Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

İfade Edici Sanat Terapisi: Resim, Ses ve Hareketi Birleştirmek

İfade Edici Sanat Terapisi: Resim, Ses ve Hareketi Birleştirmek

İfade edici sanat terapisi nedir, resim, müzik, hareket ve yazıyı nasıl birleştirir? Seans akışını, kimlere uygun olabileceğini ve kanıt düzeyini okuyun.

Bazı duygular bir renk olarak gelir, bazıları bir ritim, bazıları ise bedende bir sıkışma olarak. Kimi insan öfkesini kâğıda sert çizgilerle dökerken rahatlar; kimi bir türkünün nakaratını mırıldanırken ağlayabildiğini fark eder; kimi de ancak yürürken ya da kollarını açıp kapatırken nefes alabildiğini hisseder. İfade edici sanat terapisi, bu farklı ifade yollarını tek bir süreçte bir araya getiren bir yaklaşımdır. Resim, müzik, hareket, yazı ve canlandırma gibi sanat dallarından birine bağlı kalmak yerine, kişinin o anki ihtiyacına göre bunlar arasında geçiş yapılır. Bu yazıda yaklaşımın temel fikrini, tek bir sanat dalıyla çalışan yöntemlerden farkını, bir seansın nasıl ilerleyebileceğini, kimler için uygun olabileceğini ve araştırmaların bu alan hakkında neler söylediğini anlatıyoruz.

İfade Edici Sanat Terapisi Nedir?

İfade edici sanat terapisi, birden fazla sanat dalının psikolojik destek amacıyla, birbirini tamamlayacak biçimde kullanıldığı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda görsel sanatlar (resim, kil, kolaj), müzik ve ses, beden ve hareket, yaratıcı yazı ve canlandırma aynı sürecin parçaları olabilir. Literatürde zaman zaman "çok modlu" ya da "dışavurumcu sanatlar" yaklaşımı olarak da anılır.

Temel fikir şudur: İnsan deneyimi tek bir kanaldan akmaz. Bir anı hem görüntü, hem ses, hem de bedensel bir his olarak saklanabilir. Tek bir sanat dalında takılıp kalan bir duygu, başka bir dalda kendine yol bulabilir. Örneğin resim yaparken hiçbir şey çıkaramayan biri, aynı duyguyu bir hareketle ifade ettiğinde ona ilk kez temas edebilir; ardından bu deneyimi birkaç cümleyle yazıya dökmesi, onu anlamlandırmasına yardım edebilir.

Bu yaklaşım, sanat terapisi, müzik terapisi, dans ve hareket terapisi, drama terapisi gibi tek bir sanat dalına odaklanan yöntemlerle akrabadır; ancak onlardan farklı olarak dallar arası geçişi bilinçli bir araç olarak kullanır. Yalnız resim ve malzemeyle çalışan yaklaşımı tanımak istiyorsanız sanat terapisi nedir yazımıza göz atabilirsiniz.

Sanat Dalları Arasında Geçiş Neden Önemlidir?

Dallar arası geçişin birkaç işlevi vardır:

  • Yeni bir kapı açmak: Bir ifade biçimi tıkandığında, bir başkası devreye girebilir. Sözcüklerle anlatamadığını resmedemeyen biri, sesle ya da hareketle ifade edebilir.
  • Deneyimi derinleştirmek: Aynı duyguyu farklı biçimlerde ifade etmek, onun farklı yönlerini görmeyi sağlar. Bir resimdeki keskin kırmızı, harekete çevrildiğinde ani bir duruşa, yazıya çevrildiğinde "sınırım aşıldı" cümlesine dönüşebilir.
  • Mesafe ayarlamak: Bazı ifade biçimleri duyguya daha yakın, bazıları daha uzaktır. Hareket ve ses, duyguyu çok doğrudan uyandırabilir; yazı ise bir adım geriden bakmaya yardım edebilir. Uzman, kişinin dayanabileceği yoğunluğa göre bu geçişleri düzenler.
  • Bütünlük duygusu: Beden, duygu ve düşüncenin aynı süreçte buluşması, kişinin kendini daha bütün hissetmesine katkıda bulunabilir.

Bu çalışmada amaç her dalda bir eser üretmek değil, bir duygunun hangi biçimde nefes alabildiğini birlikte keşfetmektir.

Bu yaklaşımda da yetenek gerekmez. Kültürümüzde zaten pek çok yaratıcı ifade biçimi gündelik hayatın içindedir: düğünde halaya katılmak, bayram sofrasında eski bir şarkıyı birlikte söylemek, bir annenin çocuğuna masal anlatırken sesini değiştirmesi. Bu yaklaşım, insanların zaten bildiği bu ifade yollarını bilinçli ve güvenli bir çerçevede kullanmayı amaçlar. Şarkı söyleyemediğinizi, dans edemediğinizi ya da çizemediğinizi düşünüyor olabilirsiniz; ancak burada estetik bir değerlendirme yapılmaz. Bir nota mırıldanmak, parmaklarla masaya ritim tutmak ya da kâğıda tek bir çizgi çekmek bile anlamlı bir ifade olabilir.

İfade Edici Sanat Terapisi Seansında Neler Olur?

Seanslar bireysel ya da grup olarak yapılabilir. Oda genellikle hem çizim ve boyama malzemeleri hem de hareket için boş bir alan içerir; bazen basit vurmalı çalgılar, eşarplar ya da yazı defterleri de bulunur. Kabaca bir akış şöyle olabilir:

  1. Isınma ve giriş: Kişinin o günkü hâli üzerine kısa bir konuşma, ardından nefes, esneme ya da basit bir ritim çalışması.
  2. İlk ifade: Uzman açık uçlu bir davet sunar. Örneğin "Bu hafta içinizde en çok yer kaplayan duyguyu bir renk ya da şekille gösterebilir misiniz?"
  3. Geçiş: Ortaya çıkan ürün başka bir ifade biçimine taşınır. "Bu resimdeki şekil hareket etseydi nasıl hareket ederdi?" ya da "Bu renk bir ses olsaydı nasıl bir ses olurdu?"
  4. Yazıya ya da söze dökme: Deneyim birkaç cümle, bir başlık ya da kısa bir şiirle toparlanır.
  5. Konuşma ve kapanış: Kişi ve uzman süreci birlikte gözden geçirir. Uzman yorum dayatmaz; anlamı kişi bulur. Seans, kişinin güvenli bir duyguyla ayrılabilmesi için sakin bir kapanışla biter.

Diyelim ki yeni bir şehre taşınmış, işyerinde de kimseyle kaynaşamamış otuzlu yaşlarında bir kadın, kendini "yerinden sökülmüş" gibi hissettiğini söylüyor. Seansta bu duyguyu çizmesi önerildiğinde, kâğıdın kenarına kökleri havada kalmış küçük bir bitki çiziyor. Bitkinin nasıl hareket ettiğini bedeniyle göstermesi istendiğinde, ayaklarını yere basamadan sallanıyor. Ardından bu bitkinin ağzından kısa bir mektup yazıyor: "Biraz toprak bulsam yeter." Bu cümle, sonraki haftalarda neye ihtiyaç duyduğunu konuşmanın başlangıç noktası oluyor.

Kimler İçin Uygun Olabilir?

Bu yaklaşım farklı yaş gruplarında ve farklı ihtiyaçlarda kullanılabilir:

  • Çocuklar: Doğal olarak oyun, çizim, hareket ve ses arasında rahatça geçiş yapan çocuklar için bu yaklaşım tanıdık bir dil sunabilir.
  • Ergenler: Yüz yüze konuşmakta zorlanan gençler, müzik, şarkı sözü ya da çizim üzerinden daha kolay açılabilir.
  • Duygularını adlandırmakta zorlanan yetişkinler: "Ne hissettiğimi bilmiyorum" diyen kişiler için farklı ifade yolları denemek, duyguya ulaşmayı kolaylaştırabilir.
  • Yas ve kayıp yaşayanlar: Bir yakının kaybını anlatırken sözcüklerin yetmediği yerlerde ses, renk ve yazı bir arada kullanılabilir.
  • Kronik hastalık ya da uzun süreli stres yaşayanlar: Beden odaklı çalışmalar ve yaratıcı ifade, ruh hâlini desteklemeye yardımcı olabilir.

6 Şubat 2023 depremlerinin ardından deprem bölgesinde ve çocukların göç ettiği şehirlerde yapılan psikososyal destek çalışmalarında resim, oyun, şarkı ve hareketin bir arada kullanıldığı etkinlikler yaygın biçimde yer aldı. Çadır kentlerde, konteyner kentlerde ve okullarda gönüllülerin çocuklarla birlikte şarkı söylemesi, resim yapması ve oyun oynaması, pek çok çocuğa zor bir dönemde güvenli bir alan sundu. Bu etkinlikler değerlidir; ancak bir etkinlik ile yapılandırılmış, eğitimli kişilerce yürütülen bir terapi süreci arasında fark olduğunu da akılda tutmak gerekir.

Bazı durumlarda bu yaklaşımın dikkatle ve yavaş ilerletilmesi gerekir. Yoğun travma yaşamış kişilerde hareket ve ses gibi beden odaklı çalışmalar beklenmedik ölçüde güçlü duygular açabilir. Ağır ruhsal belirtiler, gerçeklikten kopma yaşantıları ya da yoğun kendine zarar verme düşünceleri söz konusu olduğunda, yaratıcı çalışmalar ancak tıbbi ve psikoterapötik tedavinin bir parçası olarak, ruh sağlığı alanında yetkin kişilerce yürütülmelidir.

Araştırmalar Ne Söylüyor? İfade Edici Sanat Terapisinin Kanıt Düzeyi

Bu yaklaşımı tek başına ele alan geniş ve yüksek kaliteli araştırmalar sınırlıdır. Bu nedenle yaklaşımın bileşenlerine dair bulgulara bakmak daha açıklayıcı olabilir:

  • Sanat terapisi: Psikoz dışı ruhsal sorunları olan yetişkinlerle yapılan araştırmaları inceleyen bir derleme (Uttley ve arkadaşları, 2015), on beş randomize kontrollü çalışmanın onunda kontrol grubuna göre ruh sağlığı belirtilerinde anlamlı olumlu değişim bulmuş; ancak çalışmaların kalitesinin genel olarak düşük olduğunu belirtmiştir. 2000–2017 arasındaki çalışmaları inceleyen bir başka derleme de bulguları umut verici, ama yöntem açısından sınırlı bulmuştur.
  • Müzik terapisi: Cochrane derlemesine göre olağan tedaviye eklendiğinde depresyon belirtilerinde kısa vadede azalma sağlayabilir; kanıt düşük ile orta kesinliktedir.
  • Dans ve hareket terapisi: Depresyon üzerine yapılan Cochrane derlemesi yalnız üç küçük çalışma bulmuş ve kanıtın düşük kaliteli olduğunu, kesin bir sonuç çıkarılamayacağını belirtmiştir.

Bu alandaki çalışmaların ortak sınırlılıkları da vardır: Örneklemler küçüktür, katılımcılar neye katıldıklarını bildikleri için körleme yapılamaz, ölçümler büyük ölçüde kişinin kendi bildirimine dayanır ve izlem süreleri kısadır. Ayrıca bazı çalışmalarda "terapi" ile "sanat etkinliği" arasındaki ayrım net değildir.

Bu tabloyu özetlersek: Yaratıcı ve ifade edici yaklaşımlar umut verici, destekleyici yöntemlerdir; ama hiçbiri kanıta dayalı psikoterapinin, ilacın ya da tıbbi tedavinin yerine konmaz. En sağlıklı kullanım biçimi, onları gerektiğinde bu tedavilerle birlikte, tamamlayıcı bir araç olarak düşünmektir.

Evde Deneyebileceğiniz Çok Modlu Yaratıcı Alıştırmalar

Aşağıdaki alıştırmalar bir terapi süreci değildir; kendi başınıza yapabileceğiniz yaratıcı öz bakım etkinlikleridir. Yoğun ya da beklenmedik duygular ortaya çıkarsa ara verin ve bunu güvendiğiniz biriyle paylaşın.

  1. Renkten harekete: Günün sonunda hissettiğiniz duyguyu bir renk ve şekille kâğıda çizin. Sonra ayağa kalkın ve bu şekli bedeninizle, birkaç saniyelik bir hareketle gösterin. Hareketten sonra duygunuzda bir değişiklik oldu mu, fark edin.
  2. Sesten kelimeye: Gözlerinizi kapatıp içinizde nasıl bir ses olduğunu hayal edin: bir uğultu mu, bir davul mu, sessizlik mi? Bu sesi bir dakika mırıldanın ya da parmaklarınızla masaya vurun. Ardından bu ses hakkında üç kelime yazın.
  3. Fotoğraftan şiire: Gün içinde çektiğiniz bir fotoğrafı seçin. Ona bakarken aklınıza gelen beş kelimeyi yazın ve bunlarla kısa, kafiyesiz bir şiir oluşturun.
  4. Şarkıdan resme: Sevdiğiniz bir türküyü ya da şarkıyı dinlerken, aklınıza gelen görüntüyü serbestçe çizin. Resmin güzel olması gerekmez; şarkının sizde ne uyandırdığına odaklanın.
  5. Kapanış ritüeli: Her alıştırmanın sonunda birkaç derin nefes alın ve ortaya çıkanı nerede saklamak istediğinize karar verin. Bu küçük ritüel, açılan duyguyu toparlamanıza yardım eder.

Bu alıştırmaları çocuğunuzla birlikte yapacaksanız yorum yapmak yerine merak etmeyi tercih edin. "Bu hareket neyi anlatıyor?" sorusu, "Neden bu kadar karanlık çizdin?" sorusundan çok daha fazla kapı açar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Yaratıcı etkinlikler pek çok kişi için iyi bir nefes alanıdır. Ancak şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:

  • Duygularınızı uzun süredir ne sözle ne de başka bir yolla ifade edebildiğinizi hissediyorsanız
  • Yaratıcı etkinlikler sırasında sürekli olarak sizi korkutan, baş edemediğiniz duygular ya da anılar ortaya çıkıyorsa
  • Kaygı, çökkünlük ya da öfke günlük hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa
  • Bir kayıp, afet ya da travmatik olay sonrasında uyku, iştah ve ilişkilerinizdeki zorluklar sürüyorsa
  • Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleri yaşıyorsanız

Son madde söz konusuysa beklemeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Bireysel terapi sürecinde, kanıta dayalı yaklaşımların yanında resim, yazı ya da imgeleme gibi yaratıcı araçlardan da yararlanılabilir. Bu araçlar kişinin duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardım eden destekleyici unsurlardır; sürecin yönü her zaman kişinin ihtiyacına ve hazır olduğu hıza göre belirlenir. Sahne ve canlandırma üzerinden çalışan bir başka yaratıcı yaklaşımı merak ediyorsanız psikodrama nedir yazımıza göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu yaklaşım için yetenekli olmam gerekir mi?

Hayır. Bu yaklaşımda ne resim, ne müzik, ne de dans becerisi değerlendirilir. Önemli olan ortaya çıkan ürünün güzelliği değil, ifade sürecinde yaşadıklarınızdır.

Sanat terapisi ile ifade edici sanat terapisi arasındaki fark nedir?

Sanat terapisi ağırlıklı olarak resim, kil ve kolaj gibi görsel malzemelerle çalışır. İfade edici sanat terapisi ise görsel sanatların yanında müzik, hareket, yazı ve canlandırmayı da kullanır ve bunlar arasında bilinçli geçişler yapar.

Bu yaklaşım dans etmekten utanan biri için uygun mu?

Uygun olabilir. Hareket çalışmaları çoğu zaman bir el hareketi, bir duruş ya da nefesle sınırlı kalabilir. Hiçbir ifade biçimi zorunlu değildir; kişi kendini rahat hissettiği yoldan ilerler.

Seansta yaptığım resim ya da yazdığım metin ne olur?

Ortaya çıkan ürünler kişiye aittir ve gizlilik ilkeleri onlar için de geçerlidir. Saklama, fotoğraflama ya da paylaşma yalnız kişinin açık izniyle yapılır; çocuklarda bu izin veliden ve çocuğun kendisinden alınır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler