Üçtutlar Mah., Merkez / Çorum Salı - Cumartesi, 10:00 - 18:00 0545 177 01 19 eda1erkan@gmail.com TR EN

Puduhepa: Bir Kraliçenin Mektupları ve Kadının Görünür Gücü

Puduhepa: Bir Kraliçenin Mektupları ve Kadının Görünür Gücü

Puduhepa kimdi, bugünün kadınına ne söyler? Hitit kraliçesinin yazışmalarını mitleştirmeden ele alıyor, görünür olma kaygısını ve özgüveni konuşuyoruz.

Çorum'da büyüyen pek çok kız çocuğu, okul gezilerinde Hattuşa'nın taşları arasında dolaşırken orada bir zamanlar bir kraliçenin mektup yazdığını pek duymaz. Oysa Puduhepa, Hitit tarihinin en çok bilinen kadın figürlerinden biri; adı diplomatik yazışmalarda geçen ve akademik çalışmalarda siyasi ve sosyal etkileri incelenen bir kraliçe. Bu yazıda onu bir efsane kahramanına dönüştürmeden, kaynakların ne söylediğine ve söylemediğine dikkat ederek ele alıyoruz. Asıl sorumuz şu: Binlerce yıl önce yaşamış bir kadının görünür gücü, bugün işte, evde ya da toplulukta sesini duyurmaya çalışan kadınlar için ne anlam taşıyabilir?

Puduhepa Kimdir? Kaynakların Söyledikleri ve Söylemedikleri

Puduhepa, Hitit Kralı III. Hattuşili'nin eşi olarak bilinir. Onu bugün tanıyabilmemizin nedeni, Hititlerin yazıya geçirdiği büyük arşivdir. Boğazköy'de bulunan çivi yazılı tabletler UNESCO'nun Dünya Belleği listesinde yer alıyor; UNESCO'ya göre bu arşiv yaklaşık 25.000 tablet içeriyor. Aynı bölgedeki Şapinuva'da da (Ortaköy) yaklaşık 4.000 tabletlik ikinci bir arşiv bulunuyor. Bu tabletlerin arasında kanunlar, dualar, antlaşmalar ve sarayların birbirine yazdığı mektuplar var.

Kraliçenin adı özellikle bu diplomatik yazışmalarda öne çıkar. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde hazırlanan bir tez (Özdemir, 2018), kraliçenin Hitit devletine siyasi ve sosyal etkilerini inceliyor. Akademik çalışmalar, onun döneminin diplomasisinde ve Kadeş Barış Antlaşması sonrasındaki ilişkilerde görünür bir rol üstlendiğini aktarıyor.

Bununla birlikte bazı sınırları bilmek gerekir:

  • Tabletler bize bir kraliçenin resmî sesini aktarır; onun gündelik duygularını, korkularını ya da iç dünyasını doğrudan göstermez.
  • Puduhepa saray mensubu bir kadındı. Onun gücü, sıradan Hitit kadınlarının yaşamını temsil etmez.
  • Tarihsel bir figürü bugünün kavramlarıyla "feminist bir öncü" ilan etmek cazip olsa da bu, kaynakların söylediğinin ötesine geçmek olur.

Yine de bir ayrıntı dikkat çekici: Binlerce yıl sonra bir kadının sesini bugüne taşıyan şey, o sesin yazıya geçirilmiş olması. Tarihte sayısız kadın evleri, tarlaları ve toplulukları ayakta tuttu; ama çoğunun adı hiçbir tablete yazılmadı. Bu durum, görünürlüğün yalnızca bireysel bir yetenekle değil, kayda geçmeyle, yani birinin o sesi duyup saklamasıyla da ilgili olduğunu hatırlatır. Bugün de bir kadının emeği, fikri ya da kararı çoğu zaman ancak biri onu dile getirdiğinde ve tanıdığında görünür hâle gelir.

Bu yüzden onu bir "süper kahraman" olarak değil, kendi döneminin koşulları içinde sesini kayda geçirebilmiş bir kadın olarak düşünmek daha dengeli bir bakış sunar.

Hitit Toplumunda Kadın: Eşit Değil, Ama Düzenlenmiş Bir Dünya

Kraliçenin görünürlüğünü anlamak için dönemin kadınlarının genel konumuna bakmak gerekir. Hitit kanunlarında evlilik, boşanma, miras ve evlat edinmeyle ilgili düzenlemeler bulunur. Başlık parası (kušata) ve çeyiz (iwaru) gibi kavramlar geçer; boşanma durumunda çeyizin kadının baba evine dönebildiği aktarılır.

Akademik değerlendirmeler burada ikili bir tablo çiziyor. Bir yandan bu kanunların, dönemin bazı başka yasa metinlerine göre kadının konumunu belirli ölçüde güvenceye aldığı düşünülüyor. Öte yandan toplumun ataerkil olduğu ve eşitsizliğin metinlerde açıkça görüldüğü vurgulanıyor (Ortega Balanza, 2014; Kumaş, 2018). Yani ne "kadim eşitlik" ne de "tamamen haksızlık" söylemi gerçeği yansıtıyor; daha doğru ifade, "ataerkil ama kurallarla düzenlenmiş" bir toplum.

Çeyizin boşanmada kadının baba evine dönebilmesi gibi bir düzenleme, psikolojik açıdan da düşündürücüdür. İnsan, bir ilişkiden ya da durumdan çıkabileceğini bildiğinde, o ilişkinin içinde de daha güvenle konuşabilir. Bugün de ekonomik bağımsızlığı, kendine ait bir geliri ya da destek ağı olan kadınların kararlara daha rahat katılabildiği sıkça gözlemlenir. Güvence duygusu, görünürlüğün sessiz zeminlerinden biridir; kişi, sesini yükselttiğinde her şeyini kaybetmeyeceğini hissettiğinde konuşmaya cesaret eder.

Yapı ile birey arasındaki bu ilişki bugün için de önemli. Bir kadının görünür olabilmesi çoğu zaman onun kişisel cesaretinin yanında, içinde yaşadığı yapının ona ne kadar alan tanıdığına da bağlıdır. Hitit aile hukukunu daha ayrıntılı merak ediyorsanız Hitit kanunlarında aile yazımıza göz atabilirsiniz.

Puduhepa ve Rol Modeli Etkisi: Tarih Bugünün Kadınına Ne Söyler?

Psikolojide rol modelleri, insanların "benim gibi biri bunu yapabilir mi?" sorusuna verdiği yanıtı etkileyen önemli bir kaynak olarak görülür. Albert Bandura'nın öz yeterlik kavramında, başkalarının deneyimlerini gözlemlemek, kişinin kendi yapabileceklerine dair inancını besleyen yollardan biridir. Özellikle kendine benzeyen birinin başarısını görmek, "bu benim için de mümkün" duygusunu güçlendirebilir.

Tarihsel figürler bu konuda ilginç bir işlev görür. Bu kraliçenin hikâyesi, bir kadının ataerkil bir düzende bile kayda geçen bir ses edinebildiğini hatırlatır. Ancak burada iki uca dikkat etmek gerekir:

  • Mitleştirme tuzağı: Tarihsel figürü kusursuz ve olağanüstü biri olarak sunmak, onu ulaşılmaz kılar. "O bir kraliçeydi, ben kimim ki?" düşüncesi rol modelinin işlevini tersine çevirebilir.
  • Küçümseme tuzağı: "Eski zamanlar, bugünle ne ilgisi var?" demek ise geçmişin sunabileceği bir bakış açısını kaçırmak anlamına gelir.

Daha işlevsel olan, tarihsel figürü bir "kanıt" olarak görmek: Kadınların kamusal alanda söz sahibi olması yeni bir icat değil; farklı dönemlerde, farklı biçimlerde var olmuş bir deneyim. Bu bakış, bugün bir toplantıda söz almaktan çekinen ya da aile içinde kararlara katılmakta zorlanan bir kadına "bu talep tuhaf değil" duygusu verebilir.

Görünür olmak, herkesten yüksek sesle konuşmak değil; kendi sesinizin kayda geçmesine izin vermektir.

Görünür Olmanın Bedeli: Bugünün Kadınları ve Psikolojik Yük

Bugün pek çok kadın iş hayatında, ailede ve toplulukta daha görünür roller üstleniyor. Ancak görünür olmak, beraberinde belirli psikolojik yükler de getirebilir.

Sahtekârlık duygusu. Başarılı olduğu hâlde "aslında yeterince iyi değilim, bir gün anlaşılacak" diye düşünmek, özellikle yeni bir role geçen kadınlarda sık görülen bir deneyimdir. Bu konuyu sahtekârlık sendromu yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Çifte beklenti. Kadınlardan hem iş yerinde kararlı, hem evde fedakâr olmaları beklenebilir. Kararlı davranan bir kadın "sert", uzlaşmacı davranan bir kadın "yumuşak" bulunabilir. Bu çelişkili beklentiler, kişinin sürekli kendini ayarlamasına ve yorulmasına neden olur.

"Elalem ne der" kaygısı. Küçük ve orta ölçekli şehirlerde insanların birbirini tanıması bir destek kaynağıdır; ama aynı yakınlık, görünür olan kadının daha fazla değerlendirilmesi anlamına da gelebilir. Mahalle grubunda, akraba toplantısında ya da okul velileri arasında söylenenler, kişinin geri çekilmesine yol açabilir.

Görünmez emek. Bir kadın dışarıda görünür bir rol üstlenirken evdeki bakım ve düzen işlerinin büyük kısmını da sürdürüyorsa, görünürlük bir tükenme kaynağına dönüşebilir. Çalışan kadınların çifte yükü bu açıdan tanıdık bir deneyimdir.

Kuşaktan kuşağa geçen mesajlar. Anneannelerimizden ve annelerimizden duyduğumuz "Kadın dediğin sesini çıkarmaz", "Sen idare et, büyütme" gibi cümleler, iyi niyetle söylenmiş olsa da bugün kişinin kendini ifade etme biçimini etkileyebilir. Bu mesajların bir kısmı zor koşullarda ayakta kalmanın yolu olarak gelişmiştir; o dönemde koruyucu olan bir tutum, bugünün koşullarında kişiyi kısıtlayabilir. Onları suçlamadan fark etmek, neyi sürdürmek, neyi değiştirmek istediğimizi seçmemizi kolaylaştırır.

Diyelim ki bir kadın, aile şirketinde yıllarca muhasebeyi yürütmüş ama kararların konuşulduğu masaya hiç oturmamış. Bir gün fikrini söylemesi istendiğinde boğazı düğümleniyor, sesi titriyor. Bu, onun yeteneksiz olduğunu değil, uzun süre görünmez bir rolde kalmanın bıraktığı izi gösterir.

Kendi Sesinizi Duyurmak İçin Pratik Öneriler

Hitit kraliçesinin hikâyesinden alınabilecek en somut ders belki de şu: Ses, yazıya geçtiğinde ve tekrar edildiğinde kalıcılaşır. Gündelik hayatta bunu destekleyebilecek bazı adımlar:

  • Küçük alanlarda başlayın. Aile içinde bir tatil planı, iş yerinde kısa bir öneri, veli toplantısında bir soru. Görünürlük kası küçük tekrarlarla güçlenir.
  • Düşüncelerinizi önceden yazın. Bir toplantıya ya da önemli bir konuşmaya gitmeden önce söylemek istediğiniz üç cümleyi not etmek, kaygıyı azaltabilir.
  • "Özür dilerim ama" kalıbını fark edin. Her cümleye bir özürle başlamak, söylediğinizin değerini sizin gözünüzde de azaltabilir.
  • Destekleyici bir çevre kurun. Sizi dinleyen ve cesaretlendiren bir arkadaş, kardeş ya da meslektaş, ilk adımları kolaylaştırır.
  • Kendi rol modellerinizi bulun. Tarihten bir kraliçe olmak zorunda değil; çevrenizde sesini nazikçe ama net duyuran bir kadını gözlemlemek de öğreticidir.
  • Başarılarınızı kaydedin. Tıpkı tabletlerin bir sesi bugüne taşıması gibi, küçük bir defterde başardıklarınızı ve aldığınız olumlu geri bildirimleri not etmek, kendinizden şüphe ettiğiniz anlarda size somut bir dayanak sunar.
  • Sınırlarınızı belirleyin. Görünür olmak her şeyi üstlenmek demek değildir. "Bunu yapamam" diyebilmek de sesin bir parçasıdır.

Kız çocuğu yetiştiren ebeveynler için de birkaç küçük adım düşünülebilir: Çocuğun fikrini sofrada sormak ve ciddiye almak, "uslu" olmaktan çok "kendini ifade edebilmeyi" övmek, tarihten ve çevreden farklı kadın örneklerini konuşmak. Bir Hattuşa gezisinde "burada bir kraliçe mektup yazmış" demek bile, çocuğun zihninde kadınların da tarihte söz sahibi olabildiğine dair küçük bir iz bırakabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kendini ifade etmekte zorlanmak çok yaygındır ve tek başına bir sorun olarak görülmemelidir. Ancak şu durumlarda bir uzmanla görüşmek faydalı olabilir:

  • Söz almak, fikir bildirmek ya da hayır demek yoğun kaygı, çarpıntı ya da donup kalma hissi yaratıyorsa
  • Başkalarının sizi değerlendireceği düşüncesiyle fırsatları sürekli geri çeviriyorsanız
  • Başarılarınızı küçümseyen iç sesiniz kendinize olan saygınızı belirgin biçimde zedeliyorsa
  • Hem evde hem işte her şeyi üstlenmekten tükenmiş hissediyorsanız
  • Uzun süredir isteksizlik, mutsuzluk ve değersizlik duyguları yaşıyorsanız

Bu işaretler bir tanı anlamına gelmez, ancak desteğe ihtiyaç olabileceğini gösterebilir. Bireysel terapi bu konuları güvenli bir ortamda konuşmak için bir seçenektir.

Terapide Özgüven ve Görünürlük Kaygısı Nasıl Ele Alınır?

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), görünürlükle ilgili kaygıyı genellikle düşünce, duygu ve davranış döngüsü üzerinden ele alır. "Konuşursam aptal durumuna düşerim" ya da "Benim fikrim önemli değil" gibi otomatik düşünceler belirlenir, bu düşüncelerin kanıtları birlikte incelenir. Kaçınılan durumlarla adım adım yüzleşme planları yapılır; örneğin önce küçük bir grupta, sonra daha kalabalık bir ortamda söz almak gibi.

Şema terapi bakış açısı ise bu kaygıların kökenine iner. Çocuklukta duyguları ve ihtiyaçları geri planda bırakılmış biri, yetişkinlikte "kendini feda etme" ya da "onay arayışı" gibi kalıplar geliştirmiş olabilir. Bu kalıpları fark etmek, kişinin bugünkü tepkilerini daha anlaşılır kılar ve yeni seçenekler açar.

Bunlara ek olarak atılganlık üzerine çalışmak da yararlı olabilir. Atılganlık, saldırgan ya da edilgen olmadan ihtiyaçlarını ve sınırlarını açıkça ifade edebilmektir. Seanslarda zorlandığınız bir konuşma birlikte canlandırılabilir, farklı cümle kuruluşları denenebilir ve bu deneyimler gündelik hayata taşınabilir. Böylece "haklıyım ama söyleyemiyorum" hissi yerini "söyledim ve dünya yıkılmadı" deneyimine bırakabilir.

Terapide amaç kişiyi olmadığı biri yapmak değildir. Sakin ve içe dönük bir kadın da sesini duyurabilir; önemli olan, kendi tarzına uygun ve kendine saygı duyan bir ifade biçimi bulmaktır. Bu süreç Çorum'da yüz yüze ya da online görüşmelerle yürütülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Puduhepa hakkında bilgiler nereden geliyor?

Bilgilerin büyük kısmı Hititlerin çivi yazılı tabletlerinden, özellikle diplomatik yazışmalardan gelir. Bu tabletler üzerine yapılan akademik çalışmalar, kraliçenin siyasi ve sosyal rolünü inceler. Kaynaklar resmî metinler olduğu için onun kişisel duyguları hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

Hitit kadınları erkeklerle eşit miydi?

Akademik değerlendirmelere göre hayır. Hitit kanunları evlilik ve boşanmada kadına bazı güvenceler tanısa da toplum ataerkildi ve eşitsizlik metinlerde açıkça görülür. Kraliçenin görünürlüğü, saray mensubu olmasıyla da ilgilidir.

Tarihsel kadın figürlerini okumak özgüvene katkı sağlar mı?

Rol modelleri, "benim gibi biri bunu yapabilir" duygusunu besleyebilir. Ancak figürü mitleştirmek onu ulaşılmaz kılabilir. En faydalısı, tarihsel figürlerin yanında çevrenizdeki gerçek kadınlardan da ilham almaktır.

Toplantılarda konuşmaktan çekinmem bir sorun mu?

Çoğu insan zaman zaman bu çekingenliği yaşar. Ancak bu durum fırsatları kaçırmanıza, kendinizi değersiz hissetmenize ya da yoğun kaygıya yol açıyorsa, bir uzmanla konuşmak bu döngüyü anlamanıza yardımcı olabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Yaşadığınız güçlükler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir. Acil bir durumda lütfen 112'yi arayın.

Yazar

Eda Erkan Alapala

Klinik Psikolog. İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans mezunu; bilişsel davranışçı terapi, çocuk merkezli oyun terapisi ve çocuk-ergen psikoterapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır.

Eğitimler
Okumaya devam edin

İlgili makaleler