Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Tanıdık Psikoloğa Gitmek: Akraba ya da Arkadaş Terapist Olur mu?

Tanıdık Psikoloğa Gitmek: Akraba ya da Arkadaş Terapist Olur mu?

Tanıdık psikoloğa gitmek doğru mu? Akraba ya da arkadaş bir psikologla terapinin neden sorun yaratabileceğini, ikili ilişki etiğini ve alternatifleri okuyun.

Bayram sofrasında teyzenizin kızı, yeni açtığı danışmanlık ofisinden söz ediyor. Siz de aylardır uykusuz geceler geçiriyor, işte bir şeylerin ters gittiğini hissediyorsunuz. Kahveler içilirken kulağınıza eğilip "Bir gün bana gel, konuşuruz, senden para mı alacağım" diyor. Teklif içten, sıcak ve cazip. Üstelik tanımadığınız birine derdinizi anlatmak gözünüzde büyüyor. Peki tanıdık psikoloğa gitmek gerçekten iyi bir fikir mi? Bir akraba, yakın arkadaş, komşu ya da iş arkadaşının eşi olan bir psikologla terapi yürütülebilir mi? Bu yazıda bu sorunun neden düşündüğünüzden daha karmaşık olduğunu, meslek etiğinin bu konuda ne söylediğini ve tanıdık bir psikologdan nasıl daha sağlıklı bir biçimde yararlanabileceğinizi ele alıyorum.

Tanıdık Psikoloğa Gitmek Neden Cazip Gelir?

Tanıdık bir psikologla çalışma fikrinin bu kadar çekici gelmesinin anlaşılır nedenleri vardır.

  • Güven duygusu: "Beni zaten tanıyor, baştan anlatmama gerek yok" düşüncesi rahatlatıcıdır. Yabancı birine açılmak, özellikle ilk kez terapiye gidecek biri için korkutucu olabilir.
  • Maddi kolaylık: Hayat pahalılığının hissedildiği dönemlerde tanıdığın ücretsiz ya da indirimli görüşme teklifi geri çevrilmesi zor bir seçenektir.
  • Ulaşılabilirlik: Randevu beklemeden, mesajla ya da telefonla kolayca ulaşılabilecek biri olması pratik görünür.
  • Ailenin yönlendirmesi: "Bizim kızımız psikolog, dışarıdan birine niye gidesin" cümlesi, özellikle geniş ailelerde sık duyulur. Tanıdık dururken başkasına gitmek, aileye karşı bir güvensizlik gibi algılanabilir.
  • Damgalanma kaygısı: Tanımadığınız bir ofise girmek yerine "kuzenle sohbet" kılıfı, terapiye gittiğinizin duyulması endişesini azaltır gibi görünür.

Bir de "Zaten her şeyimi biliyor" rahatlığı vardır. Oysa terapistin sizi önceden tanıması, çoğu zaman bir avantaj değil, bir önyargı kaynağıdır: Sizi on beş yaşınızdaki hâlinizle ya da ailenin anlattığı hikâyeyle tanıyor olabilir.

Bu gerekçelerin hepsi insani ve anlaşılırdır. Ancak terapinin nasıl işlediğine bakıldığında, bu kolaylıkların çoğunun terapinin kendisinden bir şeyler eksilttiği görülür.

İkili İlişki Nedir ve Terapiyi Neden Zorlaştırır?

Psikoloji meslek etiğinde "ikili" ya da "çoklu ilişki", terapistin danışanıyla terapötik ilişkinin yanında başka bir ilişki de (akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı, komşuluk gibi) sürdürmesi anlamına gelir. Meslek etiği ilkeleri genel olarak, danışana zarar verme ya da terapinin nesnelliğini bozma riski taşıyan ikili ilişkilerden kaçınılmasını öngörür. Bunun birkaç somut nedeni vardır.

Söyleyemeyecekleriniz çoğalır

Terapi, kişinin aklından geçeni sansürlemeden söyleyebildiği bir alan olmalıdır. Oysa karşınızda teyzenizin kızı oturuyorsa, annenize duyduğunuz öfkeyi, eşinizin ailesiyle yaşadığınız gerginliği ya da kendinizle ilgili utandığınız bir şeyi anlatırken iki kez düşünürsünüz. Çünkü bu kişi o insanları da tanıyor, onlarla da aynı sofraya oturuyor. Farkında olmadan anlattıklarınızı süzer, asıl meseleye hiç gelmezsiniz.

Nesnellik zedelenir

Tanıdık bir psikolog, sizinle ilgili zaten belli fikirlere, belki de sizin anlattıklarınızla çelişen bilgilere sahiptir. "Ama o aslında öyle biri değil ki" diye düşünebileceği kişiler hakkında konuştuğunuzda, sizi tarafsız biçimde dinlemesi zorlaşır. Kendi aile içindeki konumu, sizin anlattıklarınızı nasıl yorumladığını etkileyebilir.

Gizlilik kırılganlaşır

Profesyonel bir terapist gizliliğe sıkı sıkıya bağlıdır; tanıdık bir psikolog da kuşkusuz bu ilkeye uyar. Ama aile toplantısında "Geçen konuştuğumuz şey nasıl gidiyor?" diye ağzından kaçabilecek bir cümle, sizin kafanızda sürekli bir tedirginlik yaratır. Gizlilik yalnızca terapistin bir şey söyleyip söylememesiyle değil, danışanın kendini güvende hissetmesiyle de ilgilidir.

Asıl ilişkiniz zarar görebilir

Terapi zor anlar içerir. Terapistin sizi zorlayan bir soru sorması, bir örüntüyü fark ettirmesi ya da sizin ona kızmanız sürecin doğal parçalarıdır. Bu anlar tanımadığınız bir terapistle yaşandığında terapi odasında kalır. Ama kuzeninizle ya da en yakın arkadaşınızla yaşandığında, ilişkinizin kendisine taşınır. Pek çok kişi, böyle bir deneyimin ardından o akrabayla ya da arkadaşla eskisi gibi rahat olamadığını fark eder.

Terapistin de rolü bulanıklaşır

Sorun yalnızca danışan açısından değildir. Tanıdık bir psikolog, sizi dinlerken hem terapist hem de kuzen, arkadaş ya da komşu olarak tepki verir. Anlattığınız bir aile kavgasında kendi annesinin de adı geçiyorsa, sakin ve tarafsız kalması gerçekten zordur. Sizin acınız onu kişisel olarak da üzer; bu da bazen gereğinden fazla teselli etmesine, bazen de zor konulara yaklaşmaktan kaçınmasına yol açabilir. Terapide gerekli olan, sıcak ama belli bir mesafeyi koruyabilen bir duruştur. Yakın bir ilişkide bu mesafeyi korumak, en deneyimli uzman için bile kolay değildir.

Sonlandırmak zorlaşır

Terapi yaramadığında ya da başka bir yaklaşım denemek istediğinizde, yabancı bir terapistle çalışmayı bırakmak görece kolaydır. Ama tanıdıkla çalışırken "Ayıp olur", "Kırılır", "Aile içinde konuşulur" gibi kaygılar, sizi verimsiz bir süreçte tutabilir.

Hangi Yakınlık Derecesi Sorun Olur?

Her tanışıklık aynı ölçüde sorun yaratmaz. Genel bir çerçeve çizmek gerekirse:

Uygun olmayan durumlar: Birinci ve ikinci derece akrabalar, yakın arkadaşlar, aynı evde ya da aynı apartmanda yaşayan komşular, birlikte çalışılan iş arkadaşları, eski partnerler ve bunların yakın aile üyeleri. Bu ilişkilerde terapinin sağlıklı yürütülmesi çok zordur ve meslek etiği bu tür ilişkilerden kaçınılmasını önerir.

Duruma göre değerlendirilebilecek durumlar: Uzaktan tanıdıklar, bir arkadaşın arkadaşı, aynı şehirde yaşayan ama yakın teması olmayan kişiler. Özellikle küçük şehirlerde bir dereceye kadar ortak tanıdıklığın olması kaçınılmazdır. Bu durumda karar, ilişkinin yakınlığına, ortak çevrenin genişliğine ve danışanın kendini ne kadar özgür hissedeceğine göre verilir.

Küçük şehirlerde tanıdık psikoloğa gitmek ile tanıdık olmayan bir psikolog bulmak arasındaki çizgi bazen incedir; çünkü şehirdeki uzman sayısı sınırlıdır ve herkesin bir ortak tanıdığı çıkabilir. Bu durumda "Hiç kimseyle bağlantısı olmayan birini bulmalıyım" mükemmeliyetçiliği yerine, ortak bağlantıyı açıkça konuşmak ve gerekirse online seçenekleri değerlendirmek daha gerçekçidir.

Burada kararı yalnızca danışanın vermesi beklenmez. Etik sorumluluk öncelikle terapiste aittir: Profesyonel bir psikolog, yakın bir tanıdığından gelen terapi talebini genellikle nazikçe geri çevirir ve başka bir meslektaşına yönlendirir. Tanıdığınız psikolog bunu yaptığında, sizi reddettiğini değil, sizi ve ilişkinizi koruduğunu bilmeniz önemlidir.

Bir psikoloğun sevdiği birine verebileceği en değerli yardım, çoğu zaman onu güvenebileceği başka bir meslektaşına emanet etmektir.

Tanıdık Psikoloğa Gitmek Yerine Ne Yapılabilir?

Tanıdık bir psikologun varlığı, kullanılmaması gereken bir kaynak değildir. Sadece doğru biçimde kullanılması gerekir.

  1. Yönlendirme isteyin. Tanıdığınız psikolog, alandaki meslektaşlarını sizden çok daha iyi tanır. "Benim yaşadığım şey için kime gitmemi önerirsin?" diye sormak, onun bilgisinden yararlanmanın en sağlıklı yoludur. Sizin sorununuzla ilgili deneyimi olan, güvenilir birine yönlendirebilir.
  2. Genel bilgi alın, terapi değil. "Terapi nasıl bir süreç?", "Psikologla psikiyatrist arasındaki fark ne?", "Ne tür bir yaklaşım bana uygun olabilir?" gibi sorular, tanıdık bir psikologla rahatlıkla konuşulabilir. Kişisel sorunlarınızın ayrıntılarına girmeden, sürece dair bilgi almak terapi ilişkisi kurmaz.
  3. Farklı bir şehirdeki ya da online çalışan bir uzmanı düşünün. Ortak çevre kaygısı yüksekse, sizin çevrenizle bağlantısı olmayan bir uzmanla online çalışmak gizlilik hissini artırabilir.
  4. Psikolog seçme ölçütlerinizi belirleyin. Uzmanlık alanı, eğitim, yaklaşım ve iletişim tarzı gibi ölçütler, tanıdık olmaktan çok daha belirleyicidir. Bu ölçütler için psikolog nasıl seçilir yazısı yol gösterici olabilir.

Diyelim ki üniversiteden yakın arkadaşınız psikolog ve siz boşanma sürecindesiniz. Ona terapist olarak gitmek yerine, "Boşanma sürecinde destek alabileceğim, güvendiğin biri var mı?" diye sormak, hem arkadaşlığınızı korur hem de onun bilgisinden yararlanmanızı sağlar. Arkadaşınız da sizin için sevgisini ve desteğini, terapist rolüne bürünmeden bir arkadaş olarak sunmaya devam edebilir.

Tanıdık Bir Psikolog Size Destek Teklif Ettiğinde

Bazen teklif tanıdıktan gelir ve geri çevirmek zor olabilir. Özellikle büyükler tarafından yönlendirildiğinizde, "Hayır" demek kabalık gibi hissettirebilir. Böyle durumlarda kullanabileceğiniz birkaç cümle:

  • "Çok teşekkür ederim, bu teklifin benim için değerli. Ama seninle aramızdaki ilişkiyi korumak istiyorum; bana güvendiğin birini önerir misin?"
  • "Senin yanında rahat konuşabileceğimden emin değilim, çünkü ortak çok insanımız var. Başka birine gitmem daha iyi olacak gibi."
  • "Bu konuda fikrini almak isterim ama terapi için başka birine gitmeyi düşünüyorum."

Bu cümleler, karşınızdaki kişiyi kırmadan sınırınızı ifade etmenize yardımcı olur. Bir psikolog olarak tanıdığınız kişi de büyük olasılıkla bu kararı anlayışla karşılayacaktır; çünkü meslek etiğini o da bilir.

Bir başka sık karşılaşılan durum da "gayriresmî danışmanlık"tır: Tanıdık psikolog, düğünde, telefonda ya da mesajla sizin sorunlarınızla ilgili sürekli fikir verir. Bu tür sohbetler kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir, ama düzenli ve yapılandırılmış bir terapinin yerini tutmaz; çünkü ne bir değerlendirme, ne ortak hedefler, ne de süreklilik vardır. Üstelik aradaki ilişkiyi de zamanla karmaşıklaştırabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Tanıdık bir psikologla çalışmanın uygun olmadığı bilgisi, yardım almayı ertelemenize yol açmamalıdır. "Bildiğim tek psikolog akrabam, ona da gidemem" düşüncesiyle aylarca beklemek, sorunun büyümesine neden olabilir.

Şu durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmayı düşünün:

  • Uyku, iştah ve enerji gibi temel alanlarda birkaç haftadır süren bozulmalar varsa,
  • İş, okul ya da ev sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyorsanız,
  • Kaygı, üzüntü ya da öfke hayatınızın önemli bir bölümünü kaplamaya başladıysa,
  • İlişkilerinizde tekrar eden ve çözülemeyen sorunlar yaşıyorsanız.

Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa, terapisti kimin olacağı sorusunu beklemeden acil durumlarda 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

İlk adımı atmak için tanımadığınız bir uzmanla kısa bir ön görüşme yapmak bile kaygınızı azaltabilir. Bireysel terapi sürecinde ilk görüşmelerde gizlilik ilkeleri, ortak tanıdıklar ve sizin endişeleriniz açıkça konuşulabilir.

Terapide Ortak Tanıdıklar Nasıl Ele Alınır?

Terapistle danışan arasında beklenmedik ortak tanıdıklıklar, özellikle küçük şehirlerde sürecin ortasında ortaya çıkabilir. Danışanın anlattığı bir arkadaş, terapistin tanıdığı biri olabilir; ya da danışan, terapistin bir akrabasıyla aynı iş yerinde çalıştığını fark edebilir.

Böyle durumlarda profesyonel tutum genellikle şöyledir: Terapist bu durumu fark ettiğinde danışanla açıkça konuşur, ilişkinin yakınlığını ve terapiye olası etkisini birlikte değerlendirir. Ortak tanıdıklık uzak ve terapiye etkisi sınırlıysa, gizlilik ilkeleri hatırlatılarak süreç sürdürülebilir. Daha yakın bir ilişki söz konusuysa ve danışanın kendini özgürce ifade etmesini engelleyecekse, başka bir meslektaşa yönlendirme gündeme gelebilir. Bu kararlar, terapide etik kurallar çerçevesinde ve danışanın yararı gözetilerek alınır.

Danışanın bu konudaki duygularını dile getirmesi de önemlidir. "Arkadaşımı tanıdığınızı öğrendikten sonra onun hakkında konuşurken zorlanıyorum" demek, sürecin sağlığı için değerli bir geri bildirimdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arkadaşımın gittiği psikoloğa ben de gidebilir miyim?

Bu çoğu zaman mümkündür, ancak terapistin durumu değerlendirmesi gerekir. Arkadaşınızla aynı terapiste gitmeniz, özellikle birbiriniz hakkında konuşmanız gerekebilecekse, sizin ya da arkadaşınızın kendini özgür hissetmesini zorlaştırabilir. Başvururken bu bağlantıyı baştan belirtmeniz, terapistin uygun bir karar vermesini sağlar.

Psikolog akrabam beni başka birine yönlendirdi; kırılmalı mıyım?

Hayır. Bu, mesleki sorumluluğun ve size duyduğu özenin bir göstergesidir. Akrabanız sizinle terapist olarak çalışırsa hem terapinin hem de aranızdaki ilişkinin zarar görebileceğini bildiği için bu kararı vermiştir. Onun önerdiği uzman, çoğu zaman güvendiği ve sizin ihtiyacınıza uygun bulduğu biridir.

Terapi bittikten sonra terapistimle arkadaş olabilir miyim?

Meslek etiği, terapi sona erdikten sonra da danışanla arkadaşlık ya da başka türden yakın ilişkiler kurulmasına genellikle mesafeli yaklaşır. Bunun bir nedeni, ileride yeniden terapiye ihtiyaç duyabileceğiniz ihtimalidir; diğeri ise terapide oluşan güç dengesizliğinin kolayca ortadan kalkmamasıdır. Bu nedenle çoğu terapist bu tür teklifleri nazikçe geri çevirir.

Tanıdık psikolog beni yönlendirirken bilgilerimi meslektaşıyla paylaşır mı?

Sizin izniniz olmadan paylaşmaz. Yönlendirme genellikle yalnızca uzmanın adı ve iletişim bilgisiyle yapılır; anlatmak istediklerinizi yeni terapistinize siz anlatırsınız. Bilgi aktarımı gerekiyorsa, bu ancak sizin açık onayınızla yapılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler