Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Psikodinamik Terapi Nedir? Geçmişin Bugüne Etkisini Anlamak

Psikodinamik Terapi Nedir? Geçmişin Bugüne Etkisini Anlamak

Psikodinamik terapi nedir, seanslar nasıl geçer? Temel kavramları, BDT ve psikanalizden farklarını ve bu yaklaşımın kimlere uygun olabileceğini öğrenin.

Üçüncü işyerini değiştirdiniz ve üçünde de sorun aynı noktada başladı: Bir yönetici sesini biraz yükselttiğinde içinizde bir şey kapanıyor, ya susup içinize atıyor ya da beklenmedik bir öfkeyle patlıyorsunuz. Mantığınız "Bu kadar büyütülecek bir şey değil" diyor ama bedeniniz başka bir hikâye anlatıyor. Psikodinamik terapi, tam da bu tür tekrar eden ve kişinin kendine bile açıklayamadığı tepkilerle ilgilenir. Bu yazıda psikodinamik terapinin ne olduğunu, hangi temel fikirlere dayandığını, bir seansta neler yaşandığını, diğer terapi ekollerinden nasıl ayrıldığını ve kimler için anlamlı olabileceğini ele alıyoruz. Terapi ekollerini karşılaştırıyorsanız, karar verirken işinize yarayacak sorulara da değineceğiz.

Psikodinamik Terapi Nedir?

Psikodinamik terapi, insanın bugünkü duygu, düşünce ve ilişki örüntülerinin önemli bir kısmının farkındalığının dışında işleyen süreçlerden etkilendiğini kabul eden ve bu süreçleri konuşma yoluyla anlaşılır kılmaya çalışan bir psikoterapi yaklaşımıdır. "Dinamik" kelimesi, zihnin içinde birbirine karşıt isteklerin, korkuların ve ihtiyaçların sürekli bir etkileşim hâlinde olduğu fikrini anlatır. Örneğin bir yandan yakınlık isterken bir yandan yakınlıktan korkmak, bir kişinin ilişkilerinde neden hep bir adım geri çekildiğini açıklayabilir.

Yaklaşımın kökleri Sigmund Freud'un psikanalizine dayanır. Ancak bugünkü psikodinamik çalışma, Freud'dan sonra gelişen pek çok kuramı da içine alır: Erken ilişkilerin iç dünyamızda nasıl "iç temsiller" olarak yer ettiğini inceleyen nesne ilişkileri kuramı, bağlanma kuramı, benlik değerinin nasıl oluştuğuyla ilgilenen benlik psikolojisi ve ilişkisel yaklaşımlar bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaklaşım tek bir teknikten çok, ortak bir bakış açısını paylaşan bir terapi ailesi olarak düşünülebilir.

Bu bakış açısının özü şöyle özetlenebilir: Geçmişte öğrendiğimiz ilişki biçimleri, bugün farklı kişilerle ve farklı koşullarda kendini tekrar eder. Bu tekrarı fark etmek ve anlamak, ona daha az esir olmanın yolunu açar.

Temel Kavramlar: Bilinçdışı, Savunmalar ve Aktarım

Bu yaklaşımın nasıl çalıştığını anlamak için birkaç temel kavramı bilmek yararlı olur.

Bilinçdışı süreçler

Ne hissettiğimizin ve neden öyle davrandığımızın her zaman farkında değiliz. Psikodinamik yaklaşım, kişinin "Neden böyle yaptığımı bilmiyorum" dediği noktaları önemli ipuçları olarak görür. Bu süreçler gizemli değildir; çoğu zaman acı verici olduğu için dikkatimizin dışında tuttuğumuz duygu ve isteklerdir.

Savunma mekanizmaları

Zihin, dayanılması zor duygulardan kendini korumak için çeşitli yollar geliştirir: inkâr etmek, duyguyu başkasına yüklemek, her şeyi mantıkla açıklayıp hissetmekten kaçınmak, öfkeyi daha güvenli bir hedefe yöneltmek gibi. Bu yollar bir zamanlar işe yaramış olabilir; ancak yetişkinlikte kişinin hayatını daraltmaya başlayabilir. Konuyu savunma mekanizmaları yazımızda daha ayrıntılı ele alıyoruz.

Tekrar eden ilişki örüntüleri

Pek çok insan, farklı kişilerle aynı türden çatışmaları yaşadığını fark eder: hep eleştiren birini seçmek, hep başkalarının yükünü taşımak, yaklaşan herkesi bir noktada itmek. Terapist bu örüntüleri izler ve kökenlerini merak eder.

Aktarım

Danışanın, geçmişte önemli olan birine yönelik duygu ve beklentilerini farkında olmadan terapiste yöneltmesine aktarım denir. Örneğin terapistin sessizliğini "Benden sıkıldı" diye yorumlamak, çocuklukta ilgisiz bir ebeveynle yaşanan deneyimin yankısı olabilir. Bu çalışmada söz konusu duygular bastırılmaz; seansta konuşularak ilişki örüntülerinin canlı bir örneği olarak kullanılır. Ayrıntılar için aktarım nedir yazımıza göz atabilirsiniz.

İçgörü ve işleyerek geçme

İçgörü, kişinin kendisiyle ilgili daha önce göremediği bir bağlantıyı fark etmesidir. Ancak tek bir "aha" anı nadiren yeterlidir. Aynı bağlantının farklı durumlarda tekrar tekrar görülmesi, duygusal olarak yaşanması ve yeni davranışlara dönüşmesi gerekir. Buna "işleyerek geçme" denir ve terapinin asıl emeği burada harcanır.

Bir Seansta Neler Yaşanır?

Seanslar genellikle yüz yüze oturarak, haftada bir ya da iki kez ve yaklaşık 45-50 dakika sürer. Divan kullanımı psikanalize özgüdür; burada çoğunlukla karşılıklı oturulur. İlk birkaç görüşme genellikle tanışmaya, kişinin şikâyetini, hayat öyküsünü ve ilişkilerini anlamaya ayrılır; bu süreçte birlikte çalışmanın uygun olup olmadığı da değerlendirilir.

Seansların belirgin bir özelliği, gündemin büyük ölçüde danışan tarafından belirlenmesidir. Terapist önceden hazırlanmış bir çalışma kâğıdıyla gelmez; danışanın aklına gelenleri, rüyalarını, seans arasında yaşadığı duyguları, hatta seansa geç kalmasını ya da bir konuyu sürekli geçiştirmesini önemli bilgiler olarak dinler. Terapist zaman zaman bağlantılar kurar, soru sorar ya da yorum yapar: "Annenizden söz ederken sesiniz hep alçalıyor, fark ettiniz mi?"

Diyelim ki üniversitede okuyan bir genç, sınav dönemlerinde ders çalışamadığı için başvuruyor. İlk seanslarda konu yalnızca erteleme gibi görünüyor. Zamanla, çalışıp başardığında bile ailesinin "Daha iyisini yapabilirdin" dediği, bu yüzden denemeyip başarısız olmanın, deneyip yine yetersiz bulunmaktan daha az acıttığı ortaya çıkıyor. Bu bağlantının fark edilmesi, ertelemenin bir tembellik değil, eski bir yaraya karşı alınan bir önlem olduğunu anlamasını sağlıyor. Ardından gelen çalışma, bu yarayı tanıyarak yeni bir tutum geliştirmek üzerine kuruluyor.

Kısa süreli ve uzun süreli çalışma

Bu terapi her zaman yıllar sürmez. Belirli bir çatışma alanına odaklanan, önceden sınırlı sayıda seans planlanan kısa süreli psikodinamik terapiler de vardır. Uzun süreli çalışmalar ise daha yerleşik kişilik örüntüleri ve tekrar eden ilişki sorunları için tercih edilebilir. Süre, kişinin ihtiyacına ve hedeflerine göre belirlenir.

Psikodinamik Terapi ile BDT ve Psikanaliz Arasındaki Farklar

Terapi ekollerini araştıran pek çok kişinin aklındaki soru, bu yaklaşımların birbirinden nasıl ayrıldığıdır.

Psikanalizden farkı: Psikanaliz daha yoğun bir çalışmadır; seanslar genellikle haftada üç-dört kez, divanda yapılır ve yıllar sürebilir. Psikodinamik yaklaşım aynı kuramsal kökten beslenir ama daha esnek, daha az yoğun ve çoğu zaman daha odaklıdır.

Bilişsel davranışçı terapiden farkı: BDT, bugünkü düşünce ve davranışları hedef alır, yapılandırılmış seanslar ve ev ödevleri kullanır, belirli belirtilerin azalmasını açıkça ölçer. Psikodinamik çalışma ise daha az yapılandırılmıştır, duyguların ve ilişki örüntülerinin derinlemesine keşfine ağırlık verir ve geçmişle bugün arasındaki bağlara daha fazla zaman ayırır.

Bu farklar zaman zaman bir rekabet gibi sunulsa da gerçekte pek çok terapist farklı ekollerden yararlanır. Örneğin şema terapi, bilişsel davranışçı yöntemlerle psikodinamik ve bağlanma kuramlarından gelen fikirleri bir araya getirir. Araştırmalar da hangi ekolün uygulandığından bağımsız olarak, terapist ile danışan arasındaki güvene dayalı ilişkinin değişimde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Ekol ne olursa olsun, kendinizi anlaşılmış ve güvende hissettiğiniz bir ilişki, terapinin en önemli zeminlerinden biridir.

Bilimsel dayanağı ne?

Psikodinamik yaklaşımlara uzun süre "ölçülmesi zor" olduğu gerekçesiyle mesafeli bakıldı. Son birkaç on yılda ise özellikle kısa süreli psikodinamik terapiler üzerine yapılan kontrollü araştırmalar arttı. Bu çalışmalar, depresyon ve bazı kaygı sorunlarında bu yaklaşımın da anlamlı iyileşmeler sağlayabildiğini, bazı danışanlarda kazanımların terapi bittikten sonra da sürebildiğini düşündürüyor. Bununla birlikte, her sorun için aynı düzeyde kanıt bulunmadığını ve araştırmaların büyük kısmının belirli, sınırları çizilmiş terapi biçimleriyle yapıldığını da akılda tutmak gerekir. Bir terapistin "bizim ekolümüz her şeye iyi gelir" demesi, hangi ekolden olursa olsun temkinle karşılanmalıdır.

Geçmişi konuşmanın amacı suçlu aramak değil, bugün neden hâlâ aynı yerde takıldığımızı anlamaktır.

Psikodinamik Terapi Kimler İçin Uygun Olabilir?

Bu yaklaşım geniş bir yelpazede kullanılabilir. Araştırmalar, özellikle depresyon, bazı kaygı sorunları ve kişilerarası güçlükler için yararlı olabileceğini göstermektedir. Şu durumlarda bu yaklaşım anlamlı bir seçenek olabilir:

  • Belirtilerin ötesinde, "Ben neden hep böyleyim?" sorusuna derinlemesine yanıt arıyorsanız
  • İlişkilerinizde aynı tür çatışmalar tekrar ediyorsa
  • Hissettiklerinizi adlandırmakta ya da ifade etmekte zorlanıyorsanız
  • Kronik bir boşluk, anlamsızlık ya da yetersizlik duygusu taşıyorsanız
  • Daha önce kısa süreli, yapılandırılmış bir terapi aldıysanız ve belirtileriniz azalsa da kendinizi tanıma ihtiyacınız sürüyorsa

Bununla birlikte, belirli bir fobi ya da panik atak gibi odaklı bir sorun için hızlı ve yapılandırılmış bir çalışma arıyorsanız, öncelikle bilişsel davranışçı yaklaşımlar değerlendirilebilir. Doğru tercih, sorununuzun niteliğine, hedeflerinize, zamanınıza ve sizin nasıl çalışmak istediğinize bağlıdır.

Kendi Örüntülerinizi Fark Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Terapiye başlamadan da psikodinamik bakışın bazı unsurlarını kendi hayatınıza uygulayabilirsiniz:

  • Tekrarı not edin: Son birkaç yılda sizi en çok yaralayan üç ilişki ya da olayı düşünün. Ortak bir tema var mı? Hep görmezden gelinmek, hep fazla sorumluluk almak gibi.
  • Abartılı tepkilerinizi merak edin: Bir olaya beklenenden çok daha güçlü tepki verdiğinizde kendinize sorun: "Bu duygu bana ilk kez ne zaman tanıdık gelmişti?"
  • Rüyalarınızı ve hayallerinizi yazın: Onları yorumlamak zorunda değilsiniz; hangi duyguları taşıdıklarına bakmanız yeterli.
  • Kaçındığınız konulara dikkat edin: Arkadaşlarınızla konuşurken hangi konuları hep geçiştiriyorsunuz? Kaçınılan konu çoğu zaman önemli bir duyguya işaret eder.
  • Bedeninizin tepkilerini izleyin: Belli bir kişinin adını duyduğunuzda midenizin kasılması ya da bir aile toplantısından önce başınızın ağrıması, henüz sözcüklere dökülmemiş bir duygunun ilk işareti olabilir. Bu tepkileri yargılamadan not etmek, onları anlamanın ilk adımıdır.

Bu çalışmalar kendini tanıma yolunda değerlidir; ancak tek başına yapıldığında aynı savunmalar araya girebilir. Bir başkasının, özellikle de eğitimli bir terapistin bakışı, kendi kör noktalarımızı görmemizi kolaylaştırır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeyi düşünebilirsiniz:

  • Duygusal sıkıntınız haftalardır sürüyor ve iş, okul ya da ev hayatınızı etkiliyorsa
  • Aynı ilişki sorunları tekrar ediyor ve kendi çabalarınızla değişmiyorsa
  • Geçmişte yaşadığınız zor deneyimler bugün hâlâ yoğun duygular uyandırıyorsa
  • Kendinizi sürekli boşlukta, yetersiz ya da yalnız hissediyorsanız
  • Uyku, iştah ya da enerji düzeninizde belirgin değişiklikler varsa

Türkiye'de psikodinamik çalışan terapistlere özel muayenehanelerde, bazı üniversite hastanelerinin psikoterapi birimlerinde ve psikoterapi eğitim derneklerinin yönlendirmeleriyle ulaşılabilir. Bir terapistle görüşürken hangi kurumdan, kaç yıl süren bir psikoterapi eğitimi aldığını ve düzenli süpervizyon alıp almadığını sormanız son derece olağandır; bu sorular, "psikolog" unvanının yanında asıl uzmanlık alanını anlamanıza yardımcı olur.

Hangi terapi yaklaşımının size uygun olacağına karar vermek için ilk görüşmede uzmana nasıl çalıştığını, hangi ekolden beslendiğini ve sizin sorununuz için neden bu yolu önerdiğini sormaktan çekinmeyin.

Terapide Geçmişin İzleri Nasıl Ele Alınır?

Psikodinamik terapi, bu alanda özel eğitim almış terapistlerce uygulanır. Klinik Psikolog Eda Erkan Alapala ise Kognitif ve Davranışçı Terapiler Derneği'nde EABCT standartlarında dört yıllık Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimi almış bir klinik psikologdur; çalışmalarında bilişsel davranışçı çerçeveyi temel alır. Bununla birlikte geçmiş deneyimlerin bugüne etkisi, onun çalışmasında da önemli bir yer tutar: Yüksek lisans tezinde erken dönem uyumsuz şemaların psikolojik dayanıklılık ve stresle baş etme üzerindeki rolünü incelemiştir. Şema odaklı bakış, çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçların bugünkü ilişki ve duygu örüntülerine nasıl yansıdığını anlamaya çalışır; bu yönüyle psikodinamik yaklaşımlarla ortak bir merak taşır.

Bireysel terapi sürecinde hangi yaklaşımın kullanılacağı, ilk görüşmelerdeki değerlendirmeden sonra danışanla birlikte belirlenir. Uzun süreli psikodinamik bir çalışma arıyorsanız, bu alanda eğitim almış bir terapiste yönlendirme konusunda da yardımcı olunabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu terapide hep çocukluk mu konuşulur?

Hayır. Çocukluk deneyimleri önemlidir ama seansların büyük kısmı çoğu zaman bugünkü ilişkiler, iş hayatı ve gündelik duygular üzerine olur. Geçmiş, bugünü anlamaya yardım ettiği ölçüde konuşulur.

Psikodinamik terapi ne kadar sürer?

Kısa süreli psikodinamik terapiler birkaç aylık bir çalışmayı kapsayabilirken, uzun süreli çalışmalar bir yılı aşabilir. Süre, sorunun niteliğine, hedeflere ve kişinin olanaklarına göre terapistle birlikte değerlendirilir.

Terapist seansta neden az konuşuyor?

Psikodinamik terapistler, danışanın kendi düşünce akışına alan açmak için daha az yönlendirici olabilir. Bu sessizlik ilgisizlik anlamına gelmez. Sessizlik sizde rahatsızlık yaratıyorsa bunu seansta dile getirmeniz, çalışmanın değerli bir parçası olabilir.

Psikodinamik terapi online yapılabilir mi?

Evet, pek çok terapist bu çalışmayı görüntülü görüşmeyle de sürdürür. Önemli olan, kesintisiz ve mahremiyetin korunduğu bir ortam sağlanması ve seansların düzenli biçimde sürmesidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler