnin yaşananı sindirmeye çalışmasının doğal bir parçasıdır. Bu tepkiler çoğu insanda haftalar içinde yavaş yavaş azalır. Dikkat edilmesi gereken, azalmak yerine kalıcılaşan, hatta zamanla yoğunlaşan belirtilerdir.

Türkiye'de Travmaya Bakış: "Geçmiş Geçmişte Kaldı"

Ülkemizde zorluklarla baş etmenin yaygın yolu, olanları konuşmamak ve "şükretmek"tir. "Ölen öldü, kalan sağlar bizimdir", "Geçmiş geçmişte kaldı", "Daha kötüsü de olabilirdi" gibi cümleler, insanların acıyla yüzleşmek yerine onu bir kenara koymasını teşvik eder. Bu tutum kısa vadede ayakta kalmaya yardım edebilir; ama çözülmemiş yaşantılar sessizce varlığını sürdürür.

6 Şubat 2023 depremleri, toplum olarak travmanın ne kadar yaygın ve çok katmanlı olabileceğini acı biçimde gösterdi. Depremi doğrudan yaşayanlar, enkaz başında bekleyenler, yakınlarını kaybedenler, ekranlardan saatlerce izleyenler ve yardım için bölgeye gidenler farklı düzeylerde etkilendi. Pek çok kişi, aradan zaman geçmesine rağmen bir kamyon geçtiğinde ya da bina sallandığında aynı korkuyu yeniden yaşadığını söylüyor.

Bir diğer örnek, çocuklukta "terbiye" adı altında uygulanan sert cezalardır. Dayak yemiş ya da evde sürekli bağırış çağırışla büyümüş pek çok yetişkin, bunu "Bizim zamanımızda herkes öyle büyüdü" diyerek sıradanlaştırır. Oysa yaygın olması, iz bırakmadığı anlamına gelmez.

Travmanın yalnızca olayı doğrudan yaşayanları etkilemediğini de hatırlamak gerekir. Acil serviste çalışan sağlık personeli, arama kurtarma ekipleri, itfaiyeciler ya da başkalarının acı hikâyelerini sürekli dinleyen meslek grupları da zamanla benzer belirtiler gösterebilir. Bu duruma ikincil travma denir ve çoğu zaman "işin doğası" diye geçiştirilir.

Diyelim ki kırklı yaşlarındaki bir öğretmen, yıllar önce geçirdiği bir trafik kazasından sonra otobüse binemiyor. Yolculuk gerektiğinde bahaneler buluyor, aile ziyaretlerini erteliyor. Kendisi bunu "Ben uzun yoldan hoşlanmam" diye açıklıyor. Ancak bir gün eşinin kullandığı arabada ani bir frenle birlikte nefesinin kesildiğini, ellerinin titrediğini fark ediyor. İşte o an, yıllardır "tercih" sandığı şeyin aslında bir kaçınma olabileceğini düşünmeye başlıyor.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Zor bir olaydan sonraki ilk günlerde ve haftalarda yoğun tepkiler yaşamak oldukça yaygındır ve pek çok kişide zamanla azalır. Ancak şu durumlarda bir uzmana başvurmak önemlidir:

  • Belirtiler olaydan sonra bir aydan uzun süredir devam ediyorsa ya da giderek artıyorsa,
  • Kaçınma nedeniyle işinizi, ilişkilerinizi ya da gündelik hayatınızı sürdürmekte zorlanıyorsanız,
  • Uyku sorunları ve sürekli tetikte olma hali sizi tüketiyorsa,
  • Alkol ya da başka maddelerle duygularınızı bastırmaya çalışıyorsanız,
  • Geçmişteki bir deneyimin bugünkü ilişkilerinizi etkilediğini düşünüyorsanız.

Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız bunu yalnız taşımayın; bir yakınınıza ve bir uzmana mutlaka söyleyin. Acil durumlarda 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Belirtiler ağırsa bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesi de sürecin parçası olabilir.

Terapide Travma Belirtileri Nasıl Ele Alınır?

Travma terapisinde ilk ve en önemli adım güvenliktir. Kişinin olayı ayrıntılı biçimde anlatmaya zorlanmadan önce kendini güvende hissetmesi, bedenini ve duygularını düzenleyebileceği beceriler kazanması gerekir. Ardından travmatik anılar, kişinin hazır olduğu hızda ve ölçüde ele alınır.

Bu alanda etkililiği araştırmalarla desteklenen yaklaşımlar arasında travma odaklı bilişsel davranışçı terapi ve EMDR yer alır. Terapide genellikle şu alanlarda çalışılır:

  • Belirtileri anlamlandırmak: Yaşanan tepkilerin "delirmek" ya da "zayıflık" değil, zorlu bir deneyime verilen anlaşılır yanıtlar olduğunu görmek.
  • Düzenleme becerileri: Nefes, topraklama ve beden farkındalığı teknikleriyle yoğun duygular karşısında dengede kalmayı öğrenmek.
  • Anıların işlenmesi: Travmatik anıyı, güvenli bir ortamda ve kontrollü biçimde ele alarak onun bugünkü yükünü hafifletmek.
  • İnançların gözden geçirilmesi: "Benim suçumdu", "Hiçbir yer güvenli değil" gibi olaydan sonra yerleşen düşünceleri incelemek.
  • Hayata yeniden bağlanmak: Kaçınılan alanlara kademeli olarak dönmek, ilişkileri ve günlük yapıyı yeniden kurmak.

Travma geçmişte yaşanır, ama belirtileri bugün yaşanır; iyileşme de tam olarak bugünden başlar.

Bu süreçte bireysel olarak nasıl çalışıldığına bireysel terapi sayfasından göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Travma belirtileri yıllar sonra ortaya çıkabilir mi?

Evet. Bazı kişilerde belirtiler olaydan hemen sonra değil, aylar ya da yıllar sonra belirginleşebilir. Yeni bir stres dönemi, benzer bir olay, bir kayıp ya da çocuk sahibi olmak gibi yaşam değişiklikleri, uzun süre sessiz kalan izlerin yeniden canlanmasına yol açabilir.

Aynı olayı yaşayan herkes travmatize olur mu?

Hayır. Aynı olayı yaşayan insanlar çok farklı tepkiler verebilir. Kişinin geçmiş deneyimleri, olay sırasında ve sonrasında aldığı destek, kendini ne kadar güvende hissettiği gibi pek çok etken bu farkı belirler. Bu nedenle tepkilerinizi başkalarınınkiyle kıyaslamak yerine kendi deneyiminizi ciddiye almak önemlidir.

Olayı tam hatırlamıyorsam travma yaşamış olabilir miyim?

Travmatik olaylarda anıların bulanık, parçalı ya da eksik olması sık görülen bir durumdur. Ancak hatırlanmayan bir olayı "kesin yaşanmış" diye varsaymak da yanıltıcı olabilir. Bu tür sorularınızı, acele sonuçlara varmadan bir uzmanla birlikte değerlendirmek en sağlıklı yoldur.

Yakınımda travma belirtileri görüyorum, nasıl yaklaşmalıyım?

Onu olayı anlatmaya zorlamadan, hazır olduğunda dinlemeye hazır olduğunuzu göstermek iyi bir başlangıçtır. "Neden hâlâ bunu düşünüyorsun?" gibi sorular yerine "Zor bir şey yaşadın, tepkilerin çok anlaşılır" demek güven verir. Belirtiler sürüyorsa destek almasını nazikçe önermek ve gerekirse ilk adımda ona eşlik etmek yardımcı olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler