Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Salgın Kaygısı: Yeni Hastalık Haberleri ve Pandemi Anılarının Dönüşü

Salgın Kaygısı: Yeni Hastalık Haberleri ve Pandemi Anılarının Dönüşü

Salgın kaygısı, yeni bir hastalık haberiyle pandemi yıllarının anılarını yeniden canlandırabilir. Belirtileri, nedenleri ve baş etme yollarını ele alıyoruz.

Telefonunuza bir bildirim düşüyor: "Uzak bir ülkede yeni bir virüs görüldü." Başlığı okur okumaz midenizde tanıdık bir düğüm beliriyor. Bir anda aklınıza boş market rafları, kapıda bekletilen kargo paketleri, ellerinizi kızartana kadar sürdüğünüz kolonya, aylarca göremediğiniz anne babanız geliyor. Haberin ayrıntısını bilmiyorsunuz, belki de ciddi bir şey bile değil; ama bedeniniz çoktan 2020 baharına dönmüş durumda. Salgın kaygısı, yalnızca yeni bir hastalıktan korkmak değil, aynı zamanda yaşanmış bir dönemin bedende ve zihinde bıraktığı izlerin yeniden uyanmasıdır. Bu yazıda bu kaygının nasıl ortaya çıktığını, neden bazı kişilerde daha güçlü hissedildiğini ve onunla nasıl daha dengeli bir ilişki kurulabileceğini konuşacağız.

Salgın Kaygısı Nedir?

Salgın kaygısı, bulaşıcı bir hastalığın yayılabileceği ya da yayılmakta olduğu düşüncesine verilen yoğun endişe tepkisidir. Belirli bir ölçüde endişe, sağlıklı ve işlevseldir: Bizi ellerimizi yıkamaya, hasta olduğumuzda kalabalıktan uzak durmaya, resmî sağlık önerilerini izlemeye yöneltir.

Kaygı ise bu işlevin ötesine geçtiğinde sorun yaratır. Kişi haberi okuduktan sonra saatlerce o konuyu düşünür, her yeni gelişmeyi takip etmek zorunda hisseder, bedenindeki her küçük değişikliği hastalık belirtisi olarak yorumlar. Henüz ortada somut bir tehlike yokken bile zihin, aylar sürecek kapanmaları, kayıpları ve yalnızlığı önceden yaşamaya başlar.

Salgın kaygısı bir tanı adı değildir. Kimi zaman genel bir kaygı eğiliminin, kimi zaman sağlık kaygısı olarak bilinen hastalık endişesinin, kimi zaman da geçmişte yaşanmış sarsıcı deneyimlerin bir yansıması olabilir.

Pandemi Anıları Neden Bu Kadar Kolay Geri Gelir?

Pandemi yılları, toplumun neredeyse tamamının aynı anda yaşadığı, uzun süren ve belirsizlikle dolu bir dönemdi. Böyle dönemler hafızada sıradan anılar gibi değil, duygusal olarak yüklü izler olarak saklanır.

Beden hatırlar

İnsan beyni, tehlikeyle ilişkilendirdiği durumları hızla tanımak üzere çalışır. "Yeni virüs", "vaka sayısı", "karantina" gibi kelimeler, yıllar önce bu kelimelerin eşlik ettiği korku ve çaresizlik duygularını otomatik olarak çağırabilir. Bu yüzden kişi, mantıklı olarak "Henüz bir şey yok" dese bile bedeninde çarpıntı, huzursuzluk ya da mide bulantısı hissedebilir.

Kayıplar tamamlanmamış olabilir

O dönemde pek çok kişi yakınını kaybetti. Hastanede vedalaşamamak, cenazeye katılamamak, taziyeleri telefonla kabul etmek, yasın doğal ritüellerini yarım bıraktı. Yeni bir salgın haberi, tam olarak yaşanamamış bu yası da yüzeye çıkarabilir.

Yalnızlık ve kısıtlanma hissi

Evden çıkamamak, çocukların ekran başında ders izlemesi, yaşlı anne babayı yalnızca balkondan görebilmek, işini kaybetme korkusu... Bu deneyimler, "Yine olursa dayanamam" düşüncesini besler. Kaygı, yalnızca hastalığın kendisine değil, onun getirebileceği hayat değişikliklerine yönelir.

O yıllarda yaşananlar çoğu zaman tam anlamıyla konuşulmadan geride bırakıldı. Kısıtlamalar kalktığında herkes hızla eski hayatına dönmeye çalıştı; işe, okula, düğünlere, bayram ziyaretlerine. Bu hızlı dönüş, yaşananları sindirmek için pek zaman bırakmadı. Üzerinde durulmamış deneyimler ise uygun bir tetikleyici bulduğunda, ilk günkü canlılığıyla geri gelebilir.

Salgın Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

Salgın kaygısı her insanda aynı biçimde görünmez. Yine de sık rastlanan bazı işaretler vardır:

  • Haber takibi döngüsü: Vaka sayılarını, uzman açıklamalarını ve sosyal medya yorumlarını gün içinde defalarca kontrol etmek.
  • Beden taraması: Hafif bir boğaz kaşıntısını, yorgunluğu ya da hapşırığı hemen "Bulaştı mı?" sorusuyla değerlendirmek; sık sık ateş ölçmek.
  • Aşırı önlem: Resmî önerilerin çok ötesine geçen temizlik ve dezenfeksiyon alışkanlıkları geliştirmek.
  • Kaçınma: Toplu taşımaya binmekten, hastaneye gitmekten, kalabalık bir düğüne ya da cenazeye katılmaktan uzak durmak.
  • Erzak ve ilaç biriktirme dürtüsü: "Ya yine kapanırsak?" düşüncesiyle ihtiyaç fazlası alışveriş yapmak.
  • Uyku ve odak sorunları: Gece yatağa girdiğinde senaryoların zihinde dönmesi, gün içinde işe ya da derse yoğunlaşamamak.
  • Öfke ve gerginlik: Önlem almadığını düşündüğü kişilere karşı sinirlilik ya da evde önlemler konusunda sık tartışmalar.

Bu belirtilerin hepsinin birlikte görülmesi gerekmez. Bazı insanlar daha çok bedensel tepkiler yaşarken, bazıları zihinsel olarak sürekli meşgul olabilir.

Salgın Kaygısı Kimlerde Daha Yoğun Hissedilir?

Aynı haberi okuyan herkes aynı yoğunlukta etkilenmez. Bazı yaşam koşulları ve deneyimler kaygının daha güçlü hissedilmesine zemin hazırlayabilir.

Pandemide yakınını kaybedenler: Bir yakınını o dönemde kaybeden kişiler için yeni bir salgın haberi, kaybın kendisini ve o dönemin çaresizliğini yeniden canlandırabilir.

Sağlık çalışanları: Pandemide uzun ve yorucu nöbetler tutan, ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan hemşire, doktor ve diğer sağlık çalışanları, yeni bir dalganın ne anlama geleceğini yakından bilir. Bu bilgi, kaygıyı daha somut hâle getirebilir.

Kronik hastalığı olanlar ve yakınları: Bağışıklığı zayıf olan, ileri yaştaki ya da kronik bir hastalıkla yaşayan kişiler ve onlara bakım verenler, riski daha kişisel olarak yaşar.

Ekonomik olarak zorlananlar: Kapanma dönemlerinde işini kaybeden, dükkânını kapatmak zorunda kalan ya da borçlanan kişiler için salgın, yalnızca bir sağlık meselesi değil, geçim meselesidir. Hayat pahalılığının zaten ağır hissedildiği bir dönemde bu kaygı daha da büyüyebilir.

Belirsizliğe tahammül etmekte zorlananlar: "Ne olacağını bilmiyorum" duygusuyla kalmak bazı insanlar için son derece rahatsız edicidir. Bu kişiler bilgi toplayarak, kontrol ederek ya da en kötüsünü önceden düşünerek bu belirsizliği gidermeye çalışır. Bu konuyu belirsizlik kaygısı yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Salgın Kaygısı Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?

Kaygı yalnızca zihnin içinde kalmaz; ilişkilere, işe ve bedenin işleyişine yansır.

Diyelim ki otuzlu yaşlarındaki bir öğretmen, pandemide babasını kaybetmiş. Yeni bir virüs haberini okuduğu günden beri her sabah okula giderken minibüste maske takıp takmamak konusunda kararsız kalıyor, öğrencilerden biri öksürdüğünde dersin geri kalanını o öğrenciye odaklanarak geçiriyor. Akşamları annesini arayıp "Dışarı çıkma" diye uyarıyor, annesi kızınca da suçluluk duyuyor. Haber henüz yerel bir tehlikeye işaret etmiyor; ama onun günleri çoktan değişmiş durumda.

Bu tür bir kaygı zamanla şu sonuçlara yol açabilir:

  • Sosyal ilişkilerde çekilme ve yalnızlaşma
  • İşte ya da okulda verimin düşmesi
  • Aile içinde önlemler konusunda gerginlik
  • Gerçek bir sağlık sorunu olduğunda bile hastaneye gitmekten kaçınma
  • Sürekli tetikte olmanın getirdiği bitkinlik

Geçmişte yaşadığınız zor bir dönemin hatırası, bugün aynı şeyin yeniden yaşanacağının kanıtı değildir.

Salgın Kaygısıyla Baş Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Salgın kaygısını tamamen yok etmek gerçekçi bir hedef olmayabilir; ama onun yoğunluğunu ve hayatınız üzerindeki etkisini azaltmak mümkündür.

Bilgi kaynaklarınızı sadeleştirin

Sosyal medyadaki yorumlar, doğrulanmamış iddialar ve sansasyonel başlıklar kaygıyı en hızlı büyüten kaynaklardır. Sağlık Bakanlığı ve uluslararası sağlık kuruluşları gibi resmî kaynakları belirleyin ve gelişmeleri yalnızca oradan takip edin. Günde bir kez bakmak çoğu zaman yeterlidir.

Kontrol edebildiklerinizi ayırın

Bir kâğıda iki sütun açın: "Benim elimde olanlar" ve "Benim elimde olmayanlar." El hijyeni, uyku, beslenme, aşı takvimi gibi konular ilk sütuna; virüsün yayılma hızı, diğer ülkelerdeki gelişmeler ikinci sütuna yazılabilir. Enerjinizi ilk sütuna yönlendirmek, çaresizlik hissini azaltır.

Geçmişle bugünü ayırt edin

Kaygı yükseldiğinde kendinize şunu sorabilirsiniz: "Şu anda gerçekten olan ne? Hangisi geçmişin hatırası?" Bugün 2020 değil; tıbbi bilgi, sağlık sistemi deneyimi ve toplumun hazırlığı o günden farklı. Bu ayrımı yapmak, bedenin alarm durumunu yatıştırmaya yardım eder.

Bedensel tepkileri yorumlamakta acele etmeyin

Kaygı kendisi de çarpıntı, nefes darlığı hissi, mide rahatsızlığı ve yorgunluk yapabilir. Her belirtiyi hemen hastalık olarak yorumlamak yerine, bir süre beklemek ve gerekiyorsa aile hekiminize danışmak daha sağlıklıdır. Defalarca ateş ölçmek ya da internette belirtileri aramak, kısa bir rahatlama sağlasa da kaygıyı uzun vadede besler.

Rutininizi koruyun

Düzenli uyku, öğün saatleri, hareket ve sosyal temas, kaygıya karşı doğal bir tampon işlevi görür. Pandemi dönemindeki kopukluğu hatırlatan bir yaşam biçimine erkenden geçmemeye, alışkanlıklarınızı mümkün olduğunca sürdürmeye çalışın.

Endişeye bir saat ayırın

Gün boyunca dağınık biçimde gelen endişeleri bastırmaya çalışmak çoğu zaman işe yaramaz; bastırılan düşünce daha sık geri döner. Bunun yerine günde on beş yirmi dakikalık bir "endişe saati" belirleyebilirsiniz. Gün içinde salgınla ilgili bir düşünce geldiğinde onu kısaca not alın ve kendinize "Bunu akşam altıda düşüneceğim" deyin. Belirlediğiniz saatte notlara bakın, her biri için elinizden gelen bir şey olup olmadığını değerlendirin. Pek çok kişi bir süre sonra bu notların önemli bir kısmının, belirlenen saate gelindiğinde gücünü yitirdiğini fark eder.

İnsanlarla bağınızı koruyun

Pandemi döneminin en ağır yanlarından biri yalnızlıktı. Yeni bir salgın haberiyle birlikte, henüz hiçbir kısıtlama yokken bile içe kapanmaya başlamak, o dönemin yalnızlığını erkenden geri çağırır. Arkadaşlarınızla buluşmayı, komşunuzla bir çay içmeyi, akrabalarınızı aramayı sürdürün. Kaygınızı güvendiğiniz biriyle paylaşmak, onun gerçekçi ölçüsünü görmenize de yardım eder; çoğu zaman aynı şeyi hisseden tek kişi olmadığınızı fark edersiniz. Yalnız yaşayan yaşlı yakınlarınızı düzenli aramak, hem onların hem de sizin içinizi rahatlatabilir.

Yasınızı fark edin

Pandemide yakınınızı kaybettiyseniz ve bu haber o kaybı yeniden canlandırıyorsa, bunu bir zayıflık olarak görmeyin. Kaybınızı hatırlamak için küçük bir ritüel yapmak, onu bir yakınınızla konuşmak ya da bir mektup yazmak, yarım kalmış yasın bir parçasını tamamlamaya yardım edebilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Gündemdeki bir sağlık haberinden etkilenmek doğaldır. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünebilirsiniz:

  • Kaygı haftalardır sürüyor ve günün büyük bölümünü kaplıyorsa
  • Evden çıkmakta, işe gitmekte ya da sosyal ilişkileri sürdürmekte zorlanıyorsanız
  • Temizlik ve kontrol davranışları saatler alıyor, bırakmaya çalıştığınızda yoğun sıkıntı yaşıyorsanız
  • Pandemiyle ilgili görüntüler, kâbuslar ya da ani anılar sık sık zihninize geliyorsa
  • Pandemide yaşadığınız bir kaybın yası hâlâ çok ağır hissediliyorsa
  • Uykusuzluk, isteksizlik ve umutsuzluk günlerinizi belirlemeye başladıysa

Terapide Salgın Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Terapide ilk olarak kaygının kişiye özgü yapısı anlaşılmaya çalışılır: Neyi tetikliyor, hangi düşünceleri beraberinde getiriyor, kişi bu düşüncelerle baş etmek için neler yapıyor? Bazen asıl yükün hastalık korkusu değil, yaşanmış kayıplar ya da kapanma döneminin yalnızlığı olduğu ortaya çıkar.

Bilişsel davranışçı terapide felaketleştirme, olasılığı abartma ve belirsizliğe tahammülsüzlük gibi düşünce biçimleri incelenir. Aşırı kontrol, sürekli haber takibi ya da kaçınma gibi davranışlar, kişinin hazır olduğu hızda adım adım azaltılır. Kişi, kaygı yükselse bile bekleyebildiğini ve kaygının zamanla kendiliğinden düştüğünü deneyimler.

Pandemi döneminde sarsıcı deneyimler yaşamış kişilerde, bu deneyimlerin işlenmesine ayrıca zaman ayrılabilir. Tamamlanmamış yas, suçluluk ya da öfke gibi duygular güvenli bir ortamda konuşulur. Kaygı ve panik alanındaki çalışmalar, bu tür kaygıların günlük hayatı kısıtlamasını azaltmayı amaçlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Yeni bir salgın haberinden sonra pandemi günlerini hatırlamak normal mi?

Evet. Toplumun tamamını etkileyen uzun ve belirsiz bir dönemin hatıraları, benzer haberlerle kolayca canlanabilir. Bu tepki çoğu zaman zamanla hafifler. Eğer anılar çok sık geliyor ve günlük hayatınızı zorlaştırıyorsa, bunu bir uzmanla konuşmak yararlı olabilir.

Önlem almakla aşırı kaygı arasındaki fark nedir?

Önlemler genellikle resmî sağlık önerileriyle uyumludur ve hayatın geri kalanını sürdürmenize izin verir. Aşırı kaygıda ise önlemler önerilerin çok ötesine geçer, saatler alır ve yapılmadığında yoğun huzursuzluk yaratır. Ölçüt, davranışın sizi koruyup korumadığı kadar hayatınızı ne ölçüde daralttığıdır.

Ailemdeki yaşlıları korumak için onları evden çıkarmamalı mıyım?

Yaşlı yakınlarınızın sağlığı için resmî önerileri izlemek önemlidir. Ancak resmî bir kısıtlama olmadığı hâlde onları uzun süre evde tutmak, yalnızlık, hareketsizlik ve isteksizlik gibi başka riskler doğurabilir. Kararları onların da görüşünü alarak ve gerekirse hekimlerine danışarak birlikte vermek daha sağlıklıdır.

Çocuklarıma salgın haberlerini nasıl anlatmalıyım?

Yaşlarına uygun, kısa ve sakin bir dille, ne bildiğinizi ve ne yaptığınızı anlatmanız yeterlidir. Sorularını dinlemek, bilmediğiniz bir şeyi "Henüz bilmiyoruz ama takip ediyoruz" diyerek dürüstçe ifade etmek güven verir. Kendi kaygınızı onların yanında yüksek sesle dile getirmemeye özen gösterin.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler