Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Bilinçaltı Nedir? Psikolojide Bilinçdışı Kavramı ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Bilinçaltı Nedir? Psikolojide Bilinçdışı Kavramı ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Bilinçaltı nedir, bilinçdışı ile aynı şey mi? Freud'dan bilişsel psikolojiye farkında olmadan işleyen zihni ve yaygın efsaneleri sade bir dille anlatıyoruz.

Bayram sabahı bir akrabanızın evine giriyorsunuz ve kapıda size uzatılan limon kolonyasının kokusu, bir anda çocukluğunuzdaki bir sofraya, artık hayatta olmayan dedenizin sesine götürüyor sizi. Gözleriniz doluyor; ama neden şimdi, neden bu kadar yoğun, açıklayamıyorsunuz. Bu deneyim, zihnimizin büyük bir kısmının farkındalığımızın dışında çalıştığını gösteren gündelik örneklerden biri. Bilinçaltı nedir sorusu da çoğu zaman tam olarak bu tür anlardan doğar. Ne var ki kavram, kişisel gelişim dünyasında o kadar çok farklı anlamda kullanılıyor ki asıl ne anlattığı bulanıklaşmış durumda. Bu yazıda bilinçaltı ve bilinçdışı kavramlarının psikolojide nereden geldiğini, bugün bilim insanlarının bu konuda ne düşündüğünü ve yaygın efsanelerin neden yanıltıcı olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Bilinçaltı Nedir? Kavramın Kısa Tarihi

En genel tanımıyla bilinçaltı, zihnimizde o an farkında olmadığımız ama düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı etkileyen süreçlerin bütünüdür. İnsanın kendi zihninin tamamına erişemediği fikri eski çağlardan beri filozofların ilgisini çekmiştir; ancak bu fikir, psikoloji tarihinde en çok Sigmund Freud'un adıyla anılır.

Freud, 19. yüzyılın sonlarında zihni üç katmanlı bir yapı olarak tarif etti:

  • Bilinç: Şu anda farkında olduğumuz düşünce, duygu ve algılar. Bu yazıyı okurken gördüğünüz kelimeler gibi.
  • Önbilinç: O an aklımızda olmayan ama kolayca hatırlanabilen bilgiler. Annenizin telefon numarası ya da dün akşam ne yediğiniz gibi.
  • Bilinçdışı: Doğrudan erişemediğimiz, çoğu zaman kabul edilmesi zor istekleri, anıları ve duyguları barındıran alan. Freud'a göre bu içerikler dolaylı yollarla, örneğin rüyalar, dil sürçmeleri ve belirtiler aracılığıyla kendini gösterir.

Freud daha sonra bu modeli id, ego ve süperego kavramlarıyla genişletti. Onun ardından gelen Carl Jung, kişisel bilinçdışının yanına insanlığın ortak imgelerini taşıdığını düşündüğü "kolektif bilinçdışı" kavramını ekledi.

Bilinçaltı mı, bilinçdışı mı?

Türkçede gündelik dilde daha çok "bilinçaltı" kelimesi kullanılır. Akademik psikolojide ve psikanalitik literatürde ise "bilinçdışı" terimi tercih edilir. Freud'un kendisi de "bilinçaltı" ifadesinin zihni yukarıdan aşağıya katmanlar gibi düşündürdüğü için yanıltıcı olabileceğini belirtmişti. Bilinçdışı, daha çok "farkındalığın dışında kalan" anlamını taşır. Bu yazıda iki terimi okurun aşina olduğu biçimde birlikte kullanıyoruz; ama psikolojik açıdan anlatılan şey aynıdır.

Günümüz Psikolojisi Bilinçdışı Hakkında Ne Söylüyor?

Freud'un fikirlerinin bir kısmı bugün tartışmalı kabul edilse de zihnin önemli bir bölümünün farkındalık dışında çalıştığı fikri, modern bilişsel psikoloji ve sinirbilim tarafından farklı bir dille desteklenmektedir. Bugün araştırmacılar "bilişsel bilinçdışı" ya da "otomatik süreçler" gibi kavramlarla şunları anlatır:

Örtük bellek: Bilinçli olarak hatırlamadığımız ama davranışımızı etkileyen öğrenmeler. Klavyede harflerin yerini sorulduğunda söyleyemeyen birinin hızla yazabilmesi buna örnektir. Bisiklete binmek, araba kullanmak, yemek yaparken tuzu "göz kararı" atmak da bu türden bilgilerdir.

Otomatik işleme: Her gün aynı yoldan işe giden biri, bazen eve vardığında yolu nasıl geldiğini hatırlamaz. Zihin, tekrarlanan işleri farkındalığa ihtiyaç duymadan yürütür; böylece dikkat başka şeylere ayrılabilir.

Duygusal koşullanma: Belirli bir uyaranla belirli bir duygunun eşleşmesi. Çocukken sık sık bağırılan bir evde büyüyen biri, yetişkinlikte birinin sesini yükselttiği her anda, tehlike olmadığını bilse bile midesinde bir düğüm hissedebilir.

Hızlı değerlendirmeler: Bir odaya girdiğimizde ya da biriyle ilk kez tanıştığımızda, saniyeler içinde güvenli mi tehlikeli mi, sıcak mı mesafeli mi gibi izlenimler oluşur. Bu izlenimlerin dayandığı ipuçlarının çoğunu sonradan sayamayız.

Şemalar ve temel inançlar: Çocuklukta tekrar eden deneyimlerle oluşan, kendimize ve dünyaya dair derin varsayımlar. "İnsanlara güvenilmez", "Sevilmek için başarılı olmalıyım" gibi inançlar, çoğu zaman cümle olarak bilinçte durmaz; ama ilişkilerimizde ve kararlarımızda sürekli iş başındadır.

Kısacası bugün "bilinçaltı nedir" sorusuna psikolojinin verdiği yanıt, Freud'un döneminden hem daha sade hem daha geniştir. Sade, çünkü bilinçdışı artık yalnızca bastırılmış isteklerin saklandığı bir alan olarak görülmüyor. Geniş, çünkü dilden hareketlerimize, ilk izlenimlerimizden ilişki seçimlerimize kadar zihnin pek çok işlevinin farkındalık dışında yürüdüğü biliniyor.

Bilinçdışı karanlık bir mahzen değil, her gün farkında olmadan kullandığımız bir alışkanlıklar ağıdır.

Bilinçaltı Nedir, Ne Değildir? Yaygın Efsaneler

Kavram popülerleştikçe, bilimsel karşılığı olmayan pek çok iddia da onunla birlikte yayıldı. Bunların bazılarına yakından bakalım.

"Beynimizin yalnızca küçük bir kısmını kullanıyoruz, gerisi bilinçaltında"

Bu, çok yaygın bir efsanedir. Beyin görüntüleme çalışmaları, gün içinde beynin neredeyse tüm bölgelerinin farklı görevlerde etkin olduğunu gösterir. Bilinçdışı süreçler, kullanılmayan gizli bir kapasite değil, beynin her an çalışan olağan işleyişinin bir parçasıdır.

"Bilinçaltı her şeyi kaydeder, hiçbir şey unutulmaz"

Bellek bir video kamera gibi çalışmaz. Anılar her hatırlandığında yeniden kurulur ve zamanla değişebilir. Bu nedenle "bilinçaltında bastırılmış anıları ortaya çıkarma" iddiasıyla yapılan bazı yönlendirici çalışmalar, kişinin yaşanmamış olayları gerçek gibi hatırlamasına yol açabilir.

"Bilinçaltı programlanabilir"

Uyurken dinlenen kayıtlar, tekrar edilen olumlamalar ya da fark edilmeyen mesajlarla bilinçaltının "yeniden programlanabileceği" iddiası, sağlam bilimsel bulgularla desteklenmez. Bu iddiaların ayrıntılı bir değerlendirmesini bilinçaltı temizliği yazımızda bulabilirsiniz.

"Fark etmediğimiz reklam mesajları bizi yönetir"

1950'lerde bir sinema salonunda film karelerinin arasına "Patlamış mısır ye" yazısı yerleştirildiği ve satışların fırladığı iddiası, yıllarca anlatıldı. Sonradan bu çalışmanın verilerinin güvenilir olmadığı, iddianın sahibinin kendisi tarafından da büyük ölçüde kabul edildi. Laboratuvar koşullarında fark edilmeyen uyaranların çok kısa süreli ve küçük etkileri gösterilebilse de bunların insanları istemedikleri bir şeyi satın almaya ya da kişiliklerini değiştirmeye yönelttiğine dair bir kanıt yoktur.

"Bütün sorunların kaynağı bilinçaltıdır"

Bilinçdışı süreçler davranışlarımızı etkiler; ama tek belirleyici değildir. Bugünkü yaşam koşulları, ilişkiler, beden sağlığı, ekonomik durum ve bilinçli seçimlerimiz de en az onlar kadar önemlidir. Her şeyi bilinçaltına bağlamak, bazen somut ve çözülebilir sorunların gözden kaçmasına neden olur.

Bilinçdışı Günlük Hayatta Kendini Nasıl Gösterir?

Bilinçdışı süreçleri doğrudan göremesek de izlerini hayatımızın birçok yerinde bulabiliriz.

  • Dil sürçmeleri: Eşinize yanlışlıkla eski sevgilinizin adıyla seslenmek ya da toplantıda "Toplantıyı açıyorum" yerine "kapatıyorum" demek. Freud bu kaymaların gizli bir isteği ele verdiğini düşünüyordu. Bugün bu tür hataların çoğunun dikkatin dağınıklığı ya da sık kullanılan kelimelerin karışmasıyla da açıklanabildiği biliniyor; yine de bazen anlamlı ipuçları taşıyabilirler.
  • Rüyalar: Gün içinde bastırılan kaygıların, yarım kalan meselelerin rüyalarda farklı biçimlerde ortaya çıktığı sık gözlenir. Ancak rüyaların her ayrıntısının sabit bir sembolik anlamı olduğu düşüncesi, "rüya tabirleri" kitaplarının ötesinde bilimsel bir karşılık bulmaz.
  • Tekrar eden ilişki örüntüleri: Farklı insanlarla benzer döngüleri yaşamak, örneğin hep ilgisiz partnerleri seçmek ya da her iş yerinde benzer bir yöneticiyle çatışmak.
  • Açıklanamayan beden tepkileri: Belirli bir mekânda, belirli bir ses ya da kokuyla ortaya çıkan gerginlik, kalp çarpıntısı ya da hüzün.
  • Orantısız duygular: Küçük bir olaya verilen beklenmedik derecede güçlü tepki, o olayın zihinde daha eski bir deneyime bağlandığını düşündürebilir.
  • Savunma mekanizmaları: Zihnin zorlayıcı duygulardan kendini korumak için farkında olmadan kullandığı inkâr, yansıtma, yer değiştirme gibi yollar.

Diyelim ki otuzlu yaşlarında bir erkek, iş yerinde ne zaman kendisinden yaşça büyük bir erkek yöneticiyle konuşsa sesinin titrediğini, söylemek istediklerini unuttuğunu fark ediyor. Yaşıtlarıyla ya da kadın yöneticilerle bunu yaşamıyor. Bu tepkiyi bilinçli olarak seçmediği açık. Belki çocukluğunda sert ve eleştirel bir babayla büyümüş; belki de bu bağlantı ilk bakışta hiç akla gelmiyor. Bilinçdışı süreçlerle ilgili merak, tam da bu tür örüntülerde anlam kazanır.

Bilinçdışı Süreçleri Fark Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Bilinçdışına tanımı gereği doğrudan erişemeyiz; ama onun izlerini takip ederek kendimizi daha iyi tanıyabiliriz.

  1. Tekrarları gözlemleyin: Hayatınızda sık tekrarlanan durumları, ilişkileri, duyguları not edin. Tek seferlik olaylardan çok, tekrar eden temalar bilinçdışı süreçlere ışık tutar.
  2. Orantısız tepkileri merak edin: Bir duruma beklenenden çok daha güçlü tepki verdiğinizde "Bu his bana ne zamandan tanıdık?" diye sorun.
  3. Bedeninize kulak verin: Gerginlik, mide kasılması, ani yorgunluk gibi beden sinyalleri, zihnin henüz kelimeye dökmediği bir şeye işaret edebilir.
  4. Rüyalarınızı yorumlamak yerine merak edin: Rüyalarınızı bir sembol sözlüğünde aramak yerine, rüyada hissettiğiniz duygunun gün içindeki hangi yaşantıyla ilişkili olabileceğini düşünün.
  5. Güvendiğiniz insanların gözlemlerine açık olun: Başkaları bazen bizim göremediğimiz örüntüleri daha net görür.

Çocuklarda ise bilinçdışı süreçler en çok oyunda görünür hâle gelir. Henüz duygularını kelimelerle anlatamayan bir çocuk, hastanede yatan anneannesinin yokluğunu bebeklerine "doktorculuk" oynatarak, okulda yaşadığı bir zorbalığı oyuncak hayvanlar arasında bir kavga sahnesiyle ifade edebilir. Çocuk bunu bilinçli bir anlatım olarak yapmaz; ama oyun, onun iç dünyasına açılan bir pencere olur. Çocuk merkezli oyun terapisi de bu doğal ifade yolunu kullanır.

Bu çalışma bir tür "kazı" değil, merakla yapılan bir gözlemdir. Amaç gizli bir gerçeği bulup çıkarmak değil, kendinizi biraz daha bütünlüklü anlamaktır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Herkesin zihninde farkında olmadan işleyen süreçler vardır ve bunların çoğu sorun yaratmaz. Ancak şu durumlarda bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir:

  • İlişkilerinizde ya da iş hayatınızda aynı zorlayıcı örüntüyü defalarca yaşıyor ve kıramıyorsanız
  • Nedenini anlayamadığınız yoğun kaygı, hüzün ya da öfke dönemleri geçiriyorsanız
  • Tekrarlayan kâbuslar ya da geçmişe ait rahatsız edici anılar uykunuzu ve gününüzü etkiliyorsa
  • Belirli yerler, sesler ya da insanlar karşısında açıklayamadığınız güçlü beden tepkileri yaşıyorsanız
  • "Bilinçaltı programlama" türü uygulamalar sonrasında kafa karışıklığı ya da sıkıntı yaşıyorsanız

Terapide Bilinçdışı Süreçlerle Nasıl Çalışılır?

Farklı terapi yaklaşımları, farkında olmadan işleyen süreçlere farklı yollardan yaklaşır. Psikanaliz ve psikodinamik terapiler, serbest çağrışım, rüyalar ve terapötik ilişkide ortaya çıkan duygular üzerinden bilinçdışı çatışmaları anlamaya çalışır. Bu yaklaşımlarda danışanın aklına geleni sansürlemeden anlatması ve terapistin tekrar eden temaları fark ettirmesi önemli bir yer tutar.

Bilişsel davranışçı terapi ise "bilinçdışı" kelimesini pek kullanmasa da otomatik düşünceler, ara inançlar ve temel inançlar üzerinden benzer bir alana dokunur. Kişi, saniyeler içinde beliren yorumlarını yakalamayı ve onları sorgulamayı öğrenir. Şema terapi, çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçlardan doğan ve yetişkinlikte farkında olmadan tekrar eden kalıplarla çalışır; imgeleme ve sandalye çalışmaları gibi tekniklerle bu kalıpların duygusal köklerine ulaşmayı hedefler.

Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, terapide değişim genellikle bir "sırrın açığa çıkması"yla değil, tekrar eden örüntülerin yavaş yavaş görünür hâle gelmesi ve yeni deneyimlerle esnemesiyle olur. Kendinizi daha iyi anlamak ve tekrar eden kalıplarınızla çalışmak isterseniz bireysel terapi bu sürece alan açabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilinçaltı ile bilinçdışı aynı şey mi?

Günlük kullanımda çoğu zaman aynı anlamda kullanılırlar. Akademik psikolojide "bilinçdışı" terimi tercih edilir; çünkü "bilinçaltı" ifadesi zihnin katmanlar hâlinde, aşağıda gizli bir bölüme sahip olduğu izlenimini verir. Her iki kelimeyle anlatılmak istenen, farkındalık dışında işleyen zihinsel süreçlerdir.

Bilinçaltındaki şeyler değiştirilebilir mi?

Farkında olmadan işleyen alışkanlıklar ve inançlar değişebilir; ama bu değişim bir silme işlemiyle değil, tekrar eden yeni deneyimlerle olur. Örüntüyü fark etmek, onun bugün nasıl sürdüğünü anlamak ve farklı davranışları defalarca denemek bu sürecin temel adımlarıdır.

Hipnozla bilinçaltına ulaşmak mümkün mü?

Hipnoz, odaklanmış bir dikkat ve artmış telkine açıklık hâlidir; bazı durumlarda eğitimli uzmanlar tarafından destekleyici bir teknik olarak kullanılabilir. Ancak hipnozun gizli anıları güvenilir biçimde ortaya çıkardığına dair sağlam bir kanıt yoktur; aksine, bu süreçte oluşan "anıların" yanıltıcı olabileceği bilinmektedir.

Çocukluğumu hatırlamıyorum, bu bilinçaltımda bir şey olduğu anlamına mı gelir?

Çoğu zaman hayır. Erken çocukluğa ait anıları hatırlamamak herkeste görülen olağan bir durumdur ve çocukluk amnezisi olarak bilinir. Daha ileri yaşlara ait geniş bir dönemi hatırlamamak ve buna başka zorlanmaların eşlik etmesi ise bir uzmanla konuşulmaya değer olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler