Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

İkincil Travma: Başkasının Acısına Tanıklık Etmenin Yükü

İkincil Travma: Başkasının Acısına Tanıklık Etmenin Yükü

İkincil travma nedir, belirtileri nelerdir? Yakınınızın travmasını dinlemenin ya da afet görüntülerini izlemenin bıraktığı izi ve korunma yollarını okuyun.

Bir olayı kendiniz yaşamadığınız halde geceleri onun kabuslarını görebilir misiniz? Enkazdan çıkarılan kardeşinin anlattıklarını aylarca dinleyen biri, acil serviste her nöbette başka bir ailenin çığlığına tanıklık eden bir hemşire ya da günlerce deprem bölgesinden gelen görüntüleri izleyen bir öğretmen, bir süre sonra kendini tanıyamayacak hale gelebilir. İkincil travma, başka birinin yaşadığı travmatik olayı dinlemek, görmek ya da onunla yakından ilgilenmek yoluyla ortaya çıkan, doğrudan travmaya benzeyen tepkileri anlatır. Bu yazıda bu yükün nasıl biriktiğini, hangi işaretlerle kendini gösterdiğini ve onu taşınabilir kılmak için neler yapabileceğinizi ele alacağım.

İkincil Travma Nedir?

Travmatik bir olay yalnızca onu doğrudan yaşayan kişiyi etkilemez. İnsan, sevdiği birinin korkusunu, çaresizliğini ve acısını dinlerken bu duyguları bir ölçüde kendi bedeninde de yaşar. Empati dediğimiz yetenek, bir başkasının iç dünyasına girebilmemizi sağlar; ancak aynı kapı, o dünyadaki dehşetin de bize sızmasına izin verir.

Alanda "dolaylı travmatizasyon" ya da "ikincil travmatik stres" gibi adlarla anılan bu durum, ilk olarak travma mağdurlarıyla çalışan meslek gruplarında tanımlanmıştır. Bugün ise yalnızca meslek sahiplerini değil; travma yaşamış birinin eşini, çocuğunu, anne babasını ve hatta ekran başında saatlerce felaket haberleri izleyen sıradan insanları da kapsayan bir kavram olarak ele alınıyor.

Burada önemli bir ayrımı vurgulamak isterim: İkincil travma, sizin "fazla hassas" ya da "dayanıksız" olduğunuz anlamına gelmez. Aksine çoğu zaman en çok önemseyen, en dikkatli dinleyen ve geri çekilmeyen kişiler bu yükle karşılaşır.

Tükenmişlik ve empati yorgunluğundan farkı

Bu üç kavram sık karıştırılır. Tükenmişlik, uzun süreli iş yükü ve kaynak yetersizliğiyle yavaş yavaş gelişen bir enerji ve anlam kaybıdır; içeriği travmatik olmak zorunda değildir. Empati yorgunluğu, sürekli başkalarının acısına yanıt vermekten doğan duygusal bitkinliktir. İkincil travmada ise belirleyici olan, dinlenen ya da izlenen olayın görüntülerinin, seslerinin ve korkusunun kişinin kendi zihnine yerleşmesidir. Kişi yaşamadığı bir sahneyi sanki hatırlıyormuş gibi zihninde canlandırmaya başlar.

İkincil Travma Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler, doğrudan travma yaşayanlarda görülen tepkilere oldukça benzer. Farkı, kaynağının sizin değil, bir başkasının deneyimi olmasıdır.

Zihinsel ve duygusal işaretler

  • Dinlediğiniz ya da izlediğiniz olayın görüntülerinin istemsizce gözünüzün önüne gelmesi,
  • O olaya dair kabuslar ya da uykuya dalarken beliren sahneler,
  • Dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna, kimseye güvenilemeyeceğine dair yeni ve katı inançlar,
  • Sevdiklerinizin başına bir şey geleceğine dair sürekli bir tetikte olma hali,
  • Daha önce keyif aldığınız şeylere karşı uyuşma, duygusal donukluk,
  • Suçluluk: "Ben burada rahat yaşarken onlar ne çekti" düşüncesi.

Bedensel ve davranışsal işaretler

  • Ani seslere aşırı irkilme, özellikle titreşim ve sarsıntıya karşı hassasiyet,
  • Uyku bozukluğu, sürekli yorgunluk, gerginlik ve baş ağrısı,
  • Konuyu hatırlatan haberlerden, kişilerden ya da yerlerden kaçınma,
  • Ya da tam tersi: Bilgiyi bırakamamak, durmadan yeni haber ve görüntü aramak,
  • Yakınlarınızdan uzaklaşma, sabırsızlık, çabuk öfkelenme.

Diyelim ki depremden sağ çıkan erkek kardeşiniz, enkaz altında geçirdiği saatleri size defalarca anlatıyor. Siz de onu yalnız bırakmamak için her seferinde dinliyorsunuz. Birkaç ay sonra apartmanınızın merdiveninde biri koşsa bile kalbiniz hızlanıyor, gece yatağa girdiğinizde onun anlattığı karanlığı ve sesleri kendiniz yaşamış gibi hissediyorsunuz. Bu, onu dinlemenin "yanlış" olduğu anlamına gelmez; ama sizin de bir yük taşıdığınızın işaretidir.

Bu belirtiler tek başına bir tanı anlamına gelmez. Ancak haftalarca sürüyor ve yaşamınızı kısıtlıyorsa dikkate alınmayı hak eder.

Kimler Daha Fazla Risk Altında?

İkincil travma herkesin başına gelebilir; ancak bazı koşullar riski artırır.

  • Travma yaşamış kişilerin yakınları: Eşi şiddete uğramış, çocuğu kaza geçirmiş ya da anne babası afetten kurtulmuş kişiler, sevdiklerinin acısını en yakından taşıyanlardır.
  • Sağlık çalışanları: Acil servis, yoğun bakım ve ambulans ekiplerinde çalışanlar ağır sahnelere sık tanık olur. Bu konunun iş yükü boyutunu sağlık çalışanı tükenmişliği yazısında ayrıca ele aldım.
  • Arama kurtarma gönüllüleri ve afet çalışanları: Enkaz başında çalışan, aileleri bilgilendiren ya da cenaze işlemlerinde görev alan kişiler.
  • Avukatlar, sosyal çalışmacılar, öğretmenler ve muhabirler: Şiddet dosyalarını okuyan, çocuk istismarı vakalarını takip eden ya da afet bölgesinden haber yapan meslekler.
  • Kendi geçmişinde travma olanlar: Dinlenen öykü, kişinin kendi eski yarasına dokunduğunda yük daha ağır hissedilir.
  • Desteksiz kalanlar: Duyduklarını kimseyle paylaşamayan, "ben güçlü olmalıyım" diyerek her şeyi içine atan kişiler.

Türkiye'de Ortak Bir Tanıklık: Depremler, Ekranlar ve Meslekler

6 Şubat 2023 depremleri, bu ülkede pek çok insanın aynı anda tanıklık ettiği bir felaketti. Deprem bölgesinde olmayan milyonlarca kişi günlerce enkaz görüntülerini, yardım çağrısı yapan sesleri ve canlı yayınlarda umutla bekleyen aileleri izledi. Pek çoğu o günlerden sonra uykusunun bozulduğunu, en küçük sallantıda yerinden fırladığını, binasının dayanıklılığını takıntılı biçimde düşünmeye başladığını fark etti.

Sosyal medyanın burada özel bir rolü var. Algoritmalar, en çarpıcı ve acı veren görüntüleri öne çıkarır; kişi bir videoyu bitirmeden bir sonrakine geçer. "Bilmem gerekiyor" duygusuyla başlayan bu kaydırma, kısa sürede zihni felaket sahneleriyle dolduran bir döngüye dönüşebilir. Bu alışkanlığı doomscrolling yazısında daha ayrıntılı anlattım.

Bir de ailelerin içinde sessizce taşınan ikincil yük var. Kültürümüzde zor bir olay yaşayan kişi çoğu zaman bunu en yakınına anlatır; profesyonel desteğe başvurmak yerine kız kardeşi, annesi ya da eşi onun "terapisti" olur. Bu yakınlık değerlidir, ama dinleyen kişinin de nefes alacak bir yere ihtiyacı olduğu sıklıkla unutulur. Kayınvalidesinin hastalığını, kocasının işteki kazasını ve komşusunun depremde kaybettiklerini aynı anda dinleyen bir kadın, kendini neden bu kadar yorgun hissettiğini anlamayabilir.

Meslek gruplarında ise "alışırsın" kültürü yaygındır. Ağır vakalardan sonra konuşmak, zayıflık gibi algılanabilir. Bir ambulans çalışanı, sabaha karşı döndüğü vakanın ardından kahvaltı masasında çocuklarıyla şakalaşmaya çalışırken içinde hiçbir şey hissetmediğini fark edebilir. Bir avukat, okuduğu dosyalardaki ayrıntıları ailesine anlatamadığı için akşamları giderek suskunlaşabilir. Dışarıdan bakıldığında "işini iyi yapan, soğukkanlı" biri görünür; içeride ise biriken sahneler sessizce yer kaplar. Oysa ikincil travma, alışmakla değil, düzenli boşaltma ve destekle yönetilebilen bir yüktür.

İkincil Travmadan Korunmak İçin Neler Yapabilirsiniz?

Başkasının acısına tanıklık etmeyi tamamen bırakamayabilirsiniz; bir anne olarak, bir hemşire olarak ya da bir kardeş olarak bu sizin hayatınızın parçası olabilir. Ama bu tanıklığın sizi nasıl etkileyeceği üzerinde bir miktar söz sahibi olabilirsiniz.

Haber ve görüntü tüketimine sınır koyun

Gün içinde haberlere bakacağınız bir ya da iki zaman dilimi belirleyin. Görüntülü içerik yerine yazılı haberleri tercih etmek, zihne yerleşen sahne sayısını azaltır. Uyumadan önceki saati ekranlardan arındırmak, kabus riskini düşürmeye yardımcı olur.

Dinlerken kendinizi de gözetin

Travma yaşamış bir yakınınızı dinlerken "Bugün ne kadarını dinleyebilirim?" diye sormak bencillik değildir. "Seni dinlemek istiyorum ama şu an çok yoruldum; yarın akşam yeniden konuşalım mı?" demek, ilişkiyi korumanın bir yoludur. Ayrıca yakınınızın her ayrıntıyı tekrar tekrar anlatması onun için de her zaman yararlı olmayabilir; profesyonel destekle bu anlatı daha güvenli bir çerçeveye taşınabilir.

Geçiş ritüelleri oluşturun

Ağır bir nöbetten ya da zor bir telefon görüşmesinden sonra kendinize bir geçiş anı tanıyın: Eve girmeden önce birkaç dakika arabada oturmak, iş kıyafetlerini çıkarıp duş almak, kısa bir yürüyüş yapmak. Bu küçük ritüeller zihne "o sahne bitti, şimdi evdeyim" mesajını verir.

Bedeninizi sakinleştirin

Nefesi yavaşlatmak, ayakları yere basarak çevredeki beş nesneyi saymak ya da soğuk suyla yüzü yıkamak gibi basit teknikler, tetikte olan sinir sistemini yatıştırabilir. Düzenli uyku ve beslenme, bu yükü taşıma kapasitenizi doğrudan etkiler.

Yükü paylaşın ama aynı yere boşaltmayın

Duyduklarınızı birine anlatmak rahatlatır; ancak ayrıntılı ve ağır sahneleri, onları kaldıramayacak birine, örneğin çocuğunuza aktarmamaya özen gösterin. Meslektaşlarla yapılan düzenli paylaşım toplantıları, süpervizyon ya da güvendiğiniz bir yetişkinle sınırlı bir konuşma daha uygun kanallardır.

Anlam ve iyi şeyleri de görün

Travmaya tanıklık eden kişi, insanların kötülüğünü ve dünyanın kırılganlığını görür. Aynı süreçte dayanışmayı, iyileşmeyi ve insanların birbirine nasıl sahip çıktığını da görmek dengeleyici olabilir. Gün sonunda gördüğünüz küçük bir iyiliği not etmek, zihnin yalnızca karanlık sahneleri kaydetmesini önlemeye yardımcı olur.

Başkasının acısını taşıyabilmek için önce kendi omzunuzun da yorulabileceğini kabul etmeniz gerekir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlardan biri ya da birkaçı sizin için geçerliyse bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Kabuslar, istemsiz görüntüler ya da aşırı irkilme birkaç haftadır azalmıyorsa,
  • İşinizi yapmakta, çocuklarınızla ilgilenmekte ya da ilişkilerinizi sürdürmekte belirgin zorlanıyorsanız,
  • Kendinizi duygusal olarak tamamen kapatmış, kimseye ve hiçbir şeye bir şey hissedemez hale gelmişseniz,
  • Yaşadığınız gerginliği alkol, uyku ilacı ya da başka yollarla bastırmaya çalışıyorsanız,
  • Dinlediğiniz öykü, kendi geçmişinizdeki bir travmayı yeniden canlandırmışsa.

Bu tepkiler bazen doğrudan travma sonrası görülen tablolara çok yaklaşabilir. Travmanın ne olduğunu ve zihinde nasıl iz bıraktığını psikolojik travma nedir yazısında okuyabilirsiniz. Uyku ve kaygı belirtileri çok yoğunsa, ilaç desteğinin gerekip gerekmediği bir psikiyatri hekiminin değerlendirmesiyle belirlenebilir.

Terapide İkincil Travma Nasıl Ele Alınır?

Terapide ilk adım, yaşadıklarınızı adlandırmaktır. Pek çok kişi, "Ben bir şey yaşamadım ki" diyerek kendi tepkilerini küçümser. Bu tepkilerin anlaşılır olduğunu görmek bile önemli bir rahatlama sağlar.

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde genellikle şu alanlar üzerinde çalışılır:

  • Zihne yerleşen görüntülerle çalışmak: İstemsiz sahnelerin ne zaman ve hangi tetikleyicilerle geldiğini fark etmek, onlara karşı kaçınma ya da bastırma yerine daha düzenleyici yanıtlar geliştirmek.
  • Değişen inançları gözden geçirmek: "Hiçbir yer güvenli değil", "Sevdiklerimi her an kaybedebilirim" gibi deneyim sonrası katılaşan düşünceleri, gerçekçi ve dengeli bir bakışla incelemek.
  • Sınır ve öz bakım planı: Dinleme kapasitenizi, iş yükünüzü ve dinlenme zamanlarınızı somut bir plana dönüştürmek.
  • Kendi geçmişle bağlantıyı ele almak: Dinlediğiniz öykü eski bir yaranızı açtıysa, bunu ayrıca ve güvenli bir hızda çalışmak.
  • Anlam ve değerler: Neden bu işi yaptığınızı ya da neden bu yakınınızın yanında durduğunuzu yeniden hatırlamak; bu, yükü taşınabilir kılan önemli bir kaynaktır.

Sağlık çalışanları ve afet çalışanları için düzenli süpervizyon ve ekip içi destek, bireysel çalışmayı tamamlayan önemli araçlardır. Yetişkinlere yönelik bireysel çalışmalar hakkında bireysel terapi sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yalnızca haberleri izlemek de ikincil travma yaratabilir mi?

Evet, yoğun ve uzun süreli görüntü maruziyeti bazı kişilerde travmaya benzer tepkilere yol açabilir. Özellikle uyku öncesi izlenen, çocuk ya da enkaz görüntüleri içeren içerikler daha fazla iz bırakabilir. İzleme süresini sınırlamak ve görsel yerine yazılı kaynakları tercih etmek koruyucu olur.

Travma yaşamış yakınımı dinlemeyi bırakmalı mıyım?

Hayır, ama dinlemenin biçimini ve sınırlarını düzenleyebilirsiniz. Ne kadar dinleyebileceğinizi söylemek, ara vermek ve onu profesyonel desteğe yönlendirmek hem onun hem de sizin için daha sağlıklıdır. Yakınlığınızı korurken tek destek kaynağı olmak zorunda değilsiniz.

Çocuklar ikincil travma yaşar mı?

Çocuklar, ebeveynlerinin anlattıklarını ve ekrandaki görüntüleri yetişkinlerden farklı işler; korkuları oyunlarına, uykularına ya da bedensel yakınmalarına yansıyabilir. Yanlarında ayrıntılı ve ağır konuşmalar yapmamak, sorularına yaşlarına uygun ve sakin yanıtlar vermek önemlidir. Belirtiler sürüyorsa bir çocuk ruh sağlığı uzmanından görüş alınabilir.

İkincil travma kendiliğinden geçer mi?

Pek çok kişide maruziyet azaldığında ve destek arttığında tepkiler zamanla hafifler. Ancak maruziyet sürüyorsa, örneğin mesleğiniz gereği her gün ağır sahnelere tanık oluyorsanız, düzenli öz bakım ve destek olmadan yük birikebilir. Belirtiler haftalarca sürüyorsa bir uzmanla konuşmak bu yükü hafifletmenin mümkün olduğunu görmenize yardımcı olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler