Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Yetişkinlerde Sanat Terapisi: Çocukluktan Beri Boya Tutmayanlar İçin

Yetişkinlerde Sanat Terapisi: Çocukluktan Beri Boya Tutmayanlar İçin

Yetişkinlerde sanat terapisi kimlere uygun, resim yeteneği gerekir mi? Seansta neler yapıldığını, araştırmaların ne dediğini ve sınırlarını okuyun.

"Ben en son ortaokulda resim dersinde boya tuttum, öğretmen de 'Senden ressam olmaz' demişti." Yetişkinlerde sanat terapisi söz konusu olduğunda en sık duyulan cümlelerden biri budur. Pek çok yetişkin, çocuklukta bir yerde resim yapmayı bırakmış, kâğıt ve kalemi okul ödevleriyle, not kaygısıyla ya da "güzel çizemiyorum" utancıyla birlikte geride bırakmıştır. Bu yazı tam olarak onlar için: Yıllardır eline boya almamış, "Benim gibi biri için sanat terapisi ne işe yarar ki?" diye soran yetişkinler için. Yetişkinlerde sanat temelli çalışmaların nasıl yürüdüğünü, kimler için düşünülebileceğini, araştırmaların bugün ne söylediğini ve neyi henüz söyleyemediğini sakin bir dille anlatıyoruz.

Yetişkinlerde Sanat Terapisi Nedir?

Sanat terapisi, resim, boya, kil, kolaj gibi malzemelerin ve yaratma sürecinin, terapötik bir ilişki içinde kişinin duygularını ifade etmesine, fark etmesine ve onlarla yeni bir ilişki kurmasına aracılık ettiği bir yaklaşımdır. Çocuklarla çalışırken çoğu zaman oyuna yakın durur; yetişkinlerde ise sözle anlatılması zor olan deneyimlere bir biçim vermenin, onlara biraz mesafeden bakabilmenin yolu olarak kullanılır.

Yetişkinlerde sanat terapisinin özü bir resim kursundan çok farklıdır. Resim kursunda amaç bir tekniği öğrenmek, perspektifi, gölgelendirmeyi, renk karışımını geliştirmektir. Terapötik bir çalışmada ise ortaya çıkan ürünün güzelliği ölçüt değildir. Önemli olan, malzemeyle çalışırken neler hissedildiği, neyin fark edildiği ve yapılan işin kişiye ne söylediğidir.

Bu yaklaşımın genel çerçevesini sanat terapisi nedir yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. Burada özellikle yetişkinlerin yaşadığı çekinceler ve deneyimler üzerinde duruyoruz.

Kısa bir tarihçe

"Art therapy", yani sanat terapisi terimini Birleşik Krallık'ta ressam Adrian Hill'in, bir tüberküloz sanatoryumunda yetişkin hastalarla yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak ilk kullandığı aktarılır; Hill'in Art Versus Illness adlı kitabı 1945'te yayımlanmıştır. ABD'de 1940'larda Margaret Naumburg sanat terapisini, kendiliğinden çizim ve serbest çağrışıma dayanan dinamik bir psikoterapi biçimi olarak kurguladı. Edith Kramer ise eserin yorumundan çok yaratma sürecinin kendisini öne çıkardı. Bu üç bakış bugün de yetişkinlerle yapılan çalışmalara yön verir: Hastalık ve zorlanma dönemlerinde yaratıcı bir alan açmak, çizimler üzerine konuşmak ve yaratma sürecinin kendisine değer vermek.

"Yeteneğim Yok" Kaygısı: Yetişkinler Neden Çekinir?

Yetişkinlerin sanat temelli çalışmalara mesafeli durmasının birkaç tanıdık nedeni vardır:

  • Okul deneyimleri: Resim dersinde not kaygısı, sınıf panosuna asılmayan resimler ya da bir öğretmenin olumsuz yorumu, yıllar sonra bile "ben çizemem" inancı olarak sürebilir.
  • Mükemmeliyetçilik: İşinde, ailesinde her şeyin "doğru" olmasına alışmış yetişkinler, beceremedikleri bir alanda kendilerini çok savunmasız hissedebilir.
  • "Çocukça" bulmak: Boya ve kil ile çalışmak bazılarına ciddi bir yetişkin sorununa yakışmayan bir oyun gibi gelebilir.
  • Kontrolü kaybetme korkusu: Sözle anlatırken ne söyleyeceğimizi seçebiliriz; bir resim ise bazen beklemediğimiz bir şeyi ortaya çıkarabilir.

Bu çekincelerin hepsi anlaşılırdır ve çalışmanın bir parçası olarak ele alınabilir. Sanat terapisinde resim yeteneği gerekmez; çöp adam, karalama, rastgele renk lekeleri, yırtılmış kâğıt parçaları da tamamen geçerli ifade biçimleridir. Bu konuyu sanat terapisi için yetenek yazımızda daha ayrıntılı ele aldık.

Sanat terapisinde sorulan soru "Bu resim güzel mi?" değil, "Bu resim sana ne anlatıyor?" sorusudur.

Yetişkinlerde Sanat Terapisi Seansında Neler Olur?

Seanslar bireysel ya da grup hâlinde yapılabilir ve kişinin ihtiyacına göre şekillenir. Yine de kabaca şöyle bir akıştan söz edilebilir:

  1. Kısa bir konuşma: Kişinin o günkü durumu, gündemindeki konular konuşulur.
  2. Malzemeye davet: Kişiye boya, pastel, kil, dergi kâğıtları gibi farklı malzemeler sunulur. Bazen açık uçlu bir davet yapılır: "Bu haftayı bir renk ya da şekil olarak gösterseydiniz nasıl olurdu?" Bazen de hiçbir yönlendirme yapılmaz.
  3. Yaratma süreci: Kişi kendi hızında çalışır. Uzman bu sırada süreci izler, gerekirse destek olur, ama yönetmez.
  4. Birlikte bakma: Ortaya çıkan işe birlikte bakılır. Yorumu kişi yapar; uzman "Bu siyah renk depresyonunuzu gösteriyor" gibi dayatmacı yorumlarda bulunmaz. Bunun yerine "Bu köşede neler oluyor?", "Bu iki figür arasındaki mesafe size ne hissettiriyor?" gibi meraklı sorular sorulur.
  5. Kapanış: Seans, kişinin günlük hayatına sakin bir şekilde dönebilmesini sağlayacak bir kapanışla biter.

Diyelim ki kırklı yaşlarında, büyük bir şirkette muhasebe müdürü olarak çalışan bir kadın, uzun süredir yaşadığı yorgunluk ve gerginlik nedeniyle destek almaya başlıyor. Konuşurken her şeyi çok düzenli, mantıklı ve kontrollü anlatıyor. Bir seansta kendisine kil veriliyor ve "Sadece ellerinizle oynayın" deniliyor. Birkaç dakika sonra kili sıkıştırıp ezdiğini, sonra yeniden yuvarlak bir şekle getirmeye çalıştığını fark ediyor. "Hep böyle yapıyorum galiba, her şeyi ezip sonra düzeltmeye uğraşıyorum" diyor. Bu cümle, sonraki haftalarda iş yükü, kendine koyduğu yüksek standartlar ve dinlenmeye izin vermemesi üzerine yapılan konuşmaların kapısını aralıyor.

Malzemenin dili

Farklı malzemeler farklı deneyimler sunar. Kalem ve kurşun kalem daha fazla kontrol imkânı verir; sulu boya ise akışkandır ve her zaman istenen yere gitmez. Kil elleri ve bedeni sürece daha fazla dahil eder. Kolaj, yani dergi ve gazetelerden kesilen görüntülerle çalışmak, "çizemem" diyenler için kolay bir başlangıç olabilir. Uzman, kişinin ihtiyacına ve o günkü hâline göre malzeme önerebilir; kontrol ihtiyacı çok yüksek birine önce daha yapılandırılmış malzemelerle başlamak, ardından adım adım daha serbest malzemelere geçmek gibi.

Atölye ile terapi arasındaki fark

Son yıllarda büyük şehirlerde "sanatla rahatlama", "boyama atölyesi" ya da "sanat terapisi atölyesi" adıyla pek çok etkinlik düzenleniyor. Bu buluşmalar keyifli, sosyal ve rahatlatıcı olabilir; yeni bir hobi edinmek, iş sonrası kafa dağıtmak için güzel bir fırsat sunabilir. Ancak tek seferlik bir atölye ile, belirli bir terapötik çerçevede, güvenli bir ilişki içinde ve kişinin ihtiyacına göre yürütülen bir süreç aynı şey değildir. Atölyede amaç çoğunlukla keyif ve deneyimdir; terapötik çalışmada ise kişinin yaşadığı sıkıntılar, duyguları ve ilişkileri üzerine düzenli olarak düşünülür.

Türkiye'de "sanat terapisi" adıyla ayrı bir lisansüstü program yaygın değildir ve alan akademik olarak gelişme aşamasındadır; sanat terapisi için yasal olarak tanımlanmış ayrı bir meslek unvanı da bulunmuyor gibi görünmektedir. Bu nedenle sanat temelli çalışmaların ruh sağlığı alanında eğitimli ve yetkin kişilerce, gerektiğinde psikoterapi ya da tıbbi tedaviyle birlikte yürütülmesi önemlidir.

Yetişkinlerde Sanat Terapisi Kimler İçin Düşünülebilir?

Sanat temelli çalışmalar pek çok farklı yetişkin için destekleyici bir yol olabilir:

  • Duygularını sözle anlatmakta zorlananlar: "Ne hissettiğimi bilmiyorum" ya da "Anlatmaya başlayınca kelimeler yetmiyor" diyenler için görsel bir dil yeni bir kapı açabilir.
  • Çok fazla düşünen, analiz edenler: Her şeyi zihinde çözmeye çalışan kişiler, ellerle çalışırken farklı bir deneyim yaşayabilir.
  • Kayıp ve yas yaşayanlar: Kaybedilen birine dair duyguları, anıları bir resme, bir kolaja dökmek yas sürecinde anlamlı olabilir.
  • Ağır hastalık ya da zorlu tıbbi süreçlerden geçenler: Sanat terapisi tarihinin bir sanatoryumda başladığını hatırlamak, bu alanın hastalık dönemlerinde de yer bulabileceğini gösterir.
  • Hayat geçişlerinde olanlar: Emeklilik, çocukların evden ayrılması, göç, boşanma gibi dönemlerde kimlik ve anlam sorularını keşfetmek için.

Bazı durumlarda ise dikkatli olmak gerekir. Ağır travma yaşamış kişilerde yaratıcı yöntemler beklenmedik derecede yoğun duygular açabilir. Bu nedenle çalışmanın güvenli bir çerçevede, yavaş ilerlemesi ve her seansın uygun bir kapanışla bitmesi önemlidir. Ağır ruhsal durumlarda sanat temelli çalışmalar tek başına bir tedavi değildir; psikiyatri hekimi değerlendirmesi ve uygun tedaviyle birlikte düşünülmelidir.

Araştırmalar Yetişkinlerde Sanat Terapisi Hakkında Ne Diyor?

Yetişkinlerde sanat terapisi üzerine yapılan araştırmalar umut verici, ancak çoğu küçük ve yöntem açısından sınırlıdır.

2015 yılında Health Technology Assessment dergisinde yayımlanan ve psikoz dışı ruhsal sıkıntıları olan yetişkinlerde sanat terapisini inceleyen derlemede, 15 randomize kontrollü çalışmanın 10'unda sanat terapisi grubunda kontrol grubuna göre ruh sağlığı belirtilerinde anlamlı olumlu değişim görülmüştür. Ancak araştırmacılar, çalışmaların kalitesinin genel olarak düşük olduğunu vurgulamıştır.

2018 yılında Frontiers in Psychology'de yayımlanan bir başka derleme ise 2000–2017 yılları arasında yetişkinlerle yapılmış 27 nicel çalışmayı incelemiştir. Çalışmalar kanser ve diğer tıbbi durumlar, ruh sağlığı sorunları, travma, cezaevi ortamı, yaşlılar ve günlük hayattaki zorluklar gibi farklı alanları kapsamaktadır. Derlemenin genel sonucu, bulguların umut verici olduğu ama yöntemsel sınırlılıklar nedeniyle daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğudur.

Bu alandaki araştırmaların ortak sınırlılıkları şunlardır:

  • Katılımcı sayıları genellikle küçüktür.
  • Katılımcılar neye katıldıklarını bildiği için körleme yapılamaz.
  • Sonuçlar çoğunlukla kişinin kendi bildirimine dayanır.
  • İzlem süreleri kısadır.

Kısacası sanat temelli çalışmalar, olağan tedaviye eklenebilecek destekleyici yaklaşımlar olarak değerlendirilmelidir; psikoterapinin, ilaç tedavisinin ya da tıbbi bakımın yerine konmamalıdır.

Evde Deneyebileceğiniz Basit Yaratıcı Alıştırmalar

Aşağıdaki öneriler bir terapi süreci değildir; yıllardır boya tutmamış biri olarak yaratıcı ifadeyle yeniden tanışmak için deneyebileceğiniz öz bakım alıştırmalarıdır. Pahalı malzeme gerekmez; bir defter, birkaç kuru boya ya da çocuğunuzun kalemleri yeterlidir.

  • Günün rengi: Akşam, bugünü anlatan bir ya da birkaç rengi seçin ve kâğıda yalnızca lekeler, çizgiler olarak koyun. Şekil çizmeye çalışmayın.
  • Sol elle çizim: Sağ elinizi kullanıyorsanız sol elinizle bir şey çizin. "Güzel" yapma baskısı kendiliğinden ortadan kalkar.
  • Dergi kolajı: Eski dergilerden sizi çeken görüntüleri kesin ve bir kâğıda yapıştırın. Neden bunları seçtiğinizi sonradan merak edin.
  • Çay molası karalaması: Telefonla konuşurken ya da çay içerken kâğıda serbestçe karalama yapın. Bir hafta sonra karalamalara bakın, ne fark ediyorsunuz?
  • Bir duyguya şekil vermek: Sizi son zamanlarda zorlayan bir duyguyu bir şekil, doku ya da renk olarak düşünün ve kâğıda koyun. Sonra kâğıdı kenara bırakın.

Bu alıştırmaları bir performans gibi değil, kendinize ayırdığınız küçük bir zaman dilimi gibi düşünün. Haftada bir ya da iki kez, on beş dakika bile yeterli olabilir; düzenli olmak, uzun süre çalışmaktan daha anlamlıdır. Yaptıklarınızı kimseye göstermek zorunda değilsiniz. Bu alıştırmalar sırasında beklenmedik bir hüzün ya da huzursuzluk yükselirse durun, nefesinize dönün ve kendinize nazik olun.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yaratıcı etkinlikler pek çok yetişkine iyi gelir; ama bazı durumlarda tek başına yeterli değildir. Şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Haftalardır süren çökkünlük, isteksizlik ya da hiçbir şeyden keyif alamama
  • İş, aile ya da ilişkilerinizi aksatan kaygı, gerginlik ya da tükenmişlik
  • Bir kayıp, ayrılık ya da travmatik bir olayın etkisinin aylar sonra bile azalmaması
  • Duygularınızı tanımakta ve ifade etmekte ciddi zorluk yaşamak

Psikolojik destek sürecinde, kişinin ihtiyacına göre resim, kum tepsisi gibi yaratıcı araçlardan yararlanılabilir. Bireysel terapi sürecinde bilişsel davranışçı terapi gibi araştırmalarla desteklenen yöntemler temel alınır ve gerektiğinde psikiyatri hekimi değerlendirmesi de sürecin parçası olur. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız, acil durumlarda 112'yi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Hiç resim yapmamış biri sanat terapisinden yararlanabilir mi?

Evet. Sanat terapisinde resim yeteneği ya da deneyimi gerekmez. Karalama, renk lekeleri, kolaj ve kil gibi basit ifade biçimleri tamamen geçerlidir. Önemli olan ortaya çıkan ürünün güzelliği değil, sürecin kişiye ne hissettirdiğidir.

Yaptığım resimler yorumlanıp bana bir tanı mı konacak?

Hayır. Resimler tanı aracı değildir ve uzman dayatmacı yorumlarda bulunmaz. Yapılan işe birlikte bakılır ve anlamı kişinin kendisi keşfeder. Ruhsal değerlendirme ise görüşme, gözlem ve gerekirse standart testlerle, çok yönlü biçimde yapılır.

Seansta yaptığım resimler ne olur?

Seansta üretilen işler kişiye aittir. Saklanması, fotoğraflanması ya da başkalarıyla paylaşılması yalnızca kişinin açık izniyle olur ve bu işler gizlilik kapsamındadır.

Sanat terapisi konuşma terapisinin yerine geçer mi?

Hayır, ama ona eşlik edebilir. Yaratıcı yöntemler sözle anlatmanın zor olduğu yerlerde kapı açabilir; çoğu zaman konuşmayla birlikte, bütüncül bir sürecin parçası olarak kullanılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler