Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Depremden Sonra Uyuyamamak: Gece Tetikte Beklemek

Depremden Sonra Uyuyamamak: Gece Tetikte Beklemek

Depremden sonra uyuyamamak, ışık açık ve giyinik yatmak çok yaygın. Gece tetikte bekleme döngüsünü anlamak ve uykuyu adım adım geri kazanmak için okuyun.

Saat gece dördü on yedi geçiyor ve gözleriniz yine açık. Alarm kurmadınız ama beden kendi saatini tutuyor. Yanınızda telefon, ayakucunda kot pantolon, koridorda ışık yanıyor. Bir süre tavana bakıp bekliyorsunuz; bir ses, bir titreşim, bir şey. Sabah olduğunda yorgunsunuz ama akşam yine aynı hazırlığı yapıyorsunuz. Depremden sonra uyuyamamak, büyük bir sarsıntı yaşamış ya da onun gölgesinde yaşayan pek çok insanın gecelerini tarif ediyor. Bu yazıda gece tetikte beklemenin neden bu kadar inatçı olduğunu, uykuyu bozan döngüyü ve uykuyu adım adım geri kazanmanın yollarını konuşacağız.

Depremden Sonra Uyuyamamak Neden Bu Kadar Yaygın?

Uyku, insanın en savunmasız olduğu hâldir. Gözlerimizi kapatıp bilincimizi bırakabilmek için, en derinde "burada güvendeyim" hissine ihtiyaç duyarız. Bir deprem ise tam da bu hissi hedef alır; üstelik çoğu zaman gece, insanlar uykudayken gelir.

6 Şubat 2023'te ilk büyük sarsıntının sabaha karşı, insanların derin uykuda olduğu saatlerde yaşanması, uyku ile tehlike arasındaki bağı Türkiye'de pek çok kişinin zihnine kazıdı. O geceyi yaşayanlar, haberlerini izleyenler ya da yakınlarını o saatlerde kaybedenler için gece artık yalnızca dinlenme zamanı değil, bir tehlike zamanı olarak öğrenilmiş olabilir.

Beyin bu öğrenmeyi hayatta kalmak için yapar: "Uyursan uyarıyı kaçırırsın." Bu yüzden deprem sonrası uyku sorunları bir zayıflık değil, alarm sisteminin aşırı çalışmasının doğal bir sonucudur. Sorun, tehlike geçtikten sonra da bu alarmın susmamasıdır.

Gece Tetikte Beklemek: Belirtiler Nasıl Görünür?

Deprem sonrası uyku sorunları farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:

  • Uykuya dalmakta güçlük, yatakta saatlerce dinlemek
  • Gece sık uyanmak, özellikle depremin yaşandığı saatlerde gözlerin açılması
  • En küçük seste, kapı gıcırtısında, buzdolabının çalışmasında irkilerek uyanmak
  • Işığı açık bırakmadan uyuyamamak
  • Giyinik, hatta ayakkabıyı yatağın dibinde tutarak uyumak
  • Telefonu elde tutarak, deprem uygulaması açık uyumak
  • Depremle ya da kayıplarla ilgili kâbuslar görmek
  • Sabah dinlenmemiş uyanmak, gün içinde yoğun yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve sinirlilik

Bazı kişiler ise tam tersini yaşar: Gece boyu uyuyamadıkları için gün içinde her fırsatta, otobüste, iş arasında, televizyon karşısında uyuklarlar. Bu da gece düzeninin iyice bozulmasına yol açar.

Bu tepkiler çoğu zaman depremin hemen ardından en yoğun hâlindedir ve haftalar içinde yavaş yavaş azalır. Ancak bazı kişilerde aylar geçse de yerleşik bir örüntüye dönüşür.

Uykuyu Bozan Döngü: Korku, Kontrol ve Yorgunluk

Deprem sonrası uykusuzluğun inatçı olmasının nedeni, kendi kendini besleyen bir döngü oluşturmasıdır:

  1. Gece = tehlike düşüncesi beden alarmını yükseltir.
  2. Alarm yükseldiğinde kişi güvenlik önlemleri alır: Işığı açık bırakır, giyinik yatar, telefonu elinde tutar.
  3. Bu önlemler kısa vadede rahatlatır ama beyne "tehlike hâlâ burada" mesajını verir.
  4. Tetikte bekleyen beden derin uykuya geçemez, sık uyanır.
  5. Gün boyu süren yorgunluk, kaygıyla baş etme kapasitesini düşürür ve ertesi gece kaygı daha yüksek başlar.

Bu döngüye bir de uykusuzluğun kendisinden korkmak eklenebilir: "Bu gece de uyuyamazsam yarın ayakta duramam." Bu düşünce, yatağa girmeden önce gerginliği artırır ve uykuyu daha da zorlaştırır.

Uyku zorla gelmez; ancak beden kendini yeterince güvende hissettiğinde kendiliğinden gelir. Amaç uyumaya çalışmak değil, uykunun gelebileceği koşulları yeniden kurmaktır.

Türkiye'de Deprem Sonrası Geceler: Ortak Bir Deneyim

Türkiye'de deprem sonrası uyku sorunları çoğu zaman tek bir kişinin değil, bütün bir ailenin, hatta apartmanın sorunudur. Büyük depremlerden sonra pek çok aile haftalarca aynı odada, hatta salonda yerde yatmayı tercih etti. Çocuklar ebeveynlerinin yatağına döndü, yaşlı ebeveynler geceleri yalnız kalmak istemedi.

Kentlerdeki gündelik koşullar da uyku sorunlarını derinleştirebilir:

  • Apartman sesleri: Üst kattaki komşunun adımları, asansörün çalışması, yan dairenin çamaşır makinesi, deprem hafızası olan bir beden için alarm işaretine dönüşebilir.
  • Vardiyalı ve yoğun iş temposu: Gece uykusunu kaçıran ve sabah erkenden servise yetişmek zorunda olan çalışanlar, uykusuzluğun etkisini iş yerinde ağır biçimde hisseder.
  • Ekonomik kaygılar: Hayat pahalılığı ve borç gibi dertler, deprem kaygısıyla birleşerek gece zihnin daha da hareketlenmesine yol açar.

Diyelim ki Malatya'dan İstanbul'a, kızının yanına taşınmış yaşlı bir kadın, aylardır geceleri salondaki kanepede, kapıya yakın uyuyor. Kızı onun için ayrı bir oda hazırlamış ama o odaya girmek istemiyor; çünkü oda koridorun sonunda ve "kaçmak zor". Geceleri birkaç kez kalkıp kapı kilidini kontrol ediyor, ezan vaktine kadar gözünü kırpmadan bekliyor. Bu örnekte uykusuzluk yalnızca bir uyku sorunu değil, aynı zamanda yaşanan kaybın, yer değiştirmenin ve güvenlik ihtiyacının bir ifadesidir.

Depremden Sonra Uyuyamamak İçin Uygulanabilir Öneriler

Sabah kalkış saatinizi sabitleyin

Uyku düzenini yeniden kurmanın en güçlü araçlarından biri, gece ne kadar uyursanız uyuyun her sabah aynı saatte kalkmaktır. Bu, beynin iç saatini yeniden ayarlar ve bir sonraki gece uyku ihtiyacını artırır. Kötü bir gecenin ardından öğlene kadar yatakta kalmak, ertesi geceyi de zorlaştırır.

Güvenlik önlemlerinizi makul bir düzeye indirin

Yatağın yanında bir el feneri ve kolay giyilebilecek bir terlik bulundurmak makul bir önlemdir. Ancak giyinik uyumak, ışığı tamamen açık bırakmak ya da telefonu elinizde tutmak gibi önlemleri kademeli olarak azaltmayı deneyin. Örneğin önce koridor ışığını açık bırakıp oda ışığını kapatabilir, birkaç gece sonra yerine loş bir gece lambası koyabilirsiniz.

Yatak odanızı gerçekten daha güvenli hâle getirin

Bazı önlemler kaygıyı beslemez, aksine onu haklı olarak yatıştırır. Yatağın üzerine devrilebilecek bir dolabı duvara sabitlemek, başucundaki ağır çerçeveleri kaldırmak, yatağı büyük bir camın hemen altından uzaklaştırmak bu türden önlemlerdir. Bunları bir kez yapıp tamamladığınızda, zihniniz gece "yapabileceğimi yaptım" düşüncesine dayanabilir. Farkı belirleyen, önlemin bir kez alınıp bitmesi ya da her gece yeniden kontrol gerektirmesidir.

Eşinizle ortak bir gece düzeni konuşun

Eşlerden biri ışık açık, kapı aralık ve telefon elde uyumak isterken diğeri karanlıkta uyuyamıyorsa, gece kısa sürede bir gerginlik kaynağına dönüşebilir. Bu durumda kimin haklı olduğunu tartışmak yerine bir ara yol bulmak önemlidir: Göz bandı, loş bir gece lambası ya da telefonun yatağın değil komodinin üzerinde durması gibi. Ortak bir düzen, hem uykuyu hem de ilişkiyi korur.

Yatmadan önce bir geçiş alanı yaratın

Yatmadan önceki bir saati, deprem haberlerinden ve sosyal medyadan uzak geçirin. Ilık bir duş, hafif bir kitap, sakin bir müzik ya da kısa bir gevşeme egzersizi, bedene "gün bitti, artık güvendesin" mesajı verir.

Endişelere yataktan önce zaman ayırın

Akşam erken saatlerde on beş dakikalık bir "endişe zamanı" ayırın. Aklınızdaki deprem ve gelecek kaygılarını bir kâğıda yazın, yapılabilecek bir şey varsa yanına not edin. Yatakta bu düşünceler geldiğinde kendinize "Bunları yazdım, yarın tekrar bakarım" diye hatırlatın.

Uyuyamıyorsanız yataktan kalkın

Yatakta yirmi dakika kadar uyuyamadığınızı fark ederseniz, kalkın ve loş ışıkta sakin bir şeyle uğraşın. Uykunuz geldiğinde yatağa dönün. Bu, yatağın uyanık ve tetikte beklenen bir yer olarak öğrenilmesini engeller.

Gece uyanmalarına farklı yaklaşın

Depremin yaşandığı saate yakın uyandığınızda, saate bakmamaya ve telefonu almamaya çalışın. Ayaklarınızın yatağa değdiğini, yorganın ağırlığını, odadaki sesleri sakin bir dikkatle fark edin. Uzun ve yavaş nefes verin. "Bedenim o geceyi hatırlıyor, ama şu an buradayım" diye kendinize hatırlatın.

Gündüz bedeni yorun, ama akşam değil

Gündüz yapılan yürüyüş ve fiziksel aktivite gece uykusunu destekler. Akşam saatlerinde yoğun egzersiz, kafein ve ağır yemekten ise kaçının.

Uykuyla ilgili daha kapsamlı öneriler için uykusuzluk nasıl geçer yazımıza göz atabilirsiniz.

Çocuklar ve Uyku: Ebeveyn Yatağına Dönüş

Depremden sonra pek çok çocuk yalnız uyumak istemez, ebeveyninin yatağına döner ya da gece sık uyanır. İlk dönemde bu son derece anlaşılırdır ve çocuğa yakınlık sunmak, güvenlik duygusunu onarmanın önemli bir parçasıdır.

Ancak zamanla, çocuğun kendi yatağına dönüşü de kademeli olarak planlanmalıdır. Örneğin önce ebeveyn çocuğun odasında, yatağın yanında oturarak onu uyutabilir; sonra kapının yanına, ardından koridora geçebilir. Çocuğa yatmadan önce kısa ve sakin bir rutin sunmak, gece lambası bırakmak ve sabah "çok iyi uyudun" diyerek cesaretlendirmek bu süreci destekler.

Çocuk sık sık kâbus görüyorsa, uykuda çığlık atarak uyanıyorsa ya da gün içinde de oyunlarında sürekli depremi canlandırıyorsa, bir çocuk ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek faydalı olabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Deprem sonrası uyku sorunları çoğu kişide zamanla azalır. Şu durumlarda ise profesyonel destek almanızı öneririz:

  • Uyku sorunları depremin üzerinden haftalar geçmesine rağmen azalmıyor ya da artıyorsa
  • Gün içinde işinizi, çocuklarınızın bakımını ya da araç kullanmak gibi güvenlik gerektiren işleri yapmakta zorlanıyorsanız
  • Sık kâbuslar, ani anılar ve depremi yeniden yaşıyormuş gibi hissetmek uyku sorunlarına eşlik ediyorsa
  • Uyumak için alkol ya da reçetesiz maddelere başvurmaya başladıysanız
  • Umutsuzluk, isteksizlik ya da yaşamın anlamsız olduğu düşünceleri ortaya çıktıysa

Kendinize zarar verme düşünceleri gibi acil durumlarda 112'yi arayın. Uyku için ilaç desteği gerekip gerekmediği konusunda bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesi önemlidir; kendi kendinize ilaç kullanmaktan kaçının. Tekrarlayan kâbuslar sizi zorluyorsa sürekli kâbus görmek yazımız da yol gösterebilir. Deprem sonrası uyku sorunları ve gece kaygısıyla çalışmak için bireysel terapi desteği yüz yüze ya da online olarak mümkündür.

Terapide Deprem Sonrası Uyku Sorunları Nasıl Ele Alınır?

Terapide uyku sorunları genellikle iki yönden ele alınır: Uykunun kendisi ve uykuyu bozan korku.

Uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapi (BDT-İ), uyku sorunlarında etkili olduğu bilinen yapılandırılmış bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda uyku penceresinin düzenlenmesi, yatağın yalnızca uyku ile ilişkilendirilmesi, sabit kalkış saati ve uyku hakkındaki kaygı verici düşüncelerin sınanması gibi teknikler kullanılır. Deprem sonrası uykusuzlukta bu teknikler, kişinin güvenlik ihtiyacına duyarlı biçimde uyarlanır.

Gece güvenlik davranışlarıyla çalışmak, terapinin önemli bir parçasıdır. Işığı açık bırakma, giyinik uyuma ve telefon kontrolü gibi davranışlar, kişinin hızına göre ve onunla birlikte belirlenen küçük adımlarla azaltılır.

Kâbuslarla çalışma, tekrarlayan deprem kâbusları olan kişilerde kâbusun içeriğinin gün içinde, güvenli bir ortamda ele alınmasını ve bazen kâbusun sonunun yeniden yazılmasını içerebilir.

Travma odaklı çalışma, depremi doğrudan yaşamış, kayıp vermiş ya da enkazdan kurtulmuş kişilerde, uykuyu bozan anılarla kişinin kendi hızında çalışmayı hedefler. Anı işlendikçe gece alarm sisteminin de sakinleştiği sık gözlemlenir.

Gevşeme ve nefes teknikleri ise hem yatmadan önce hem de gece uyanmalarında bedenin alarm düzeyini düşürmek için öğretilir ve günlük pratiğe dönüştürülür.

Sıkça Sorulan Sorular

Her gece depremin olduğu saatte uyanıyorum; neden?

Beden, yoğun bir tehlike anını saatiyle birlikte kaydedebilir. Bu, alarm sisteminin o saatte kendiliğinden tetiklenmesine yol açar. Uyandığınızda saate bakmamak, telefonu almamak ve sakin nefesle yeniden uykuya dönmeyi denemek, bu bağın zamanla zayıflamasına yardım eder.

Gündüz uyuyarak gece kaçırdığım uykuyu telafi edebilir miyim?

Kısa bir öğle şekerlemesi, özellikle çok yorgun olduğunuz günlerde işe yarayabilir. Ancak uzun gündüz uykuları gece uyku ihtiyacını azaltır ve döngüyü sürdürebilir. Şekerleme yapacaksanız öğleden önce ya da erken öğleden sonra ve kısa tutmaya özen gösterin.

Işığı açık bırakmadan uyuyamıyorum; bu bir sorun mu?

İlk dönemde ışık açık uyumak size güvenlik hissi verebilir. Ancak parlak ışık uykunun kalitesini düşürür ve uzun vadede beyne tehlikenin sürdüğü mesajını verir. Işığı birden kapatmak yerine önce loş bir gece lambasına geçmek gibi küçük adımlar deneyebilirsiniz.

Uyumak için ilaç kullanmalı mıyım?

Bu kararı kendi başınıza vermemeniz önemlidir. Uyku sorunlarınız gününüzü ciddi biçimde etkiliyorsa bir psikiyatri hekimine başvurarak değerlendirme isteyebilirsiniz. Pek çok kişide uyku düzenine yönelik psikolojik yaklaşımlar da belirgin bir iyileşme sağlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler