Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Terapiye Ara Vermek: Mola mı, Kaçış mı?

Terapiye Ara Vermek: Mola mı, Kaçış mı?

Maddi ya da zamansal nedenlerle terapiye ara vermek mi istiyorsunuz? Sağlıklı bir molayı kaçıştan ayırmanın ve arayı planlı biçimde yapmanın yollarını okuyun.

Ev sahibi kira artışını söylediğinde aklınızdan geçen ilk hesaplardan biri, her hafta seansa ayırdığınız para oluyor. Ya da yeni işinizde vardiyalar değişmiş, salı akşamları artık hiç boş değil. Belki de bebeğiniz yeni doğdu ve kendinize ayıracak tek bir saatiniz kalmadı. Bu gibi durumlarda terapiye ara vermek, kaçınılmaz ve mantıklı bir seçenek gibi görünür. Çoğu zaman da öyledir. Ama bazen aynı karar, zorlaşmaya başlayan bir sürecin önünde sessizce kapıyı kapatmanın kibar bir yolu olur. Bu yazıda sağlıklı bir molayı kaçıştan nasıl ayırabileceğinizi, ara vermeden önce nelere dikkat etmenin yararlı olduğunu ve ara sonrası dönüşü nasıl kolaylaştırabileceğinizi ele alıyorum.

Terapiye Ara Vermek Ne Demektir?

Terapiye ara vermek, sürecin henüz tamamlanmadığı bir noktada seansları belirli ya da belirsiz bir süre durdurmaktır. Terapinin sonlandırılmasından farkı, hedeflere henüz ulaşılmamış olması ve kişinin bir gün devam etme niyetini taşımasıdır.

Aralar kabaca ikiye ayrılabilir:

  • Planlı aralar: Önceden konuşulmuş, süresi ve nedeni belli, dönüş tarihi ya da koşulu belirlenmiş molalar. Örneğin yaz aylarında memlekete gidecek bir öğretmenin iki aylık arası ya da doğum sonrası ilk haftalar için verilen bir mola.
  • Plansız aralar: Bir iptalin ardından gelmeyen yeni randevu, "Şimdilik bırakalım" mesajı ya da hiç açıklanmadan kesilen iletişim. Bu aralar çoğu zaman uzar ve dönüş zorlaşır.

İki türün de geçerli nedenleri olabilir. Ancak planlı bir ara, terapide kazanılanları korumak açısından çok daha güçlü bir zemin sunar.

Terapiye Ara Vermek İçin Sık Görülen Nedenler

Danışanların ara verme kararlarının ardında genellikle şu nedenler bulunur.

Maddi zorluklar

Hayat pahalılığının hissedildiği dönemlerde terapi, bütçede ilk sorgulanan kalemlerden biri olabilir. "Bu ay faturalar, okul masrafları, kira derken seansı nereye sığdıracağım?" sorusu gerçek ve meşrudur. Ekonomik baskının ruh sağlığı üzerindeki etkisini hayat pahalılığı ve ruh sağlığı yazısında daha ayrıntılı ele aldık.

Zaman ve düzen değişiklikleri

Yeni bir iş, değişen vardiyalar, bir yakına bakım verme sorumluluğu, sınav dönemleri ya da taşınma, haftalık bir seansa yer bırakmayabilir. Bazen sorun seansın kendisi değil, seansa gidip gelmek için harcanan zamandır.

İyi hissetmek

Belirtiler azaldığında "Artık gerek yok gibi" düşüncesi doğaldır. Bu bazen gerçekten doğru bir zamanlamadır; bazen ise kazanımların henüz yeterince oturmadığı erken bir aşamadır.

Yorgunluk ve doygunluk

Uzun süredir yoğun bir çalışma yürüten biri, bir süre "kendi başına kalmak", öğrendiklerini hayatında denemek ve terapiden bağımsız bir dönem yaşamak isteyebilir. Bu istek, sürecin doğal bir aşaması olabilir.

Çevrenin sorgulaması

"Hâlâ mı gidiyorsun, iyileşmedin mi daha?", "O kadar para verip ne konuşuyorsunuz?", "Biz de dertliyiz, kimseye gitmedik." Eşten, anneden ya da iş arkadaşlarından gelen bu tür yorumlar, kişinin kendi kararından şüphe etmesine yol açabilir. Özellikle terapiye gitmenin hâlâ bir zayıflık ya da "abartı" olarak görüldüğü çevrelerde, uzun süren bir süreç açıklama yapma zorunluluğu doğurur. Bu baskı altında verilen ara kararları, çoğu zaman kişinin kendi ihtiyacından çok çevresinin beklentisini yansıtır. Böyle bir sesin kararınızı ne kadar etkilediğini fark etmek, kararın gerçekten size ait olup olmadığını anlamanın ilk adımıdır.

Zor bir döneme girilmesi

Terapide uzun süredir kaçınılan bir konuya yaklaşıldığında, ara verme isteği aniden yükselebilir. Bu durumda dış nedenler (para, zaman) gerçek olsa bile kararın zamanlaması ayrıca düşünülmeye değerdir.

Terapiye Ara Vermek Mola mı, Kaçış mı?

Bu sorunun yanıtı her zaman net değildir; çünkü çoğu kararda hem gerçek bir dış neden hem de duygusal bir kaçış isteği bir arada bulunabilir. Kendinize şu soruları sormak ayırt etmeye yardımcı olabilir:

  1. Bu kararı ne zaman düşünmeye başladım? Maddi ya da zamansal bir değişiklikten sonra mı, yoksa zorlayıcı bir seanstan sonra mı?
  2. Ara vermeyi terapistimle konuşmayı düşünüyor muyum, yoksa bir mesajla bitirmek mi daha kolay geliyor?
  3. Ara sürecinde neyi farklı yapmayı planlıyorum? Bir planım var mı?
  4. Dönüş için kafamda bir zaman ya da koşul var mı?
  5. Maddi ya da zamansal engel ortadan kalksa, devam etmek ister miydim?

Son soru özellikle önemlidir. Yanıtınız "Evet, hemen devam ederdim" ise büyük olasılıkla gerçek bir engelle karşı karşıyasınız ve çözüm aramaya değer. Yanıtınız "Aslında biraz rahatlardım" ise, ara verme isteğinin içinde konuşulması gereken bir şey olabilir. Bu da kararınızın yanlış olduğu anlamına gelmez; yalnızca onu seansa taşımanın yararlı olacağını gösterir.

Diyelim ki üniversiteden yeni mezun olmuş bir danışan, iş bulmak için başka bir şehre taşınacağını ve terapiye ara vermek zorunda kalacağını söylüyor. Taşınma gerçek; ama son seanslarda babasıyla ilişkisine dair zor bir konunun açıldığı da bir gerçek. Bu durumda yapılacak şey taşınmayı sorgulamak değil, zor konunun "yarıda bırakılmış" hissi yaratmaması için son seansları bilinçli kullanmak ve gerekirse online devam seçeneğini konuşmaktır.

Sağlıklı bir mola, kapıyı kapatmak değil, aralık bırakmaktır; neyi geride bıraktığınızı ve ne zaman döneceğinizi bilerek.

Ara Vermeden Önce Neler Yapılabilir?

Ara vermeye karar vermeden önce, aynı ihtiyacı farklı bir düzenle karşılamanın mümkün olup olmadığını düşünmek yararlıdır.

  • Seans sıklığını azaltmak: Haftalık seanslar yerine iki haftada bir ya da ayda bir görüşmek, hem maddi hem de zamansal yükü hafifletebilir. Özellikle sürecin pekiştirme aşamasında bu düzen işlevsel olabilir.
  • Online seanslara geçmek: Yol süresi ve ulaşım masrafı ortadan kalktığında, seans çoğu zaman günün içine daha kolay sığar.
  • Odağı daraltmak: Belirli bir süre için tek ve somut bir hedefe odaklanan, daha kısa bir çalışma planı yapılabilir.
  • Kamu ve düşük ücretli kaynakları araştırmak: Devlet ve üniversite hastanelerinin psikiyatri ve psikoloji birimleri, bazı üniversitelerin psikoloji bölümlerine bağlı uygulama merkezleri ve bazı belediyelerin sunduğu psikolojik danışmanlık hizmetleri seçenekler arasındadır. Bu kaynakların bekleme süreleri ve kapsamı farklılık gösterebilir. Kamu hastanelerinde psikolojik destek sürecinin nasıl işlediğini devlet hastanesinde psikolog yazısında bulabilirsiniz.
  • Ücret konusunu açıkça konuşmak: Bazı terapistler belirli durumlarda farklı düzenlemeler yapabilir; yapamıyorsa bile durumu açıkça konuşmak, sessizce kaybolmaktan çok daha sağlıklıdır.

Bu seçeneklerin hiçbiri uygun değilse, ara vermek tamamen meşru bir karardır. Önemli olan, bu kararın planlı ve konuşulmuş biçimde alınmasıdır.

Planlı Bir Ara Nasıl Yapılır?

Ara vermeye karar verdiyseniz, bunu bir mesajla değil, mümkünse bir seansta konuşarak yapmak, kazanımlarınızı korumanın en etkili yoludur. Bu "ara seansında" şu başlıklar ele alınabilir:

  1. Şimdiye kadar ne değişti? Terapiye başladığınızdan bu yana fark ettiğiniz değişimleri birlikte listeleyin. Bu liste, ara sürecinde motivasyonunuzu korumaya yardımcı olur.
  2. Hangi beceriler işe yaradı? Nefes çalışması, düşünce kaydı, sınır koyma cümleleri, zor anlarda kendinize söyleyebileceğiniz sözler... İşinize yarayan araçları yazılı hâle getirin.
  3. Yarım kalan ne var? Henüz üzerinde çalışılmamış ya da açılıp kapatılmamış konuları not edin. Bunlar, dönüş için bir başlangıç noktası olur.
  4. Uyarı işaretleri neler? Eski örüntülere geri döndüğünüzü gösterebilecek erken işaretleri belirleyin: uykunun bozulması, sosyal geri çekilme, sinirliliğin artması, kaçınmanın geri gelmesi gibi.
  5. Dönüş koşulu ya da tarihi nedir? "Eylülde yeniden başlarım" ya da "Bu işaretlerden ikisi iki haftadan uzun sürerse ararım" gibi somut bir ölçüt belirleyin.

Bu çalışma, aranın bir kopuş değil, sürecin bir parçası olarak yaşanmasını sağlar.

Ara Döneminde Kendinize Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Terapiye ara verdiğiniz süreçte öğrendiklerinizi canlı tutmak için birkaç alışkanlık yardımcı olabilir:

  • Haftalık kendi seansınızı yapın. Eskiden terapiye gittiğiniz saatte yarım saat ayırıp haftanızı gözden geçirin: Ne zorladı, ne iyi geldi, hangi beceriyi kullandım?
  • Notlarınızı tekrar okuyun. Ara seansında hazırladığınız listeye ayda bir göz atın.
  • Destek ağınızı canlı tutun. Güvendiğiniz birkaç kişiyle düzenli temas, ara döneminde önemli bir dayanaktır.
  • Temel ihtiyaçları ihmal etmeyin. Uyku düzeni, hareket ve beslenme, ruh hâlinin dengede kalmasında beklenenden büyük rol oynar.
  • Kendinizi suçlamayın. Ara döneminde zorlanmanız, terapinin işe yaramadığı ya da sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmez.
  • Küçük denemeleri sürdürün. Terapide başladığınız bir adımı, örneğin toplantıda söz almayı ya da annenizle telefonda sınır koymayı, ara döneminde de ara ara tekrarlayın. Kullanılmayan beceriler zamanla paslanır; kullanılanlar ise sizin olur.

Ne Zaman Ara Vermemek ya da Erken Dönmek Gerekir?

Bazı durumlarda terapiye ara vermek, riskli olabilir ya da aranın erken bitirilmesi gerekebilir:

  • Yoğun depresif belirtiler, umutsuzluk ya da işlevsellikte belirgin bir düşüş varsa,
  • Yakın zamanda bir kayıp, ayrılık, iş kaybı ya da travmatik bir olay yaşandıysa,
  • Alkol ya da madde kullanımında artış varsa,
  • Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri varsa.

Bu durumlarda maddi ya da zamansal engeller gerçek olsa bile, en azından seyrek görüşmelerle temasın sürdürülmesi ya da kamu kaynaklarına yönlendirme yapılması önemlidir. Ara döneminde bu belirtilerden biri ortaya çıkarsa, planladığınız dönüş tarihini beklemeyin. Kendinize zarar verme düşünceleri söz konusuysa acil durumlarda 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Terapide Ara Verme Kararı Nasıl Ele Alınır?

Ara verme isteği seansa taşındığında, terapistin amacı sizi ikna etmek değil, kararınızı birlikte anlamak ve en sağlıklı biçimde uygulanmasına yardımcı olmaktır.

Bilişsel davranışçı terapide ara dönemi, çoğu zaman bir "nüks önleme" çalışmasıyla hazırlanır. Kişi hangi durumların riskli olduğunu, hangi düşüncelerin geri dönüşü tetikleyebileceğini ve bu durumlarda hangi adımları atacağını önceden planlar. Bu plan, terapistin yokluğunda da kişinin kendi terapisti gibi davranabilmesini hedefler.

Şema odaklı bir bakış açısıyla ise ara verme kararının ilişkisel boyutu da konuşulabilir. Terkedilme şeması olan biri, terapistten önce kendisi ayrılarak "bırakılma" riskini kontrol etmeye çalışabilir. Boyun eğicilik şeması olan biri ise terapistin hayal kırıklığına uğrayacağı korkusuyla ara verme isteğini dile getirmekte zorlanabilir. Bu dinamiklerin fark edilmesi, kararın daha özgür biçimde verilmesini sağlar.

Ara sonrası dönüş de konuşulmaya değer bir süreçtir. Dönüş seansında ara döneminde neler olduğu, hangi becerilerin kullanıldığı, nerelerde zorlanıldığı ve yeni dönemin hedefleri gözden geçirilir. Bazı kişiler aradan sonra çok daha net hedeflerle döner; çünkü ara dönemi, neyin gerçekten önemli olduğunu görmelerini sağlamıştır. Yeniden başlamak ya da ilk kez destek almak istediğinizde, bireysel terapi sürecinin nasıl işlediğine göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Ara verirsem terapistim beni yeniden kabul eder mi?

Çoğu terapist, planlı ya da plansız bir aranın ardından danışanının dönüşünü olağan karşılar. Ancak terapistin takvimi o dönemde dolu olabilir; bu nedenle ara seansında dönüş koşullarını konuşmak yararlıdır. Uzun süren bir aradan sonra dönerken kısa bir mesajla durumu bildirmeniz yeterlidir.

Ara döneminde terapistime ulaşabilir miyim?

Bu, terapistinizin çalışma düzenine bağlıdır ve ara seansında netleştirilmelidir. Genellikle randevu almak ya da dönüş planlamak için iletişim mümkündür; ancak mesajlaşma yoluyla terapi yürütülmez. Acil bir durumda terapistinizi beklemeden acil servislere başvurmanız gerekir.

Ne kadar süre ara vermek fazla sayılır?

Kesin bir sınır yoktur. Birkaç haftalık bir ara çoğu zaman sürece belirgin bir etki bırakmazken, aylar süren aralarda dönüşte bir miktar yeniden yapılanma gerekebilir. Önemli olan sürenin kendisinden çok, aranın planlı olup olmadığı ve bu dönemde kazanımların ne kadar korunduğudur.

Aradan sonra aynı terapiste mi dönmeliyim, yoksa yenisine mi başlamalıyım?

Terapistinizle ilişkiniz güvenli ve süreç verimliyse, aynı kişiyle devam etmek genellikle zaman kazandırır; çünkü öykünüzü baştan anlatmanız gerekmez. Ancak taşınma ya da yaklaşım değişikliği gibi nedenlerle yeni birine başlamak da sağlıklı bir seçimdir. Bu durumda önceki süreçte işe yarayan ve yaramayan şeyleri yeni terapistinizle paylaşmanız yararlı olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler