Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Kadına Şiddet Haberleri ve Güvenlik Kaygısı: Korkuyla Sokağa Çıkmak

Kadına Şiddet Haberleri ve Güvenlik Kaygısı: Korkuyla Sokağa Çıkmak

Kadına şiddet haberleri, pek çok kadında öfke, çaresizlik ve kendi güvenliğine dair sürekli bir kaygı yaratır. Bu yükü taşımanın ve korunmanın yollarını okuyun.

Akşam iş çıkışı, otobüs durağına yürürken telefonunuzu elinizde sıkıca tutuyorsunuz. Sabah okuduğunuz haber hâlâ aklınızda: sizinle aynı yaşta, sizin gibi işten eve dönen bir kadın. Arkanızdan gelen ayak seslerine kulak kabartıyor, kulaklığınızı takmıyor, eve vardığınızda ablanıza "Geldim" mesajı atıyorsunuz. Gece yatağa uzandığınızda bir başka haber, bir başka isim, bir başka fotoğraf ekranınıza düşüyor ve uyku bir türlü gelmiyor. Kadına şiddet haberleri, Türkiye'de pek çok kadının gündelik hayatına sızan, öfke, keder ve korkuyu bir arada taşıyan bir yük hâline geldi. Bu yazıda bu haberlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini, kendi güvenliğiniz için duyduğunuz kaygının nasıl işlediğini ve bu yükü taşırken kendinizi nasıl koruyabileceğinizi ele alacağız.

Bu yazı, şu anda şiddete maruz kalıyorsanız sizin için de yazıldı. Eğer kendinizi ya da bir başkasını tehlikede hissediyorsanız lütfen hemen 112'yi arayın. ALO 183 Sosyal Destek Hattı da size yönlendirme ve destek sağlayabilir.

Kadına Şiddet Haberleri Neden Bu Kadar Derinden Etkiler?

Her haber bir isimdir, bir yüzdür, bir hikâyedir. Haberi okuyan kadın, çoğu zaman o hikâyede kendinden bir parça görür: yaşını, mahallesini, mesleğini, ilişkisini ya da annesini. Bu özdeşleşme, haberin uzaktaki bir olay olmaktan çıkıp kişisel bir tehdit gibi hissedilmesine yol açar.

Bu etkiyi güçlendiren bazı unsurlar vardır:

  • Tekrar: Benzer haberlerin sık aralıklarla gündeme gelmesi, zihinde "Her yerde, her an olabilir" algısını güçlendirir.
  • Ayrıntı ve görüntü: Haberlerde ve sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar, videolar ve ayrıntılı anlatımlar, zihne kazınır ve sonradan istemsizce geri gelir.
  • Yakınlık: Faillerin çoğu zaman tanıdık biri, eski bir eş ya da yakın bir kişi olduğunu öğrenmek, güvende hissedilen ilişkilere bile gölge düşürebilir.
  • Adalet duygusunun zedelenmesi: Yargı süreçlerine ve cezalara dair haberler, "Kimse bizi korumuyor" düşüncesini besleyebilir ve çaresizliği artırabilir.

Bu nedenle kadına şiddet haberlerinin uyandırdığı duygular yalnızca geçici bir üzüntü değildir; pek çok kadında sürekli bir tetikte olma hâline dönüşebilir.

Haberlerin Yarattığı Duygular: Korku, Öfke, Keder ve Çaresizlik

Korku

En doğrudan tepki, kendi güvenliğiniz için duyduğunuz korkudur. Akşam saatlerinde dışarı çıkmaktan çekinmek, taksiye binerken plakanın fotoğrafını çekip bir yakına göndermek, asansörde bir erkekle yalnız kalmamak, yeni tanıştığınız biriyle buluşurken konumunuzu paylaşmak gibi davranışlar, bu korkunun gündelik yansımalarıdır.

Öfke

Haksızlığa, şiddete ve önlenemeyen ölümlere karşı derin bir öfke duymak son derece anlaşılırdır. Bu öfke, sosyal medyada uzun tartışmalara, aile içindeki konuşmalarda gerginliğe ya da gün içinde yoğun bir huzursuzluğa dönüşebilir.

Keder

Tanımadığınız kadınlar için yas tutmak, onların isimlerini hatırlamak ve her yeni haberde aynı acıyı yeniden yaşamak, sessiz ama ağır bir yüktür. Bu, kolektif bir yasın parçası olarak yaşanabilir. Özellikle anma günlerinde, bir davanın karara bağlandığı dönemlerde ya da bir ismin gündemde uzun süre kaldığı zamanlarda bu keder yeniden yoğunlaşabilir. Kederinizi görmezden gelmek yerine onu adlandırmak, bir mum yakmak ya da bir anmaya katılmak gibi küçük ritüellerle ifade etmek, yasın içinizde sıkışıp kalmasını önler.

Çaresizlik

"Ne yapsam değişmeyecek" düşüncesi, uzun vadede en yıpratıcı duygulardan biridir. Çaresizlik, kişinin enerjisini ve umudunu tüketebilir; gelecek planlarını, ilişki kurmaya dair isteğini, hatta çocuk sahibi olma düşüncesini etkileyebilir.

Korkunuzun gerçek bir zemini vardır; ama o korkunun bütün hayatınızı yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz.

Kadına Şiddet Haberleri ve İkincil Travma

Bir travmatik olayı doğrudan yaşamasanız bile, başkalarının yaşadıklarına sürekli maruz kalmak ruh sağlığınızı etkileyebilir. Psikolojide bu durum ikincil ya da dolaylı travma olarak anılır. Başlangıçta sağlık çalışanları, gazeteciler ve sosyal hizmet uzmanları gibi meslek grupları için tanımlanmış olsa da yoğun haber ve görüntü maruziyeti sıradan okurları da etkileyebilir.

İkincil travmanın olası işaretleri şunlardır:

  • Okunan haberlerin görüntülerinin istemsizce aklına gelmesi
  • Kâbuslar, uykuya dalmakta güçlük
  • Sürekli tetikte olma, kolay irkilme
  • Dünyanın tamamen tehlikeli bir yer olduğu inancının güçlenmesi
  • Duygusal uyuşukluk ya da tam tersine kolayca ağlama
  • Sevilen insanlara bile güven duymakta zorlanma

Bu işaretler tek başına bir tanı anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam ediyorsa, haber maruziyetinin sizi ne ölçüde etkilediğine bakmak gerekir. Bu konuyu daha geniş bir çerçevede ikincil travma yazımızda ele aldık.

Güvenlik Kaygısı Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?

Kendi güvenliğiniz için dikkatli olmak, gerçek risklere karşı makul bir tutumdur. Ancak kaygı büyüdükçe günlük hayatın daralması söz konusu olabilir:

  • Akşam etkinliklerinden, arkadaş buluşmalarından ya da kurslardan vazgeçmek
  • Belirli bir işi, okulu ya da şehri yalnızca güvenlik kaygısıyla reddetmek
  • Yeni insanlarla tanışmaktan, flört etmekten ya da ilişki kurmaktan kaçınmak
  • Eşinize, babanıza ya da erkek kardeşinize her yerde eşlik etmesi için bağımlı hâle gelmek
  • Kızınızı ya da yeğeninizi yoğun korkuyla büyütmek, onların özgürlüğünü aşırı biçimde kısıtlamak

Bu kaygı yalnızca kadınları değil, çevrelerindeki insanları da etkiler. Eşler, babalar ve erkek kardeşler, sevdikleri kadınların korkusunu anlamakta bazen zorlanabilir ya da tam tersine onları aşırı koruyarak kısıtlayabilir. Korkuyu küçümsemeden dinlemek ve kadının kendi kararlarını vermesine saygı göstererek destek olmak, aile içinde daha sağlıklı bir denge kurar.

Diyelim ki üniversiteyi kazanan kızınız başka bir şehre gitmek istiyor. Siz ise her gece haberleri okuyup "Orada başına bir şey gelirse?" düşüncesiyle uyuyamıyorsunuz. Bir yanda kızınızın hayallerini desteklemek, diğer yanda onu korumak istiyorsunuz. Bu ikilem, pek çok annenin yaşadığı ortak bir deneyimdir. Bu noktada çözüm, ona hiç izin vermemek ya da korkunuzu yok saymak değil; birlikte gerçekçi güvenlik önlemleri planlamak, düzenli iletişim için bir düzen kurmak ve kendi kaygınızı ayrıca ele almaktır.

Haberlerle Sağlıklı Bir İlişki Nasıl Kurulur?

Haber tüketimini sınırlayın

Haberdar olmak ile sürekli maruz kalmak arasında fark vardır. Gün içinde haberlere bakmak için bir ya da iki belirli zaman seçin, özellikle yatmadan önceki saatlerde bu tür içeriklerden uzak durun. Gündemin sürekli takip edilmesinin yarattığı yorgunluğu daha ayrıntılı okumak isterseniz haber yorgunluğu yazımız size yardımcı olabilir.

Görüntülerden uzak durun

Şiddet içeren videoları ve fotoğrafları açmamak, sosyal medyada otomatik oynatmayı kapatmak, bu tür içerikleri tekrar tekrar paylaşan hesapları sessize almak, zihninize giren görüntülerin miktarını azaltır. Bilgi edinmek için çoğu zaman yazılı bir özet yeterlidir.

Öfkeyi eyleme dönüştürün

Çaresizliğin en etkili panzehirlerinden biri, anlamlı bir şey yapabildiğini hissetmektir. Kadın dayanışma ağlarına katılmak, şiddete karşı çalışan kuruluşlara gönüllü destek vermek, çevrenizdeki kadınlara ve genç kızlara haklarını ve başvuru yollarını anlatmak, öfkeyi yapıcı bir enerjiye dönüştürür.

Gerçekçi güvenlik planı yapın

Kaygıyı azaltmanın bir yolu da belirsizliği somut önlemlerle sınırlamaktır. Güvendiğiniz birkaç kişiyle konum paylaşımı, acil durumda kimi arayacağınızı bilmek, telefonunuzda acil numaraların hızlı erişiminin açık olması ve emniyetin acil yardım uygulamaları gibi araçlar hakkında bilgi sahibi olmak, kontrol duygusunu artırır. Bu önlemler bir kez planlandıktan sonra, her çıkışta yeniden düşünülmesi gerekmez.

Sosyal medyadaki tartışmalara sınır koyun

Her yeni haberin ardından sosyal medyada başlayan tartışmalar, kurbanı suçlayan yorumlar ve keskin kutuplaşmalar, yaşanan acıya ek bir öfke ve yorgunluk katabilir. Bu tartışmaların hepsine katılmak zorunda değilsiniz. Sesinizi duyurmak istediğinizde bunu sizin için anlamlı olan bir zamanda ve biçimde yapmak, saatlerce yorum okuyup yanıt yazmaktan çok daha az yıpratıcıdır.

Duygularınızı paylaşın

Arkadaşlarınızla, kız kardeşinizle, annenizle ya da güvendiğiniz bir kadın çevresiyle bu haberlerin size nasıl hissettirdiğini konuşmak, yalnız olmadığınızı hatırlatır. Ortak duyguyu paylaşmak, kolektif kederi daha taşınabilir kılar.

Bedeninize bakın

Uykunuzu, beslenmenizi ve hareketinizi koruyun. Sürekli tetikte olan bir beden, yorgunluk, baş ağrısı, kas gerginliği ve mide şikâyetleriyle tepki verebilir. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve dinlendirici rutinler, sinir sisteminin alarm düzeyini düşürmeye yardım eder.

Umudu besleyen hikâyelere de yer açın

Dayanışmayla hayatı değişen kadınların, şiddetten kurtulup yeni bir hayat kuranların ve toplumda olumlu değişim için çalışan insanların hikâyeleri de gerçektir. Yalnızca acıyı değil, bu hikâyeleri de görmek, dünyaya dair bakışınızı dengeler.

Kendiniz İçin Kaygılanmıyor, Şiddet Yaşıyorsanız

Bu haberler size uzak bir tehlikeyi değil, evinizde ya da ilişkinizde yaşadığınız bir gerçeği hatırlatıyorsa, yaşadıklarınız da ciddiye alınmayı hak eder. Fiziksel şiddetin yanı sıra tehdit, sürekli kontrol, aşağılama, ekonomik baskı ve sosyal çevreden yalıtma da şiddetin biçimleridir.

  • Acil bir tehlike varsa hemen 112'yi arayın.
  • ALO 183 Sosyal Destek Hattı, şiddete maruz kalan kadınlara bilgi ve yönlendirme sağlar.
  • Güvendiğiniz bir yakına durumunuzu anlatmak ve acil durumda gidebileceğiniz bir yer planlamak önemlidir.

Şiddet gören kadınların yaşadığı psikolojik süreçleri ve destek yollarını şiddet gören kadınlar yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık. Bu süreçte kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri aklınızdan geçerse lütfen yalnız kalmayın ve 112'yi arayın.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Şu durumlarda bir uzmanla görüşmek faydalı olabilir:

  • Haberlerle ilgili görüntüler ve düşünceler uykunuzu ve gününüzü belirgin biçimde etkiliyorsa
  • Korku nedeniyle işe, okula ya da sosyal etkinliklere katılamaz hâle geldiyseniz
  • Sürekli tetikte olma, kolay irkilme ve yoğun huzursuzluk haftalardır devam ediyorsa
  • Ani korku nöbetleri, çarpıntı ve nefes darlığı yaşıyorsanız
  • Kendinizi umutsuz, çaresiz ve geleceğe dair inançsız hissediyorsanız
  • Geçmişte yaşadığınız bir şiddet deneyimi, haberlerle birlikte yeniden canlanıyorsa

Terapide Güvenlik Kaygısı ve Haberlerin Etkisi Nasıl Ele Alınır?

Terapide ilk olarak korkunuzun gerçek ve anlaşılır bir zemini olduğu kabul edilir. Amaç, kaygıyı yok saymak değil; onun hayatınızı ne ölçüde kısıtladığını görmek ve gerçekçi bir dikkat ile hayatı daraltan bir korku arasındaki dengeyi kurmaktır.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımıyla "Hiçbir yerde güvende değilim" ya da "Hiçbir erkeğe güvenilmez" gibi genelleştirilmiş düşünceler fark edilir ve daha dengeli bir bakış açısıyla değerlendirilir. Kaçınılan etkinliklere, gerçekçi güvenlik önlemleri korunarak, aşamalı olarak yeniden dönülür. Haber maruziyetini düzenleme, beden temelli sakinleşme becerileri ve öfkeyi yapıcı biçimde ifade etme üzerinde çalışılır. Geçmişte yaşanmış bir şiddet ya da istismar deneyimi varsa, bu deneyimin bugünkü kaygıyla bağlantısı güvenli bir hızda ele alınır.

Kendi duygularınızı ve kaygılarınızı düzenli olarak konuşabileceğiniz bir alan arıyorsanız, bireysel terapi bu süreçte size eşlik edebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kadına şiddet haberlerini okumayı bırakırsam duyarsız mı olmuş olurum?

Hayır. Haber tüketimini sınırlamak, duyarsızlık değil, kendi ruh sağlığınızı korumanın bir yoludur. Sürekli yıpranmış bir zihin, dayanışma ve değişim için gerekli enerjiyi de kaybeder. Bilgi sahibi olmak için sınırlı ve bilinçli bir haber takibi yeterlidir.

Kızımı korumak istiyorum ama korkumu ona geçirmekten çekiniyorum, ne yapabilirim?

Korkuyu aktarmak yerine bilgi ve beceri aktarmayı hedefleyin. Güvenlik önlemlerini, sınır koymayı, sağlıklı ve sağlıksız ilişki işaretlerini ve yardım isteme yollarını sakin bir dille konuşmak, kızınıza hem güvenlik hem de özgüven kazandırır. Kendi kaygınızı ayrıca ele almak da bu süreçte önemlidir.

Bu haberlerden sonra erkeklere güvenemiyorum, ilişki kurmaktan korkuyorum. Bu geçer mi?

Bu korku, yoğun haber maruziyeti ve gerçek risklere dair farkındalıkla anlaşılır biçimde gelişebilir. Bir ilişkide sağlıklı ve sağlıksız işaretleri tanımayı öğrenmek, güvendiğiniz insanlarla deneyimlerinizi konuşmak ve gerekirse bir uzmandan destek almak, güven duygusunu yeniden kurmanıza yardımcı olabilir.

Yaşadığım kaygı yüzünden işimi değiştirmeyi düşünüyorum, doğru bir karar mı?

Gerçek bir risk oluşturan koşullar varsa, örneğin çok geç saatlerde ıssız bir güzergâhta yalnız kalmak gibi, bunları değiştirmek makul bir adım olabilir. Ancak karar yalnızca yoğun bir kaygı döneminde veriliyorsa, önce kaygıyı biraz düzenlemek ve seçenekleri sakin bir zihinle tartmak daha sağlıklıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler